1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. Türkiye’ye yönelik bir kuşatma hareketi var!
Türkiye’ye yönelik bir kuşatma hareketi var!

Türkiye’ye yönelik bir kuşatma hareketi var!

Sabah Gazetesi Köşe Yazarı Mahmut Övür, Can Dündar'ın haber kaynağının Enis Berberoğlu olduğu yönündeki iddialar ile birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik girişimleri AVAZTÜRK Haber Müdürü Arzu Erdoğral’a değerlendirdi.

A+A-

Sabah Gazetesi Köşe Yazarı Mahmut Övür, AVAZTÜRK’e yaptığı açıklamada Can Dündar'ın haber kaynağının Enis Berberoğlu olduğu yönündeki iddia ile ilgili olarak “Eğer bu iddia doğrulanırsa zincirleme bir ilişkinin ortaya konulacağını, bunun da yeni bir tartışmanın fitilini ateşleyeceğini” söyledi. Övür, CHP tarafından “Erdoğan Cumhurbaşkanlığı’ndan azledilsin başvurusu”na ilişkinde “Siyaseti bu hale getirmek, muhalefetin ve Türkiye’ye karşı kurulan o setin çaresizliğini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Sabah Gazetesi Köşe Yazarı Mahmut Övür

ZİRCİRLEME BİR İLİŞKİYİ ORTAYA KOYUYOR!

-Can Dündar’ın HTS sinyallerini inceleyen savcılığın, o gün CHP’li Enis Berberoğlu ile görüştüğünü tespit ettiği ile ilgili bugün gündeme gelen haberler var.  Savcılığa dayandırılarak Can Dündar'ın haber kaynağının Enis Berberoğlu olduğu yönündeki bu iddia ile ilgili neler söylersiniz?

Önemli bir iddia, sonuçta savcılığa dayandırılan ve mahkemeye verildiği söylenen bir iddia… Bu bana göre şunu anlatıyor; Eğer bu iddia doğrulanırsa zincirleme bir ilişkiyi ve kamuoyunca çokça tartışılan bu gazete ile cemaat ve CHP arasındaki ilişkiyi ortaya koymuş olacak. Bu hem siyasi açıdan hem de hukuki açıdan önemlidir. Bu yeni bir tartışmanın da fitilini ateşleyecektir.

ERDOĞAN’DA SİMGELEŞEN BİR POZİSYON VAR!

-Bu manada Can Dündar görüntülerin kendisine solcu bir milletvekili tarafından getirildiğini açıklamıştı. Aynı zamanda sizin de bildiğiniz gibi Viyana Sözleşmesine aykırı olduğu halde konsolosların desteği vardı. Bu desteğe hem yurt dışından hem de içeriden de sahip çıkıldı. Şimdi bu iddia doğru çıkarsa tüm bunların paralelinde bu tablo bize neyi göstermiş olacak?

Bu tablo Türkiye’de hep tartıştığımız şeyler… Bu tablo şudur; Türkiye’ye yönelik bir kuşatma hareketi var. Bu tablonun içeride de ayakları mevcut. İçeride ayakları da adı geçenlerdir. Cemaat bu açıdan çok tipik bir rol oynuyor. Hem ABD eksenli bir rol oynuyor hem de Avrupa eksenli de başka yapılar bulunuyor. Bu, Türkiye’nin  son dönemlerde yani 10-15 yıldır aldığı pozisyona yöneliktir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’da simgeleşen bir pozisyonu var. Ben zaman zaman yazıyorum, bu kendi fikri, perspektifi ve dünyaya bakışı olan bir ülke pozisyonudur. Bütün bu altta süren kavgalar tır operasyonları, 17-25 Aralık, Gezi kalkışması, 6-8 Ekim vandalizmi hatta bu son terör saldırılarının hepsinin Türkiye’nin bu pozisyonuna yönelik bir saldırı olduğunu düşünüyorum. Peki burada AB niye böyle bir pozisyon alıyor? AB, bir taraftan Türkiye ile mülteciler üzerinden bir ilişki geliştirmeye çalışırken, hatta ben onu biraz daha ileri götürüyorum; Suriye üzerinden özellikle Almanya yalnız kaldığı için Türkiye ile ilişki kurmaya çalışıyor. Böyle bir birlikteliği Türkiye ile kurmaya çalışırken de aynı zamanda Türkiye aleyhine de bir pozisyon alıyorlar. Konsoloslar açık açık davanın özüne müdahale edecek kadar, davayı tanımlayacak kadar bir tavır alıyorlar. İzleyebilirler ama izlemek başka tavır almak ve yargıyı etkilemek başka! Ben bunların hepsinin  Türkiye ile AB üzerinden gelişen dünya statükosu arasındaki çelişkiden kaynaklandığını ve Türkiye’ye yönelik bir saldırı olduğunu düşünüyorum.

DARBE ZİHNİYETİNDEN BİR FARKI YOK!

-CHP’de Enes Berberoğlu’nun da desteklediği “Erdoğan Cumhurbaşkanlığı’ndan azledilsin başvurusu” yapılacak. Anayasa Mahkemesi'ne 110 CHP milletvekili imzalarını götürüp, Sayın Erdoğan’ın Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı yapma ehliyetinin, liyakatinin olmadığını Anayasa Mahkemesi'nin tespit etmesi kararını isteyerek Erdoğan’ın  Cumhurbaşkanlığından azledilmelisini talep edeceklermiş! Bununla ilgili söyleyecekleriniz  ne olur?

Bu hakikaten aklı zorlayan bir şey… Siyasetin sınırlarını aşağı çekip bu kadar düzeysiz bir hale getirebilmenin başka bir örneğinin olacağını sanmıyorum. Siyaseti bu hale getirmek, muhalefetin ve Türkiye’ye karşı kurulan o setin çaresizliğini gösteriyor. Toplum ile bu kadar içli dışlı olmuş yüzde 52 oy almış bir Cumhurbaşkanı’na böyle bir yöntemle siyasi bir mücadele yürütmek, siyaset dışı bir tavırdır. Bunun darbecilerden farkı yoktur! Yani Türkiye’nin geçmişte acılar çektiği darbe zihniyetinden farkı yoktur. Aslında zaten O darbe zihniyetinin sivil ayakları her zaman karşımıza çıkmıştır. Ama her zaman da toplumdan gereken cevabı almıştır.

ÇARESİZLİĞİN DİBE VURDUĞU NOKTA!

-Dün yine Soner Yalçın yazısında bu girişime ilintili olarak “Erdoğan ilaç kullanıyor, ülke yönetemez” demeye getirdi…

Her şey bir tarafa kişilik haklarına ilişkin, özel hasta haklarına ilişkin, insani ve bireysel haklara ilişkin koruma kanunları var. Bunları bile ayaklar altına alıp çiğneyen bir yöntem kullanıyorlar. Dediğim gibi çaresizliklerinin dibe vurduğu nokta!

 

YASAL UYARI: Yayınlanan haberin tüm hakları AVAZ MEDYA Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.