1. YAZARLAR

  2. SHENI HAMID/Londra

  3. ŞEKİL DEĞİŞTİREN İTTİFAKLANMA: İKİ YANI KESKİN BIÇAK 'INVESTMENT' İLE GRAND ETHİOPİAN DAM HAKİKATI
SHENI HAMID/Londra

SHENI HAMID/Londra

Avrupa ve Londra Temsilcisi
Yazarın Tüm Yazıları >

ŞEKİL DEĞİŞTİREN İTTİFAKLANMA: İKİ YANI KESKİN BIÇAK 'INVESTMENT' İLE GRAND ETHİOPİAN DAM HAKİKATI

A+A-

Uluslararası sahalardan çıkar kapma çatışmaları ve bunun, el atılmış bölgedeki yerel halk üzerinde yaratacağı adaptasyon süreci, beraberinde sayısız pozitif ve negatif etkileri de getirecektir.

Mesela, Üzerinden hemen hemen herkesin pay kapmaya çalıştığı yarımada ‘Sinai’ değil sadece bünyesinde barındırdığı çalkantılarla; Asya ile Afrika’yı birbirine bağlayan önemli bir kara köprüsü oluşu dolayısıyla da büyük önem taşımaktadır.

Dünya ticaret hacminin %13’ünün ve günde 18 milyon varili aşmış petrol transferlerinin, Kızıldeniz’den geçtiği hatırlatıldığında; bölgenin, hem batı ile Türkiye açısından; hem de denizin güney geçiş yolunu denetleyen Djbouti, Eritrea, Yemen ve diğer Arap devletlerinin yöresel hakimiyet güçlerini arttırabilmesi açısından, vazgeçilmez bir özelliğe sahip bulunduğu anlaşılacaktır.

Öte yandan, Djibouti’de askeri üsleri bulunan devletlerden Rusya, Çin, UK, Fransa ve ABD…

Sinai’yi bu üsler yoluyla da kontrolde tutmayı niyetlemektedir. Denge yapılanması itibarıyla İtalya, Japonya, Sudi Arabistan, Birleşik Arap Emirliği ve İsrail ise yine aynı içerikli amaçlarını, Eritrea’da odakladıkları üslerinden gerçekleştirmektedir.

Türkiye’nin Hamleleri…

Yukarıda bahsi edilen ülkelere kıyasla daha farklı bir strateji izleyen Türkiye, Afrika ve Kızıldeniz’e yönelik en iyi açılım sunabilir konumlardan Somalia ve Sudan'ı seçmiştir. Hatta, TC Başkanı Erdoğan'ın Aralık 2017'de gerçekleştirdiği Khartoum ziyareti, her iki ülke arasında ulaşılan bir anlaşmayla tamamlanmıştır. Böylece, Sudan’ın -Kızıldeniz’deki- Suakin Adası, 99 yıllık dönem için, TC tarafından kiralanılmıştır.

Somalia ile arasındaki dostluğunu da pekiştiren Türkiye, söz konusu ülkede Türk askeri üssü kurulması konusunda karar birliğine varmıştır. Vesile itibarıyla $500 milyon Dolarlık üs, içerisinde barındıracağı Türk askerleri öncülüğünde 10,000 Somalia askerinin eğitimini sağlayacaktır.

Türk-Somalia dostluğunun ‘Ethiopia’daki Ogadon bölgesi kontrolünün ele geçirilmek üzere pekiştirildiğini; dahası, Sudan-Türkiye yakınlığının Ethiopia üzerinde hakimiyet kurma planlarından dolayı kaynaklandığını’ öne süren iddialar, Ethiopia’nın yerel endişelerini arttırmış olmasına rağmen, iki ülke arasındaki dostluğu zedelememiştir. Çünkü ülkeye yönelik süren milyonlarca Dolarlık TC yatırımlarıyla Ethiopia şu anda Afrika ülkeleri arasından, Türkiye'nin dördüncü büyük ticaret ortağıdır.

Anlaşılacağı üzere, TC’nin söz konusu coğrafyada ilerleyiş hızını yavaşlatmayı niyetleyen ülkeler, Ethiopia’nın Grand Ethiopian Renaissance Dam (GERD) (Ethiopia-Büyük Rönesans Barajı) Projesinden ve projenin Afrika kıtası üzerindeki işlevselliğinden sonuna kadar pay kapmaya çalışacaktır.

Suyu kontrol eden, yöreyi kontrol eder…

Grand Ethiopian Renaissance Dam: Sudan sınırından yaklaşık 15 km uzaklıkta yer alan ve 2011 yılından beri yapım aşamasındaki barajın, tamamlandığında Afrika'nın en büyük ve dünyanın 7. büyüklükteki hidroelektrik santrali olacağı bilinmektedir. Ağustos 2019 itibarıyla %70’i tamamlanmış çalışma, şimdiye değin $4.8 Milyar Dolarlık bir inşa masrafı öngörmüştür. Baraj katkısıyla Ethiopia’nın komşu ülkelere yönelik, yaklaşık 6.000 megawatt civarında elektrik satması beklenmektedir. Çalışma, 6853 km uzunluğundaki Nil Nehri suyunu da kendine bağlı kılacaktır.

Yaklaşık %86'sı, Ethiopia’dan kaynaklanan Nil Nehri suyuna dair, Ethiopia’nın -1929'dan bu yana imzalanmış kararname dolayısıyla- nehrin haklarını talep eden Mısır'la anlaşması beklenmektedir. (Çünkü nehir, Mısır’da son bularak, Akdeniz’e dökülmektedir).

Öte yandan Sudan, Kenya, Ruanda, Tanzanya ve Uganda gibi Nil Nehri yörüngesindeki diğer ülkeler, aynı konu itibarıyla kendilerini dışlanmış vaziyette kabul etmektedir. Dolayısıyla bahsi edilen barajın, ülkelere dair su akışını da kontrol edeceği gerçeği, meseleyle alakalı kılınacak tüm çıkar taraflarını heyecanlandırmaktadır.

Örneğin, gelişmeler üzerine su transfer rotası bile oluşturan Mısır, aynı yolla Doğu Afrika ülkelerinden Democratic Republic of the Congo, Burundi, Ethiopia, Kenya, Rwanda, South Sudan, Sudan, Tanzania ve Uganda’yı kendine bağlamayı ummaktadır.

Yani tam bu kesişme noktasında ‘Türkiye’nin, Ethiopia ile yatırım ve işbirliği anlaşmalarını ilerletmesi’ ABD, Sudi Arabistan, Birleşik Arap Emirliği ile Mısır’ı rahatsız etmiştir. Hele, Türkiye’nin Qatar ile olan yakın ilişkileri dikkate alındığında; dostluk çemberine katılı veren Sudan-Qatar ittifakının, güney Mısır cephesinde yoğunlaşıveren gerginliğe yol açıverdiği ortadayken…

Mısır ile yandaşları…

Gelişmeleri müteakiben geçtiğimiz ay, Mısır hükümet yetkilileri, Eritrea Devlet Başkanı Isaias Afwerki ile biraraya gelmiştir. Böylece, Sudan sınırları kontrolünde kullanıla bilinir Eritrea ile içerisinde Sudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin de bulunacağı ‘bölgesel-rakip birlik’ nihayet oluşturulmuştur.

Aynı yapılanmada, Sudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirliği’nin (Yemen’e karşı olan mücadelelerinde) Eritrea’nın stratejik konumunu kullanması, Eritrea’nın yıldızını parlatmış ve ülke içerisinde yepyeni yatırım projeleri su yüzüne çıkıvermiştir.

Birleşik Arap Emirliği ve Somaliland…

1991'de Mogadishu'dan ayrılan Somaliland, günümüzde Yemen'deki savaşın amaçları doğrultusunda kullanılacak ‘stratejik Berbera limanının geliştirilmesi için’ Birleşik Arap Emirliği ile dayanışmaya girmiştir.

Günümüz itibarıyla $442 Milyon Dolarlık Somaliland Berbera Limanı geliştirme projesi Dubai firması DP World tarafından yürütülmektedir. Uzun vadede, limanın ortalama $1 Milyar Dolar civarında bir yatırım gerektireceği vurgulanmaktadır ki böyle bir finans akışının, Somaliland’ın altyapı ihtiyaçlarını da karşılaması beklenmektedir.

ABD, Sinai, Horn of Africa…

Gelelim Djibouti’ye… ABD için çok önemli pozisyondaki Djibouti, kuzeyde Eritrea, güneybatıda Ethiopia, güneydoğuda Somalia ile sınırlandırılmıştır (yani, Türkiye’nin yoğun işbirliği içerisinde bulunduğu ülkelerle…). Sınırın geri kalan kısmıysa, Kızıldeniz ve Aden Körfezi tarafından meydana getirilmiştir. Ülke, dünyanın en işlek noktalarından biri olan ve Süveyş Kanalı'na yönelik bir geçişle Bab el-Mandeb Boğazı'nı kapsamaktadır ki konum, Ortadoğu'ya açılan kolay bir ulaşım yoludur.

Fakat… Yine ayni bölgede Çin liderliğinde süregelen çeşitli altyapı projeleri yer almaktadır (Bu safhada, Çin-Türkiye dostluğu ile Sudan-Türkiye dostluğu unutulmamalıdır). Hatta Çin, geçtiğimiz günlerde Güney Sudan'daki petrol çıkarlarını korumak için yöreye 700 kişilik bir güç sağlayarak, yılda $200 Milyar Dolarlık getiri sunacak Afrika ticaretini korumak istediğini dahi kanıtlamıştır.

Djibouti halen, Afrika'daki en büyük Amerikan askeri üssü olan Camp Lemonnier'e ev sahipliği yapmaktadır. Fakat konum şimdi, ülkenin kuzeydeki Obock bölgesinde bir Çin üssünün kurulacağı iddialarıyla daha fazla önem kazanmıştır.

Sonuç itibariyla denilebilinir ki, hiçbir çatışma, iç ya da sınırlar arası savaş, tesadüf eseri meydana gelmemiş ve gelmeyecektir de. Çünkü bütün yaylımcılık senaryoları, daha geniş bir amaca hizmet etmek üzere, politikacılar ile tüzel yatırımcıların işbirliği dahilinde, çok daha evvelden planlanmıştır; ilgililere duyurulur.

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.