ABD Ve Suudi Arabistan’dan Tarihi Nükleer Anlaşma: "123 Anlaşması" Resmen İmzalandı!

ABD ile Suudi Arabistan, sivil nükleer enerji alanında uzun yıllardır müzakere edilen barışçıl iş birliği çerçevesini resmiyete döktü.

ABD ile Suudi Arabistan, sivil nükleer enerji alanında uzun yıllardır müzakere edilen barışçıl iş birliği çerçevesini resmiyete döktü. ABD Enerji Bakanlığı, "123 Anlaşması" olarak bilinen barışçıl nükleer iş birliği anlaşması ile karşılıklı güvenlik tedbirleri anlaşmasının imzalandığını duyurdu. Milyarlarca dolarlık yatırımların önünü açacak olan bu kritik hamlenin, Amerikan şirketlerine Suudi Arabistan'ın nükleer programında geniş imkanlar tanıması ve Orta Doğu'daki jeopolitik dengeleri yeniden şekillendirmesi bekleniyor.

MİLYARLARCA DOLARLIK STRATEJİK ORTAKLIK

ABD Enerji Bakanı Chris Wright ile Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman tarafından imzalanan anlaşma, iki ülke arasında onlarca yıl sürecek devasa bir ticari ve teknolojik ortaklığın yasal temelini attı.

ABD Enerji Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, anlaşmanın nükleer silahların yayılmasının önlenmesine ilişkin en yüksek güvenlik standartlarını koruyacağı ve Amerikan nükleer sanayisine yeni pazarlar açarak yüksek maaşlı istihdam yaratacağı vurgulandı. İncelemelerin yapılması amacıyla ABD Kongresi'ne sunulacak olan anlaşma, ABD'nin sivil nükleer teknolojideki küresel rekabet gücünü de pekiştirecek.

"ABD NÜKLEER RÖNESANSI BAŞLADI"

Anlaşmanın imza töreninin ardından değerlendirmelerde bulunan ABD Enerji Bakanı Chris Wright, hamlenin müttefik ülkelere güvenlik ve refah sağlama kararlılığının bir göstergesi olduğunu söyledi. Wright, "Başkan Trump sayesinde ABD nükleer rönesansı başlamıştır ve bu süreç hem Amerikan hem de Suudi halkına uzun vadeli faydalar sağlayacaktır" ifadelerini kullandı.

KÜRESEL VE BÖLGESEL DENGELERE ETKİSİ

Uzmanlar, Washington ile Riyad arasındaki bu kapsamlı nükleer ortaklığın yalnızca enerji alanıyla sınırlı kalmayıp küresel jeopolitiğe doğrudan etki edeceğini öngörüyor.

ABD’nin Suudi Arabistan’daki nükleer enerji altyapısına doğrudan dahil olması, Washington’ın Orta Doğu’daki nüfuzunu artırırken Pekin ve Moskova’nın bölgedeki artan stratejik etkisini dengeleme hedefini destekliyor. Öte yandan Suudi Arabistan’ın enerji kaynaklarını çeşitlendirme adımları, bölgedeki teknolojik yarış açısından da yakından takip ediliyor.

Dünya Haberleri