1. YAZARLAR

  2. HARUN YILMAZ

  3. Türkiye’de Aydın Cinayetleri
HARUN YILMAZ

HARUN YILMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiye’de Aydın Cinayetleri

A+A-

Tarih boyu insanlık en çok düşünceden korkmuştur. İnsanların çoğu bir önceki kuşaktan gördüklerini doğru kabul ederek yaşantısını ona göre oluşturmuş, yerleşik fikirleri sorgulamamıştır. Düşünen ve bu nedenle de fark yaratan insanlar ise hep istenmeyenler olmuştur. Bilginin değeri ve gücü anlaşıldıkça bununla baş edemeyeceğini anlayan zayıf düşünceler farklı olanı yok etmek istemişlerdir. Doğruya ve sadece gerçeğe ulaşmak isteyen, sorgulayan, araştıran insanlar lanetlenmiş, toplumdan dışlanmış, hapse atılmış ve dahası öldürülmüşlerdir. Maalesef susturmanın yöntemi suikast ve cinayet olmuştur.

Osmanlı’da ve ülkemizde siyasi cinayetler konusu çok büyük bir başlıktır. Biz bu yazımızda yakın geçmişimizde kaybettiğimiz ve faillerinin bulunamadığı bazı suikastleri ele alarak küçük bir hatırlatma yapmak istiyoruz.

Muammer Aksoy - 31 Ocak 1990

  1-080.jpg

1917 yılında Antalya’da doğan Muammer Aksoy 1939'da Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi.  1957 yılında üniversite yasasında yapılan değişikliklerin üniversitelerin özerkliğine zarar verdiği gerekçesiyle üniversiteden ayrılan  Aksoy 27 Mayıs 1960 sonrasında yeniden üniversiteye döndü ve Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde profesör oldu. 1961 Anayasasının hazırlanmasında komisyon sözcülüğü yapmıştı. 31 Ocak 1990 günü Ankara Bahçelievler'deki evinin önünde kurşunlanarak öldürüldü. Aksoy’un türbanla ilgili farklı fikirleri vardı ve cinayeti İslami Hareket örgütü üstlendi. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Bahri Savcı, Münci Kapani ve Bahriye Üçok gibi aydınlarla birlikte Atatürkçü Düşünce Derneği’nin kurucularındandı. Suikasttan sonra gazeteleri arayan bir kişi eylemi üstlenerek, "Tesettür konusunda İslama karşı takındığı tavır nedeniyle Müslümanlar tarafından cezalandırıldı" dedi. Muammer Aksoy Atatürkçüydü ve hayatını laik, demokratik Türkiye davasına adamıştı. İnanmış, kararlı ve ödün vermez kişiliğiyle tanınıyordu. Katiller bulunacak, kanı yerde kalmayacak gibi mesajlar verilmiş olsa da olay aydınlanmadı ya da bilerek örtbas edildi. Bugün maalesef Muammer Aksoy cinayeti unutulmuş, unutturulmuştur.

Çetin Emeç - 7 Mart 1990

2-041.jpg

1935 İstanbul doğumlu olan Çetin Emeç İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. Hürriyet gazetesinde genel yayın müdürlüğü yapan Emeç, 1984-1985 yıllarında genel yayın yönetmeni olarak Milliyet gazetesine geçmiştir. 1986 yılında ise Hürriyet gazetesine genel koordinatör olarak geri dönmüştür.Hürriyet Gazetesi yönetim kurulu üyesi ve yazarı Çetin Emeç 7 Mart 1990'da işine gitmek üzere İstanbul Suadiye'deki evinden çıktığı sırada şoförüyle birlikte öldürülmüştür. Katiller çalıntı bir arabayla Çetin Emeç’in evinin önüne kadar gelmiş, Emeç arabasına bindiğinde yaklaşarak çapraz ateşe almışlar ve hayatına son vermişlerdir. Ardından şoförü Sinan Ercan’ı da öldüren katiller ortadan kaybolmuşlardır. Diğer suikastlerde olduğu gibi katillerin kısa sürede yakalanacağı ilan edilmiş ama olay her zamanki gibi aydınlatılamamıştır. Olaydan sonra Sabah gazetesini arayan bir şahıs Emeç’i İslam düşmanı olduğu için öldürdüklerini söylemiş ve daha sonra bu cinayetin arkasında da gizli bir örgütün olduğu iddia edilmiştir. Eşi Bilge Emeç 20 yıl sonra Sanem Altan’a verdiği röportajda “Ben vatansever bir kadınım gerçeklerle yüzleşmek istemedim” demişti. Çünkü olaydan sonra defalarca ifadesi alınmış ama bu ifadeler yok edilmişti. Bilge Emeç özellikle de Emeç’in ertesi gün gazetede yayınlanacak olan yazısının kaybolduğunu bildirmişti. Emeç’in de İslami Hareket Örgütü tarafından öldürüldüğü açıklandı. Ancak gerçekte böyle bir örgüt var mıydı bilinmiyor.

Bahriye Üçok 6 Ekim 1990

3-027.jpg

1919 Trabzon doğumlu olan Bahriye Üçok ,Türk tarihçi ve siyaset bilimci, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nin ilk kadın akademisyeni, Cumhuriyet Senatosu üyesi (1971-1976), Halkçı Parti'den Ordu milletvekili (1983-1987) ve Sosyaldemokrat Halkçı Parti parti meclis üyesiydi. Bahriye Üçok 6 Ekim 1990 Cumartesi günü evine gönderilen bir kargo paketinin patlamasıyla hayatını kaybetti. Muammer Aksoy gibi Atatürkçü Düşünce Derneği kurucularındandı.

Bahriye Üçok Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin ilk kadın öğretim üyesiydi. Kuran-ı Kerim’i kendine has bir üslupla yorumlamıştı. Bir televizyon programında türbanın zorunlu olmadığını söylemesi üzerine yoğun tehditler almaya başladı. Hastaneye kaldırıldığında kolları ve bir bacağı kopmuştu. Cinayeti yine İslami Hareket Örgütü üstlendi. Cumhuriyet gazetesini telefonla arayan bir kişi Üçok’un örtünme konusundaki düşünceleri yüzünden cezalandırıldığını söyleyerek “İslama sınır koyanları idam etmeyi borç biliriz.” mesajını vermişti.

Uğur Mumcu    24 Ocak 1993

4-009.jpg

1942 Kırşehir doğumlu olan Uğur Mumcu Ankara Hukuk Fakültesi mezunudur. Geçtiğimiz 24 Ocak Uğur Mumcu’nun bir suikast sonucu öldürülüşünün 25. yılıydı. Mumcu, Ankara Karlı sokakta evinin önünde, arabasına konan C-4 tipi bomba ile yaşamını yitirmişti. Olayın ardından inceleme yapan uzmanların delil bulamadığı, patlamayla etrafa dağılan delillerin ise cımbızla toplamak yerine süpürgeyle süpürüldüğü iddia edilmiştir. Uğur Mumcu’nun neden öldürüldüğüyle ilgili birçok spekülasyon olmuş, suikastı Mossad’ın ve kontgerillanın yaptığı iddia edilmiştir. Mumcu’nun ölümünden birkaç hafta önce yazdığı, Barzani ailesi ve Mossad ilişkisini deşifre eden köşe yazısı birilerini rahatsız etmişti. Yazısını ‘’ Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD 'ın Kürtler arasında? Yoksa CIA ve MOSSAD, antiemperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?’’ sözleriyle tamamlamıştır. Uğur Mumcu’nun Abdullah Öcalan ve Mit ilişkisini araştırdığı ve bu nedenle öldürülmüş olabileeği de iddialar arasındadır. Suikastı; İslami Hareket, İBDA-C, Hizbullah gibi örgütler üstlendi. Neden öldürüldüğüyle ilgili bir diğer iddia Mumcu'nun, seri numarası silinmiş ve Kürdistan Demokratik Partisi lideri Celal Talabani'ye götürülen silahlarla ilgili araştırması olmuştur.

Ahmet Taner Kışlalı 21 Ekim 1999

5-005.jpg

Ahmet Taner Kışlalı, 21 Ekim 1999 günü saat 09:40'da arabasının üstüne bir poşet içinde konulmuş bomba ile öldürüldüğünde 60 yaşındaydı. Tokat doğumlu olan Kışlalı Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde lisans okumuş, Paris Üniversitesi’nde Anayasa Hukuku ve Siyaset Bilimi alanında doktora yaparak Türkiye’ye dönmüştür. Hacettepe Üniversitesi’nde bir dönem öğretim üyeliği ve Ecevit Hükümeti döneminde 1978-1979 yıllarında kültür bakanı olarak görev yapmıştır. Ahmet Taner Kışlalı da Atatürkçü kimliğiyle biliniyordu ve sürekli tehditler alıyordu. Son yazısında Fethullah Gülen tehlikesine dikkat çekerek şunları söylemişti.

‘’Öte yanda Fethullah Gülen. Son yıllarda, kamu önünde ağzından tek bir cumhuriyet karşıtı söz çıkmamış. Devlet büyükleriyle iyi ilişkiler kurmuş. Ordu dışında hemen tüm önemli kurumlarda önemli ’’mevziler’’ elde etmiş. ABD’nin ’’etkin’’ desteğini sağlamış. Görünüşte Atatürk’e ve cumhuriyete saygılı. Ama tüm eğitim ağı ile, cumhuriyetin temellerini ağır ağır kemiriyor. Amacına ürkütmeden, acıtmadan ulaşma yöntemini seçmiş. Kutlular ve Gülen. İkisi de Nurcu.. İnançları ve amaçları aynı, yöntemleri ayrı. Hangisini seçersiniz?.. Kırk katırı mı, kırk satırı mı? Hakkındaki bilgilerimiz arttıkça, Sayın Gülen beni korkutuyor’’

En önemli sözlerinden birisi ‘’Kemalizm, geçmiişin bekçiliği değil, geleceğin öncülüğüdür’’ olmuştur.

Necip Hablemitoğlu 18 Aralık 2002

6-003.jpg

18 Aralık 2012 tarihinde evinin önünde uğradığı suikast sonucu öldürülmüştür. Öldürüldüğünde Fethullah Gülen cemaatini deşifre eden kitabı Köstebek baskı aşamasındaydı. Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, Hablemitoğlu ile görüşüyordu. Savcı Hablemitoğlu’ndan aldığı belgeleri mahkemeye ek delil olarak sunacaktı. Hablemitoğlu’nun Alman Vakıfları isimli kitabı da dikkat çekicidir. Bu kitapta Bergama’da altın çıkarılmaması için Almanların yaptıklarını gözler önüne sermişti. Türkiye’deki Konrad Adenauer, Friederich Ebert gibi vakıfları ele alarak bu vakıfların ne tür faaliyetler yaptığını detaylı olarak anlatmıştı. Yazıldığı dönemde içindekilerin gerçekliğine çok az kişinin ihtimal vereceği Köstebek kitabı cemaati detaylı olarak deşifre etmesi bakımından çok önemlidir. Bu kitapta Cemaatin emniyeti nasıl ele geçirdiği, cemaate karşı olanların sahte raporlarla nasıl tasfiye edildiği kısacası Türkiye’nin damarlarına bu örgütün nasıl sızdığı detaylı olarak anlatılmaktaydı. Türkiye çok büyük bir araştırmacısını ve aydınını kaybetmiştir.

Bu cinayetlerin ortak noktaları; Maktüllerin Atatürkçü ve aydın olması, hepsinin ölümünün ardından gazetelerin aranıp İslam’a karşı olan fikirlerinden dolayı öldürüldüklerinin söylenmesi, tüm suikastleri gerçekte var olup olmadığı bilinmeyen İslami Hareket adlı örgütün üstlenmesi olmuştur. Cinayetlerin arkasında hep radikal islami örgütler gösteriliyor. Gerçek failler bilinmediği için bu konuda bir şey söyleyemiyoruz. Laik ve Kemalist Türk aydınlarının öldürülüp, arkasından İslam’a karşıydılar mesajı verilmesi düşündürücü. Belki de bu yönde bir algı oluşturularak Türkiye bir döneme hazırlanıyordu. İslam adına bu cinayetleri işleyenler bugünkü Işid kafasıyla aynıydı ve belirli bir algı oluşturmak, düşüneni, faydalıyı yok etmek isteyen azmettiriciler ise yine bugünkü gibi kaos peşindeydi.

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.