1. YAZARLAR

  2. SHENI HAMID/Londra

  3. Yalla!.. Hepsi numara
SHENI HAMID/Londra

SHENI HAMID/Londra

Avrupa ve Londra Temsilcisi
Yazarın Tüm Yazıları >

Yalla!.. Hepsi numara

A+A-

Bir süre evvel Amerika’nın Los Angeles şehrindeki meşhur ‘Farmers Market’ inde küçük bir kafeterya işleten Amerika’lı ahçıbaşı, işletmesinin önünden geçmekte olan grubumuzun yolunu keserek bizlere timsah kavurması ikram etti. Bu ilginç tanışma sonrasını izleyen ayaküstü sohbetimizde laf lafı ve akabinde politikayı da açarken, konu tesadüfen ABD-Arap ülkeleri ilişkilerinde gelip dayanıverdi. Ortadoğu politikasından epey anladığı dikkat çeken Amerikalı, renkli fikirlerini takiben, tabaktaki pişmiş timsah parçalarını işaret ederek, Araplara dair görüşünü de gururla ifade etti: ‘Bu millet timsah gibidir, onu kıvama getirip pişirmeyi bilene’. Yaşlı Amerikalı’nın ne demek istediğini anlamak, hiç vaktimizi almadı.

 

Özellikle günümüzde basta Sudi Arabistan, Birleşik Arap Emirliği, Katar, Kuveyt olmak üzere birçok Arap zengini, ABD toprakları dahil, dünyanın en gelişmiş ülkelerinde kök salmayı sürdürmekte, üstelik bu ülkelerde iş ve finans yatırımları alanında yüklü oranlara varmış ortaklık hisselerini de muhafaza etmektedir. Tabi ki bu yatırım değiş tokuşunun karşılığında ise, başta ABD ve İngiltere olmak üzere pek çok Avrupa ülkesi de Ortadoğu topraklarına yönelik amaçları doğrultusunda ilerleyerek, atlarını dilediği gibi koşturmaya devam etmektedir. Konunun yakın geçmişteki örneğini, ABD Başkanı Donald Trump’ın, Arap ülkelerine yaptığı ziyareti yankılarında görebiliriz. İşin aslına bakılırsa, Katar’ın olağan düzenini altüst eden başlangıç noktasının dahi bu ziyaret ile alakalı olabileceği ihtimali ister istemez bir düşünce olasılığını yaratmaktadır.

 

Ambargo uygulamalarının Katar üzerindeki  yaptırım etkisini ve Arap Birliği kardeşlerinin  Katar’ı dize getirme niyetli yollarını, bilenlere tekrar söylemeksizin, meseleyi ‘şimdiki durum’ açısıyla değerlendirmekte uzun vadeli bir girişimcilik faydası bulunmaktadır:

 

Anlaşılacağı üzere bu safhada, şimdilik, Doha idaresi için genel ihtiyaçları giderme yönündeki ‘ithalat’ daha masraflı bir uygulama durumuna dönüşecek; ülkeye yönelik turizm sektörü sarsıntıya girecek; devlet finans-kredi sağlamlığı uluslararası yatırım firmalarının bakış açısıyla düşüş yönünde değerlendirilecek ve hükümet, dış piyasalardaki ticaret akışına ayak uydurabilmek çabasıyla, haznesindeki halen mevcut döviz kuru rezervlerini muhtemelen tüketmeye başlayacaktır.

 

Özellikle Sudi Arabistan’ın, Katar ile paylaştığı kara sınırında askeri kuvvetlerini odaklamaya geçişi ve ABD’nin de Doha ile arasında süregelen askeri birlik anlaşmasını iptal etmeyi -hatta ülkedeki Udeid Arab Üssü’nden askerlerini çekmeyi- önermesi, Katar’ı şimdilik titretmeye, lakin çok da fazla  hırpalamamaya devam edecektir. Güncel gelişmelerin gidişatı üzerine tamamen emin olabiliriz ki Katar, en fazla birkaç ay içerisinde, komşularının (ve perde arkasındaki ABD’nin) istekleri uyarınca tavırlarını dengeleyecektir. Ta ki suların uyuyup, yılanın uyanacağı uygun bir an gelinceye değin.

 

Dolayısıyla ‘yaramaz çocuğun kulağını çekme senaryosunu’ şimdi ustalıkla oynamakta olan bölgenin ambargocuları da, Katar’ın gidişatını kendi menfaatlerine düşecek bir raya oturttuktan sonra, güncel işlerine kaldıkları yerden beraberce devam edecektir.

 

Bu aşamada özellikle, potansiyel müteşebbislere istikrar müjdesi vererek şunu vurgulayabiliriz: ‘Katar üzerinde uygulanan ambargolara rağmen, ülkenin, denizyolu aracılığıyla gerçekleştirdiği, petrol ve doğalgaz ithali pratiğinde herhangi bir kesiklik beklenilmemelidir’.

 

Gelelim o muhtemel barışma gününün diğer cazip sebeplerine… Öncelikle Katar, ‘dünya çapında üçüncü büyüklükteki’ doğalgaz kaynaklarını, sınırları içerisinde muhafaza etmektedir ve ayni zamanda da dünyanın en büyük ‘sıvılaştırılmış doğalgaz’ ihracatçısıdır. Üstelik Doha yönetimi, hidrocarbon sektörü gelir alanında devlete yüzde 50 oranında katkı sağlarken, ülkenin kişi başına düşen milli geliri su anda yaklaşık 62500 Dolar oranında tahmin edilmektedir ki, bu gösterge Katar’ı -dünya sıralamasında başlıca- kişi başına düşen milli geliri en yüksek kademedeki ülkeler arasına katmaktadır. Katar’ın zenginlik alanında bu kadarla kalmadığı anımsanarak, devletin dış ülkelerde bulunan (özellikle ABD, Birleşik Krallık ve Avrupa) özel yatırım ve malvarlığının ise ülke GSMH’nin yüzde 170 oranı değerine ulaştığı dikkatlerden kaçırılmamalıdır.

 

Tüm bunlara dahil, Cin, Japonya, Güney Kore ve Hindistan ile süregelen ticari ilişkiler, ülkenin yüzde 55 oranındaki ihracat gelirine katkıda bulunmaktadır. Yani böyle bir kriz donemi içerisindeyken dahi, Katar altyapı alanındaki yatırım ve gelişmelerine, yerel bankalarının da rezerve edilmiş fonu desteği dahilinde devam edecektir ve uzun vadede, 2020 Dünya Kupası hazırlıkları herhangi bir yavaşlamaya uğramayacaktır. Zaten Ortadoğu topraklarındaki kuvvet göstergesi oyunu sonuçlanır sonuçlanmaz, ambargo kaldırıldıktan sonra, ülke istikrarlı gelir-gider dengesine yeniden kavuşacaktır; bundan kimse endişe duymasın.

 

Kısacası durum ne olursa olsun, bu çalkantılı dönemde Katar’a maddi manevi destek sağlama sürecine girmiş dostlar ile Türkiye için, fırsat, sadece ağlanacak bir omuz olarak kullanılma işleviyle değerlendirilmemelidir. Hani yaşlı Amerikalı’nın da dediği gibi, Türk ahçıları şimdiden ‘timsah kavurması’ yapma taktiklerini usta karar ve manevralar yoluyla öğrenmelidir ki, Türkiye’ye Ortadoğu’dan savrulan terör kılçıkları yerine, artık ekonomi sofrasının ziyafeti uzansın.

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.