1. YAZARLAR

  2. SHENI HAMID/Londra

  3. Türkiye'nin geleceği nereye gidiyor? Ve ekonomik vaziyetin bu süreçteki yeri
SHENI HAMID/Londra

SHENI HAMID/Londra

Avrupa ve Londra Temsilcisi
Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiye'nin geleceği nereye gidiyor? Ve ekonomik vaziyetin bu süreçteki yeri

A+A-

‘Ağlanacak halimize gülüyoruz’ cümlesinin, özde, nasıl bir his uyandırdığını işte o zaman anladım:

Bundan çok seneler önce, İngiliz aristokratlarının ikamet ettiği yemyeşil bir semtte, ev kiraladığım dönemdi. BBC prodüktörü evsahibim, yanındaki ekibi dahilinde, kapımı çaldı ve evin geniş bahçesinde gerçekleştirilmesi amaçlanan TV program çekimleri için, rehberliğim eşliğinde planlar yapmaya başladı. Aynı sırada sohbetimiz koyulaşırken, konu ‘Türkiye’deki yaşam koşulları ile -her ne alakası varsa- ‘Geceyarısı Expresi (1978)’ filminde buluverdi akışını… Artık huzuru kaçmış konuşma yönünü ‘Türkiye ile insan hakları uygulamaları; terörizm ve Kürt ayrımcılık sorunu; İslam dini; Osmanlı İmparatoruğu’na dair muhafaza edilmekte olunan derin gurur; Türkiye ve cihad kavramıyla bağdaştırılmış iğneleyici yorumlar; Yunanistan ile aramızda sözde her an savaş patlayabileceği iddiası; ekonominin, kayırmacılıkla bağdaştırılmaya çalışılan iniş-çıkışı; lahmacun, döner kebab, köfte ve rakı keyfi ile donatılmış oryantal dans müziğinde, iyi kıvırtmayı bilen yetenekli dansözlerimiz’ izledi de izledi... Bu gereksiz irdeleme, o gün benim için, bir gurur mauhafazasıyla donatılmış taviz vermez kelimeler savaşı ve adres değişikliğiyle noktalandı.

İşin ilginç tarafı, dünyanın pek çok yöresinde atıp tutarak, diğer ülke politikalarını iyi bidiğini iddia eden ve hemen akabinde ‘Türkiye’nin başkenti İstanbul’dur’ fikrini öne süren, geniş bir kitle halen mevcuttur -tıpkı bahsettiğim evsahibi gibi.

Elbet bunlara ilaveten, Türkiye’nin turizm cennetligine dair özelliği; dört mevsimi bünyesinde barındıran güzelliği; ülkedeki ucuz tatil imkanlarının çeşidi; ekonomik atılımlarının başarısı; zengin folklorü, renkli kültürü ile halkımızın misafirperverliği… övgüyle de anlatıldı bazı dostluk sohbetlerinde… Bereket versin.

Bugün şunu müjdelemek mümkündür, TC’nin ‘başkası olma, kendin ol’ yönünde ilerleyen cesur tutumu, yukarıda en basit örneklerini sunduğum yergilerden çoğunu da elimine etmeye yarayacaktır. Yeter ki, mücadeleyi elden bırakmayalım:

Türkiye Ekonomisindeki İstikrara Dair Saptamalar:

*Türkiye, coğrafi alandaki stratejik pozisyonuyla tüm yatırımcılara açık kılınmış, liberal ticaret ve yatırım imkanları sunmaktadır. Ülke, AB üyesi olmadığı halde, bahsi edilen yapılanmayla arasındaki mevcut gümrük birliği anlaşması dolayısıyla, geniş bir ihracat imkanından faydalanmaktadır. Dolayısıyla bu pozisyon, yurt içine yönelik gerçeklestirilmiş yabancı yatırımları da pozitif yönde arttırmaktadır.

*Uluslararası alanda faaliyet gösteren yatırım bankaları, Türkiye’nin Gayrısafi Yurtiçi Hasılasının 2018 itibarıyla %3.3 oranında artmasını beklemektedir.

*World Bank-WB (Dünya Bankası) verileri uyarınca, (100, maximum başarı indeksi olarak gösterilerek) Turkiye yeni yılda:

-Yeni iş girişimciliği alanında 80;

-İnsaatçılık alanında izin garantilenmesi alanında 96;

-Finans kredisi edinilmesi alanında 77;

-Vergi ödeme gücü alanında 88;

-Uluslararası ticaret kapasitesi alanında 71;

indeksleriyle kabul edilmektedir.

*Ülkede, içe yönelik artışı sürdüren yabancı yatırımcı talebi dolayısıyla emlakçılık sektörü alanındaki fiyatlar, özellikle popüler yerleşim alanlarında olumlu yönde etkilenmiştir. Hatta, inşattçılık alanındaki yatırımların, ticaret olanağı sunan imalat kapsamındaki yatırım artışlarına kıyasla, önümüzdeki dönemde daha da fazlalaşması beklenilmektedir.

Fakat…

*Tüm bunlara rağmen, Türkiye’deki geniş cari hesaplar açığı, ülke genelindeki düşük tasarruf oranından dolayı da kaynaklanmaktadır, ki bu husus önümüzdeki dönemde de ekonomik gidişatı etkilemeye devam edecektir.

Tabi ki cari işlemler, güçlü iç büyüme nedeniyle genişleyecektir; yine de öte yandan, emtia fiyatlarının yükselmesi ‘ekonominin, yerli yatırımları daha fazla finanse etmesi niyetiyle’ dış finansmana bağımlı kalınmasına sebep olabilecektir.

*İleriye yönelik adımlarda göz önünde tutulması gerekecek bazı unsurlar:

Suriye ile Irak’taki ekonomik ve politik çalkalanmaların; iç ve dış sahada süregelen terörizm faaliyetlerinin (ve bu olumsuzlukların, özellikle turizm ile ticaret alanında negatıf etkinlik gösteren ivmesinin) TC partnerlerini tedirginliğe düşürmeye devam edeceğidir.

Gene de…

*Yurt içi tüketici talebi oranı açısından bakıldığında, memleketteki ithalat oranı artışa geçecektir ve uygulamaya koyulmuş yeni ekonomik politikalarının da katkısıyla Turkiye, cari hesap dengesini kontrol etmeye devam edecektir.

*Sabit dengenin yanında, gelişmekte olan piyasa standartları ile gerçek faiz oranlarının düşük kalması beklenirken; politik çerçeve kapsamı dahilinda, 2019 seçimlerine değin, ülkeye yönelik sermaye girişlerinde bir ihtiyat sezilebilinecektir.

*Türkiye merkez bankası tarafından geçtigimiz yıldan bu yana gerçekleştirilen kararlı uygulamalar, günümüze uzanan enflasyon beklentilerini belirlemeye devam edecektir. (Merkez Bankasi’nin uygulamalarındaki temel amaçlardan birisi de yurt icerisindeki yatırım fikrini canlandırmaktır).

*Paralel düzeyde, TC ekonomik kapasitesinin genişlemesiyle, doğu-batı ülkeleri de unutulmayacaktır. Bilhassa Çin ve Rusya gibi etken iş partnerlerinin de alişveriş tablosuna dahil edilmesiyle, gelecek dönemde Türk varlıkları -fazla hızlı bir ivmede sayılmasa bile- sağlam bir istikrara kavuşacaktır.

*Hükümet tarafından uygulamaya sokulan Kredi Garanti Fonu (özetle, hükümet tarafından garanti edilen ve belli bir oran tabanından itibaren, kredi ihtiyaci duyan yatırımcılar ile şirketlere, imtiyazlı kredi sağlayan program) özellikle, yurt genelinde faaliyet gösteren bankacılık sektörünü harekette tutarak, yatırımcılara yönelik sunulan banka kredileri imkanlarını da arttırmış bulunacaktır.

Enflasyona Gelince…

*Türkiye'deki bağlantılı enflasyon beklentilerini daraltmak niyetiyle gercekleştirilmiş risk dağılım hesapları, önümüzdeki aylarda Türk lirasına yönelik kısa vadeli destek sağlayacağı halde, YTL, bir müddet için daha ABD lehine hareket etmeye devam edecektir.

*Merkez Bankası tarafından gerçeklestirilmis yurtiçi risk ayarlama uygulamaları dolayısıyla, temel getiriler yükselecek ve Lira nihayet ABD Doları karşısında değer kazanmak için, ayarlama sonucunda ulaşılmış, toplam getiri koşullarını da hesaba katacaktır.

*Her halikarda, ülkedeki ticaret akışını kesintisiz olarak gerçeklestirmek sebebiyle YTL, Dolar karşısındaki direncini sürdürecek; fakat ‘enflasyon oranı karşılastırması bağlamında ABD ile Turkiye arasındaki büyük farkın, Lira üzerinde olumsuz baskı uygulayacak olması sebebiyle, para biriminin Dolar karşısına rastlayan zayıflığı devam edecektir’.

*Türkiye’de enflasyon, önümüzdeki yıl içerisinde de TC Merkez Bankası (hedeflenmiş %0.5 oranı) beklentilerinden daha yüksekte kalacaktır. Yine Wall St. NY ile City, London yatırım ve finans uzmanları uyarınca, Türkiye’de enflasyonun 2020 yılına değin ortalama %8.5 oranı civarına rastlayan bir iniş-çıkış güzergahı içerisinde bulunacağı önerilmektedir.

*Daha sonra, -ABD Doları karşısında daha yüksek nominal faiz oranları göz önüne alındığında- ısrarla yükselmis enflasyonun yavaşlamaya geçeceği beklenmektedir.

Gelecek On Yıl İçinde Türkiye…

TC uzun vadeye yönelik hedeflenmiş sürdürülebilir kalkınma rotasına devam edecektir. Ülkenin coğrafi konumu, ticaret alanındaki avantajı da yanında getirmeye devam ederken; özellikle yurt içi pazarın hareketliliği, yerel tüketici çarkının sabit olarak işlemesine katkı sağlayacaktır. Bu vaziyet bilhassa, yabancı yatırımcıların iştahını kabartmaya devam edeck iken; malesef, yüksek uygulama riskleri, bazı kurumsal ayarlamaların yapılış gerekliliği ve ısrarla süren mikro ekonomik dengesizlikler, konuyla alakalı muhtemel büyüme hızını da ağırlaştıracaktır.

Hükümet Reformlarına Dair…

*Hükümetin yapısal reform programı ‘enflasyonu kontol altına alarak; kamu borcu oranlarını azaltarak; bankacılık sektöründeki uygulama zeminini daha da sağlamlaştırarak’ TC geleceği için fazlasıyla sürdürülebilir bir kalkınma ortamı hazırlamıştır.

*Önümüzdeki dönemin denge ayarlama sürecinde Türkiye, potansiyel bir ekonomik krizden tamamen uzak durmayı başaracaktır. Aynı bağlamda, daha az miktarda global likidite ve daha düşük kredi büyümesi, süregelen ekonomik faaliyeti daha mütevazi bir yoldan ilerletecektir.

*Dış ve özellikle komşu ülkelerin sosyo-politik-ekonomik çalkantıları ile Türkiye’de muhtemel bir açığı finanse etmek için devam eden mali ve sermaye giriş akımlarına duyulan ihtiyaç göz önüne alındığında: Uluslararası yatırımcı güvenine ve destekleyici küresel makro-ekonomik ortama bağlı olarak Turkiye, ekonomisini, daha da ihtiyatli yönde hareket ettirmeye yönlenecektir.

*Maddi politikalar, iş ve işçi kapasite denge istikrarının arttırımı alanında uygulanılan yaptırımlar; emeklilik reformu; eğitim alanındaki reformların yaygınlaştırılması; para piyasası uygulamalarının daha fazla bir esneklik kazanması… ilerleme yönünde atılacak adımlar sırasında, ülke için, pekiştirilmesi gereken bazı sahalar olarak görülebilecektir.

*TC’nin AB gümrük birliği anlaşmasını muhafaza etmesi nedeniyle ‘Dış sanayi firmaları, ülkedeki düşük ücretlerden yararlanmak ve yurt içinde işleyecek üretim merkezleri kurmak üzere, muhtemel yatırım fırsatlarını kesintisiz değerlendirecektir’.

Kısacası…

Önümüzdeki on yıl ve ötesi itibarıyla ekonomik alandaki ağırlık, ihracat odaklı bir ‘imalat ve ithalatçı sektörü’ olarak ilerlemeye devam edecektir. Dahası, iç pazarın büyüklüğü ve iç tüketimdeki potansiyel büyüme sürerken, ekonomi potansiyeli imalat sanayiinde olduğu gibi, hizmet sektörü büyümesiyle de yabancı firmalarin ilgisini yakalanacaktir.

Görüleceği üzere…

Ekonominin yansıttığı güvenceli zemin, TC’deki diğer unsurların pekiştirilmesine dair de temel kuracaktır. Çünkü ekonomi, tüm ülkelerin yükseliş ögelerini besleyen can damarlarından biridir. Unutulmamalıdır ki, yeryüzündeki her kurum-kuruluş ve ülke için geçerli sayılacak ve daima geliştirilmesi gereken bazı hassasiyetler bulunmaktadır; parallel olarak, pek çok pozitif özelliklerin de var sayıldığı gibi...

Değerlendirmelerimi, Avrupalı Türk Demokratlar Birliği (UETD,Köln) Genel Başkanı Sn.Zafer Sırakaya’nın ‘Olumsuzlukları, olumluluklarla yeneceğiz’ deyişiyle tamamlarken; yine aynı amaç içerisinde başarıyla ilerleyen Genel Başkan Yardımcısı Sn.Filiz İşler’e, Genel Sekreter Sn.Bülent Bilgi’ye; UETD London Başkanı Sn.Erdal Yetimova’ya ve global bütünlüğümüzü gururla temsil eden tüm diğer dostlarımıza teşekkür ediyorum.

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.