Almanya'da kamuoyu araştırmalarındaki yükselişiyle dikkat çeken Almanya İçin Alternatif (AfD) partisinin Eşbaşkanı Alice Weidel, partisinin iktidara gelmesi durumunda ekonomi, göç, sınır güvenliği ve Avrupa Birliği politikalarında kapsamlı değişikliklere gitmek istediklerini açıkladı. Weidel'in dile getirdiği hedefler arasında Euro'dan çıkılması, Alman Markı'na dönüş, Schengen düzeninden ayrılma, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve koruma statüsü sona eren göçmenlerin geri gönderilmesi bulunuyor.
Weidel'in açıklamaları, AfD'nin Almanya'nın Avrupa ile bütünleşmesini yakından ilgilendiren politikalarının yeniden gündeme gelmesine neden oldu. Özellikle Euro ve Schengen konusunda dile getirilen hedefler, gerçekleşmeleri halinde yalnızca Almanya'yı değil Avrupa Birliği'nin ekonomik ve siyasi yapısını da doğrudan etkileyebilecek nitelikte.
Alice Weidel'den Almanya'yı Sarsacak Çıkış: Euro Tartışması Yeniden Başladı
Alice Weidel'den Almanya'yı sarsacak çıkış olarak değerlendirilen açıklamaların en dikkat çekici bölümlerinden biri ortak para birimi Euro'ya ilişkin oldu.
Weidel, Euro'nun Alman ekonomisine zarar verdiğini ve vatandaşların ekonomik birikimlerini olumsuz etkilediğini savundu. Almanya'nın kendi ulusal para birimini kullandığı dönemde ekonomik açıdan daha avantajlı olduğunu öne süren AfD Eşbaşkanı, iktidara gelmeleri durumunda Euro sisteminden ayrılmayı ve ulusal para politikasına geri dönmeyi hedeflediklerini ifade etti.
Bu yaklaşımın hayata geçirilmesi durumunda Almanya'nın uzun yıllardır kullandığı Euro'nun yerine yeniden Alman Markı'nın gündeme gelmesi söz konusu olacak.
Alman Markı Geri Mi Dönecek?
Almanya, Euro'nun nakit olarak tedavüle girdiği 2002 yılına kadar Alman Markı'nı kullanıyordu. Euro ise Avrupa ekonomik bütünleşmesinin en önemli unsurlarından biri haline geldi.
AfD'nin ortaya koyduğu politika, bu nedenle sıradan bir para birimi değişikliğinden çok daha geniş sonuçlar doğurabilecek bir adım olarak değerlendiriliyor.
Weidel'in açıklamasına göre parti, Almanya'nın kendi para politikasını yeniden belirleyebildiği bir ekonomik modele geçmesini savunuyor. Ancak bunun gerçekleşebilmesi, hukuki, ekonomik ve Avrupa Birliği düzeyinde son derece kapsamlı süreçleri beraberinde getirebilir.
Schengen Konusunda Dikkat Çeken Hedef
Weidel'in açıklamalarında öne çıkan ikinci başlık Schengen sistemi ve Almanya'nın sınır politikası oldu.
AfD Eşbaşkanı, mevcut serbest dolaşım düzenine karşı çıkarak sınır güvenliğinin ulusal düzeyde yeniden güçlendirilmesini savundu. Parti yönetiminin iktidara gelmesi halinde Schengen düzeninden ayrılmayı ve sınır kontrollerini kapsamlı biçimde yeniden uygulamayı hedeflediğini belirtti.
Schengen düzeni, Avrupa ülkelerinin önemli bir bölümünde insanların iç sınır kontrolleri olmadan seyahat edebilmesini sağlıyor. Almanya'nın bu sistemden ayrılması halinde Avrupa içerisindeki seyahat, ticaret, çalışma hayatı ve sınır geçişleri bakımından önemli değişikliklerin gündeme gelmesi beklenebilir.
Göç Politikasında Değişiklik Mesajı
AfD'nin iktidar programında öne çıkardığı bir diğer alan ise göç ve sığınma politikaları.
Weidel, Almanya'da koruma hakkı sona eren kişilerin ülkelerine geri gönderilmesi gerektiğini söyledi. Bu kapsamda özellikle koruma statüsünü artık taşımayan Suriyeliler ile diğer yabancıların geri dönüş süreçlerinin hızlandırılmasını savundu.
Açıklamalarda ayrıca Alman vatandaşlığına geçiş koşullarının sıkılaştırılması ve sınır dışı süreçlerinin daha hızlı yürütülmesi gibi politikaların da AfD'nin hedefleri arasında bulunduğu ifade edildi.
AfD'nin Avrupa Birliği Politikası Gündemde
Euro ve Schengen'e ilişkin açıklamalar, AfD'nin Avrupa Birliği ile ilişkiler konusundaki yaklaşımını da yeniden tartışmaya açtı.
Almanya, hem ekonomik büyüklüğü hem de siyasi ağırlığı nedeniyle Avrupa Birliği'nin merkezi ülkelerinden biri konumunda bulunuyor. Bu nedenle Berlin yönetiminin Euro veya Schengen gibi temel Avrupa projelerine yönelik radikal bir politika değişikliğine gitmesi, Almanya'nın ötesinde sonuçlar yaratabilecek bir gelişme olarak görülüyor.
Ancak Weidel'in dile getirdiği politikalar şu aşamada AfD'nin siyasi hedefleri ve vaatleri niteliğinde. Bunların uygulanabilmesi için seçim sonuçları, olası koalisyon dengeleri, Alman hukuk sistemi ve Avrupa hukukundan kaynaklanan yükümlülükler gibi birçok faktör belirleyici olacak.
CDU ve SPD'ye Eleştiri
Weidel açıklamalarında Almanya'nın geleneksel siyasi aktörlerinden Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ve Sosyal Demokrat Parti'yi (SPD) de hedef aldı.
İki partiyi seçmenlere verdikleri sözleri yerine getirmemekle suçlayan Weidel, mevcut politikaların Almanya'nın ekonomik ve toplumsal sorunlarına çözüm üretmediğini savundu.
AfD'nin önce eyalet yönetimlerinde daha güçlü bir konuma ulaşmayı, ardından federal düzeyde iktidar hedefini gerçekleştirmeyi amaçladığını ifade etti.
İklim ve Otomobil Politikalarına da Karşı Çıktı
Weidel'in eleştirileri yalnızca ekonomi ve göç politikalarıyla sınırlı kalmadı. AfD Eşbaşkanı, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında uygulanan bazı çevre politikalarına da karşı çıktı.
Özellikle içten yanmalı motora sahip araçların geleceğine ilişkin kısıtlamaları eleştiren Weidel, partisinin mevcut çevre ve enerji politikalarının önemli bir bölümünü değiştirmeyi hedeflediğinin mesajını verdi.
Bu yaklaşım, otomotiv sektörünün Alman ekonomisindeki ağırlığı nedeniyle AfD'nin ekonomi programının da önemli parçalarından biri olarak öne çıkıyor.
AfD İktidara Gelirse Almanya'da Ne Değişebilir?
Weidel tarafından açıklanan hedeflerin uygulanması halinde Almanya'nın para politikası, Avrupa Birliği ile ilişkileri, göç sistemi, vatandaşlık mevzuatı, sınır politikası ve iklim politikalarında kapsamlı bir dönüşüm gündeme gelebilir.