1. YAZARLAR

  2. SHENI HAMID/Londra

  3. RUSYA İLE TÜRKİYE’DEN HESAPLI MANEVRA: BÖLMEK İÇİN BİRLİK OL!
SHENI HAMID/Londra

SHENI HAMID/Londra

Avrupa ve Londra Temsilcisi
Yazarın Tüm Yazıları >

RUSYA İLE TÜRKİYE’DEN HESAPLI MANEVRA: BÖLMEK İÇİN BİRLİK OL!

A+A-

1916’da İngiliz İstihbaratı’nca ifade edilmiş bir notta, halk arasındaki ismiyle Arabia’nın Lawrence’ı olarak da anılan Thomas Edward Lawrence, Arap İsyanı’nın ardında yatan gizli bir komploya değinmişti: ‘Araplar, Türklerden bile daha az kararlılar. Araplar uygun şekilde ele alınırsa, siyasi arenada, küçük, kıskanç, uyumsuz prensliklere dönüştürülebilinecek ve bizlere karşı eşgüdüm içerisinde hareket edemeyen bir yapılanmada kalacaktır…

…. Nihayet yine aynı dönemde savaş başladığında, Batı tarafından, İslam'ı bölmek için acil bir ihtiyaç da eklendi ve batının ‘böl ve yönet ilkesi’ böylece günümüze kadar uzanan dış politika uygulamasıyla öne çıktı. Böylece, örneğin Saudi Arabistan, Kuveyt, İran ve Irak, bu dört ana yöredeki ‘petrol üretim alanını, kendi idari pençesi altında tutmayı ilke edinmiş’ Batı taktiklerine tabi kaldı.

Bilhassa Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra, Batı, hedeflediği ülkelerdeki İslamcı eğilimleri daha fazla bir yoğunlukla körüklemeye başladı; yine aynı sırada Suudi Arabistan, Körfez Devletleri ve Ürdün gibi Batı yanlısı İslami monarşilerle güçlü ve bağlayıcı ilişkiler kurmak için epey de çaba sarf etti. Söz konusu ilişkiler günümüze değin uzanmaktadır. (*)

Fakat…

Tüm bu birikimlere rağmen, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’ye dair ısrarla muhafaza ettiği kararlı tutumu karşısında ise, Batı hesaplarının Lawrence of Arabia döneminden kaynaklanan dengesi de dinamik değiştirmeye başladı…

İşte yine aynı etkileşim neticesiyle, Türkiye şu anda bir yandan ABD ve öte yandan AB’nin baş aktörleriyle türbülanslı bir geçiş dönemi tecrübe etmektedir.

Ankara idaresi ilaveten, çoğu -batı yandaşı- Ortadoğu ülkesi tarafından hesaplı bir izolasyona doğru sürüklenilmeye çalışılmaktadır. Lakin vaziyetin tam aksine, Rusya ve diğer hatırısayılır Asya ülkeleriyle ise -Türk özlü Asya ülkeleri dahil- (Çin, Pakistan, Endonezya, Hindistan, Japonya, Güney Kore, Malezya ve Singapur…) kayda değer ilişkilerini hızla geliştirmektedir Ankara.

Yine hesap dahilinde Rusya’nın sahneye girişiyle ekleyebilirim ki, Türkiye’de olduğu gibi, Rusya’nın dış ve yerel ilişkilere dair politik tutumu yeniden şekillenmektedir ve bu yapılanmada Ankara-Moskova dayanışması ortak bir paydada buluşmaktadır: Birlikten kuvvet doğar.

Ama Hiçbir şey Kendiliğinden Oluşmaz…

Karşı cepheye bakıldığında şunu ekleyebilirim ki, ABD Başkanı Trump’ın Kuzey Suriye’deki Kürtleri yüzüstü bırakıveren U dönüşü, aslında uzun süre evvelinden etraflıca değerlendirilerek planlanılmış bir karardır.

Bu noktada Trump uygulamalarının en dikkat çekici motivasyonu, petrol zengini Doğu topraklarının kontrol altında tutulmasıdır. Taktik: Alakalı yörelerde bazen düzen yaratılması, bazen ise düzensizlik. Velhasıl şuanda Suriye’nin zengin yeraltı kaynaklarından vazgeçiliyormuş gibi görünülerek, yöredeki kaos temizliği işinin başka ülkelere bırakılıveriyormuş gibi davranılması (sular durulana değin) aslında daha büyük bir kaynağa tekrardan yönelişin işaretini de vermektedir: Destination Irak.

Yani şu sıralar,

*Irak’taki bazı hareketlenmeler körüklenirken, yine aynı sahadaki Kürtlere dostluk elinin uzatılması; *Suriye’deki Kürtlere, belki de Irak’taki kardeşlerine katılabilecekleri yönde bir göç yolunun hazırlanılması

ve

*Hapishanelerden firar ediveren ISIS teröristlerinin dört bir yana yeniden dağılışı -hatta ISIL öncüsü Abū Bakr al-Baghdadi’nin öldürüldğü iddia edilerek, pozisyonun belki de yeni bölücübaşları tarafından doldurulacağı güne değin boş bırakılması- aslında,

**Suriye’ye dair tüm bu olup bitenlerden ayrıymış gibi görünür hiçbir tesadüf değildir.

Gelelim İşin Petrolle Alakasına…

Günümüzde, Irak'taki ham petrol üretiminin yaklaşık % 90'ı ülkenin güneyindeki petrol sahalarından gelmektedir ve bu alanlar Bağdat merkezi hükümetin kontrolü altında tutulmaktadır.

Artı, Irak sınırlarına dahil Kürtler, Türkiye'ye ana ihracat sağlayarak uzanan petrol boru hattını kontrol etmektedir ki, aynı nedenle ABD ‘bölgedeki Kürt halkını joker kartı olarak kullanmaktan’ asla vazgeçmeyecektir.

Bu arada ABD Başkanı Trump’ın diğer mühim motivasyon unsuruysa, yine aynı topraklarda faaliyet gösteren uluslararası petrol firmalarına, yani büyük rekabet listesinin kısaltılmasına dair odaklanıştır.

Söz konusu Listenin Değişken Kabarıklığına Bakacak Olursak…

Irak Business News’a göre, Irak Kürdistan Bölgesi’nde, Kürdistan Bölgesel Hükümeti'nin Erbil’deki Doğal Kaynaklar Bakanlığı’nın vermiş olduğu lisanslar kapsamında, Irak’ta faaliyet gösteren başlıca Uluslararası Petrol Şirketleri’nin (IOC’ler) sıralamasını şöyle görebiliriz:

* Avusturya’dan: OMV

* Kanada’dan: Groundstar Kaynakları, Niko Kaynakları, Shamaran Petrol, Talisman Enerji, Geniş Keşif, WesternZagros * Çin'den: Addax Petrol

* Macaristan'dan: MOL

* Hindistan'dan: Reliance Endüstrileri

* Norveç'ten: DNO Uluslararası

* Papua Yeni Gine'den: Petrol Arama

* Rusya'dan : Gazprom

* Güney Kore'den: Kore Ulusal Petrol Şirketi

* Türkiye'den: Doğan Enerji, Genel Enerji, Petoil

* Birleşik Arap Emirlikleri'nden: Abu Dabi Ulusal Enerji Şirketi (TAQA)

* İngiltere'den: Afren, Körfez Keystone Petrol, Perenco, Sterling Enerji

* ABD'den: Aspect Energy, Chevron, Hess, Hunt Petrol, Murphy Oil Corporation.

Öte yandan, Bağdat’taki Petrol Bakanlığı tarafından verilen lisansla, Irak'ta faaliyet gösteren Uluslararası Petrol Şirketleri (IOC) listesi,

‘BP; Çin Ulusal Offshore Petrol Şirketi (CNOOC); Çin Ulusal Petrol Şirketi CNPC); Ejderha Yağı; Mısır Genel Petrol Şirketi (EGPC); Eni; ExxonMobil; Gazprom; Inpex; Itochu; Japonya Petrol Arama Şirketi (Japex); Kogas (Korea Gas Corporation); Kuveyt nergy (KEC); Lukoil; Pakistan Petrolü; Pertamina; PetroChina; Petronas; Rosneft; Sonangol; Toplam; Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO)’ gibi bilinen isimlerle dikkat çekmektedir.

Kısacası bahsiedilen rakipler kalabalığı, vakti zamanı geldiğinde, eldeki ‘yörede bağımsız bir Kürdistan alanı yaratılması’ jokeri kullanılarak, Amerika ve dost İsrail önderliğinde elimine edilebilinecektir.

Hem de şuan Trump tarafından Suriye'de kalbi kırık bırakılmış Kürt azınlık bile bu büyük tabloya dahil edildiği halde.

Alaka Kapsamında Rusya ile Türkiye Açısından

ABD’nin yöredeki manevralarına karşın, gelişmeler Rusya için malum alanlara barış koruyucusu olarak grime ayrıcalığını pekiştirmiştir.

Rusya perspektifiyle:

*Hem Türkiye ile Kürtler arasında; hem de Türkiye ile Suriye idaresi arasında karşılıklı bir uzlaşma sağlanılması üzerinde arabuluculuk yapılırken;

*Suriye idarecisi Assad ile de bir dizi federal düzenlemeler gerçekleştirilebilinecektir.

*Yine aynı anda Assad’ın Kuzey Suriye’de kaybedilmiş alanları yeniden ele geçirmesi umudu pohpohlanacak;

ve

*Türkiye ile elele verilerek, Amerika’ya karşı daha da sağlam bir bölgesel tampon gücü yaratılacaktır.

Bilhassa Türkiye İçin…

Türkiye’ye şu anda Rusya’nın dayanışma ortağı olarak bakıldığında, vurgulamak mümkündür ki, her iki ülke, yukarıda bahsettiğim petrol zengini toprakların kontrol edilmesi yönünde daha sağlam bir kuvvetle ilerleyecektir.

Çünkü gerek Cumhurbaşkanı Erdoğan gerekse Cumhurbaşkanı Putin’in, Kuzey Suriye’de silahsızlaştırılmış bir bölge oluşturulmasına dair verdiği karar bir yana; Rusya’nın enerji ve savunma sektörlerinde Türkiye’ye verdiği destek de dikkatten kaçırılmamalıdır. Yani artık Moskova ve Ankara bağlarının güçlendirilmesi kapsamında işleyecek daha pek çok büyük atılım gerçekleştirilecektir, bu kesin.

Hele aynı hesaba ekleniveren hani 'kayda değer' Asya ülkeleri ile de varılan o ortak anlaşmalar da var ya, işte buna dayanarak önemli bir gerçeğin altını nihayet çizebilirim ki: ABD ve öncü AB ülkelerinin ‘böl ve yönet’ planına karşılık, artık yepyeni bir güç doğmuştur ve doğudan yükselen bu gücün ‘Bölmek için Birlik Ol’ ideolojisi, batının hızını giderek yavaşlatacaktır. Demedi, demeyin.

***(*) A Bari Atwan (Book) Islamic State The Digital Caliphat

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.