1. YAZARLAR

  2. ORHAN SARIKAYA

  3. Yeni Dünya Düzeninde G(S)eçim...
ORHAN SARIKAYA

ORHAN SARIKAYA

Yazarın Tüm Yazıları >

Yeni Dünya Düzeninde G(S)eçim...

A+A-

Öncelikle, sizi Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr.Cemal Zehir'in  açıklamaları ile başbaşa bırakıyorum ki sonra anlatacaklarıma zemin oluştursun...

Aziz Dostlar,

Bana ekonomi dersi verecek kadar ileri gittiniz.Ben sizin gittiğiniz yoldan geleli çok oldu. Benim yazdığım saha araştırmalı 125 ten fazla makaleyi okumaya ömrünüz yeter mi bilmem. Doktora öğrencilerim benim İşletme ilmine katkılarımı makalelerim üzerinden yaptıkları araştırmaları 3 haftada özetleye bildiler. Ben Türkiye’de 2.800’de fazla işletme üzerinde ondan fazla araştırma yapmış, Sakarya’dan Edirne'ye kadar girmediğim fabrika neredeyse yok gibidir.

1997’da Gebze Organize Sanayide faal 16 tane İşletme vardı.Şimdi yüzlerce fabrika vardır. Sakarya’dan Edirne'ye kadar binlerce fabrika var ve hepsi çalışıyor.Bunlar sadece inşaat malzemesi üretmiyor. Başta Avrupa olmak üzere dünyanın önde gelen ülkelerine yan ve ana sanayi ürünü üretiyorlar.

Türkiye'ye yabancı sermaye girmiyor diyenler bu bölgeyi gezerler ise dünyanın bilinen markalarının burada üretim yaptığını görürler. Masa başı yazmayı bırakın bu sanayi bölgelerini bir gezin.Ben 24 yıldır geziyorum onun için bazı dostlardan farklı düşünüyorum. Tüm ekonomik veriler cari açık dahil Türkiye ekonomik olarak iyi durumdadır.Buna inanın, inanmayanlara uygun bir vakitte canlı yayından değerlendirme yapacağım.

İyi bir yatırımcı,siyasetçi veya ekonomist ise okuluma davet edip uluslararası kuruluşları verileri ile gerçeği tartışmaya davet edeceğim.Bana ders vermeye çalışanlar hiç olmaz ise Google academic'e girerek kime akıl verdiklerini makalelerimi okuyarak bir baksınlar.2.000'den fazla saygın akademisyenden atıf almış bir akademisyenle karşı karşıyadırlar. Masa başı yazmak kolaydır.

Size diyeceğim odur ki,

Uluslararası yatırımcılar ve fonlar Türkiye iyi yönetilemiyor algısı oluşturarak Türk işletmelerini zora sokmak, TL’nin değerini düşürmek ve sonrada Türk işletmelerini ucuza kapmak istiyorlar.Bu manipülatörlerin oyununa gelmeyin.Herkesin siyasi görüşüne saygı duyarım.Fakat ülkeme yapılan haksız ithamlara asla...Benim yaptığım budur.

Değerli Dostlar,

Devlet borcu 250 milyar dolar civarındadır. Bu borç gayrı safi milli hasılanın yaklaşık %30’unu oluşturuyor. Diğer 200 milyar dolarlık borç özel sektöründür. Bu borç da öyle korkulacak borç değildir. Mastrict kriterlerine göre gayrı safi hasılanın milli gelire oranı %60'ın altında ise bu iyi bir durumdur. Türkiye’ye baktığımızda bu oran %50-55 bandındadır. Ki bu orana özel sektörde dahildir. Özel Sektörü çıkarırsak bu oran %30’un altındadır. Türkiye’nin bu oranından daha iyi Avrupa ülkesi yoktur. İnternet'ten her yıl IMF,OECD veya Dünya Bankası verilerini bir indirin. Sonra Türkiye’nin durumunu bir yorumlayın.

Aziz Dostlar, Bu hükümetin Türkiye’yi iyi yönetemediğini düşünüyorsunuz.Ben size bir iki örnek vereyim .Yıl 2007 dolar 1.17 TL ye düşmüştü .Ne oldu Ak parti kapatma davası geldi. Tüm demokratik düzenlemeler oldu.Yıl 2013 Mayıs ayı Dolar 1.76’da Ne  oldu Gezi Parkı olayları ile Cumhuriyet tarihinin en çok ağaç diken iktidarı ağaçları kesiyor diye sokak eylemleri ile al aşağı edilmeye çalışıldı. O da olmadı 15 Temmuz darbe girişimi ile halkı sindirmeye iktidarı teslim almaya ülkeyi işgal etmeye çalıştılar.Yani bu kadar badireye rağmen Türkiye ayakta duruyor ise müthiş başarılıdır denebilir.

Aziz Dostlar, Biz bulunduğumuz coğrafyanın bir parçasıyız. Coğrafya ve tarih bir kaderdir.Bu kaderin yükledikleri sorumluluklarımız vardır.Bizim, Suriye’de fiili savaşan bir ülke olduğumuz gerçeğini asla göz ardı etmeyin.Bu savaşın maddi bedeli ne kadardır bir düşünün. Bütçe açıkları bu savaşın finansmanı sonucu olduğunu da bir düşünün.En iyimser tahmin sadece PKK'nın ülkeye maliyeti 500 milyar dolardır. Bu savaşın hem maddi hemde manevi boyutu vardır. Bugünkü OHAL ve demokratik kısıtlamalar geçicidir.

Merak etmeyin, Türkiye sağlam zemine oturduğunda ,üzerine oynanan oyunları bertaraf ettiğinde bu şikayet ettiğiniz her şey düzeltecektir. Selam ve dualarımla...

Prof.Dr.Cemal Zehir

****

Sayın Zehir'in açıklamaları ışığında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ilk seçim beyanatlarını hatırlayın! 24 Haziran sonrası döviz kurunun aşağıya doğru ineceğini ve faizlerde de ciddi düşüşler olacağını söylemişti. Bu açıklamaları ise İngiltere seyahati sonrası idi. Ancak o dönemde ne demek istediği pek anlaşılamadı. Yada anlaşılmak istenmedi. Döviz kurlarının sürekli ani ve anlamsız bir şekilde yukarı tırmanması için Türkiye'de çok olağanüstü bir durumda söz konusu değildi.Sayın Zahir ise dövizin anormal artışının ardında aslında yabancı sermayedarın mevcut firmaları ucuza kapatmak gibi bir hedefinin olduğunu söylüyor. 

İngiltere seyahati sonrası, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kraliçe önünde eğildi vs. gibi magazinsel şovlarla yıpratmaya çalışıladursun Başbakan Yardımcısı Memet Şimşek, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İngiltere seyahati sonrası tekrar yeniden İngiltere'ye gitti ve ardı ardına bir dizi görüşmeler gerçekleştirdi ve Türkiye ekonomisi için finans ve yatırım çevrelerinin pozitif bakış açılarını ortaya koydu.Bir çok medya ise bu konuyu her zamanki gibi es geçti...

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İngiltere seyahati sonrası önce Merkez Bankası faizleri 3 puan artırarak döviz kurunda frene bastı.Ardında da bir dizi önlemler daha alındı.Ancak bu faizlerin artışını geçici olarak sadece seçim bitene kadar süre olarak değerlendirmemiz gerekiyor. Çünkü hedeflenen döviz kur baskısını faizlerle değil, yatırımlarla ve sıcak para aşağıya çekmek planladı.Peki bu nasıl olacak?

Öncelikle hep yeni dünya düzeni diyoruz ve Yahudi sermayesinin sürekli olarak Çin'e kaydığını ifade ediyoruz.Ancak Çin'in en büyük handikabı yeraltı kaynakları yok denecek kadar kadar az. Hammadde'yi yurt dışında ithal etmedikleri takdirde Çin'in 1,5 Milyarlık nüfusunu doyurabilmeleri mümkün değil. Ayrıca Çin uluslararası pazarlara oldukça uzak bir ülke.Bu bağlamda yeni dünya düzeninde yeni ortaklara ihtiyaç var.Hem hammadde hemde pazar konusunda ayrıca ulaşım yolları noktasında kilit olan ülkelere ihtiyaç var.

Yeni dünya düzenini okurken hep, Türkiye'nin parçalanması senaryoları üzerine hesaplar yapıldı.Ancak son 16-17 yıllık Ak Parti iktidarı ile Türkiye kabuğunu kırdı. Özellikle Savunma Sanayindeki yatırımları ile de rüşdünü her geçen gün biraz daha kanıtlamaya devam etti.

Peki bunlar ne demek?

Bulunduğu coğrafya'da etrafı kan denizine dönmüş,ama hem yurt içinde hemde bölgesindeki her türlü terör unsuruna anında müdahale eden, bu müdahaleleri ederken de vatandaşını ve yatırımcılarını koruyan bir devlet görüntüsü çiziyor artık Türkiye.

Konuyu gelin biraz daha açayım!

Dünya tarihini yönlendiren kimi tarihçilere göre üç, kimi tarihçilere göre de dört tane Başkent var.Bu başkentler ise Roma(Vatikan),Rusya(Ortadoksların başkenti),İstanbul ve Kudüs'tür.

Bu bağlamda gerek Dinler tarihi olarak gerekse Jeopolitik konum olarak tartışmasız tek Başkent vardır o da İstanbul'dur. Dikkatinizi çekiyorum! Pekin'den, Washington'dan yada Londra'dan bahsetmiyorum. Direk söylüyorum Hedef İstanbul diyorum.

İstanbul'un özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından finans merkezi olarakta seçilmesi tesadüf değildir.Aynı keza 3 Havalimanı ve Kanal İstanbul projeleri de sadece Türkiye'yi değil, Dünya Başkenti olarak İstanbul'u tek ve tartışmasız şehir olarak ortaya çıkartmakta ve daha da üst seviyeye çıkartacak projelerdir.

İstanbul aynı zamanda Müslümanlar açısından olduğu kadar Hristiyanlar açısından da önemli bir yere sahiptir. Haliyle İstanbul'a sahip olan Dünya'ya sahip olur sözü boşuna söylenmiş bir söz değildir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İngiltere seyahatine dönecek olursak eğer, Londra'da bir dizi lobi görüşmeleri ve olumlu sonuçlar alınması da tesadüf değildir.Özellikle yıl sonu açılacak olan 3.Havalimanı Türkiye'nin uluslararası arenada elini daha da güçlendiriyor.

Çin'i uzak pazar olarak gören sermayedarlar ise yeni partnerler arıyor.Hem ulaşım olarak hemde hammaddeye yakınlık olarak Türkiye/İstanbul işte bu noktada sivriliyor. 24 Haziran seçimleri sonrası Türkiye'ye ciddi anlamda yabancı sermaye akışı olacak ve bu sermaye akışı paranın maliyetini aşağı doğru çekecek, Aynı keza gelen bu para döviz cinsinden geleceği içinde döviz kurlarının aşağıya doğru inmesini sağlayacak.Döviz kurunun ve faizlerinin aşağıya doğru düşmesi ise Türkiye'nin en büyük maliyeti olan Petrol ve Doğalgaz maliyetlerini aşağıya çekecek.Tüm maliyetlerde ucuzlama meydana gelecek, bu da halka yansıyacak...

Peki bu gelen sıcak para ne sadece IMKB'de hisse senedi mi alıp satacak?

HAYIR!

Bu defa gelen sıcak para IMKB için değil, Uzun vadeli yatırımlar için Türkiye'ye akacak. Bakmayın o, köprüler,Tüneller,Otoyollar,Havalimanları israftır diyenlere! Bakmayın o 3 Havalimanına ve Kanal İstanbul projesine karşı çıkanlara. Yabancı sermaye tamamen bu yatırımları gördüğü için ve uzun vadeli olarak daha çok kazanmak ve KALMAK için geliyor. Buna mukabil, Genç iş gücümüzde yabancı sermayedarlar için bir başka avantaj.

Haliyle, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İngiltere seyahatine ve döviz ile ilgili açıklamalarına bu gözle bakmamız gerekiyor...

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum