İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ahbap Derneğine yönelik yürütülen soruşturmada tutuklanan satın alma müdürü Deniz Şimşek’in savcılığa gönderdiği dilekçedeki beyanlar ortaya çıktı. Şimşek; kitap, hayvan yemi, kahvaltılık ürün ve Bilim TIR’larıyla ilgili alımlarda usulsüzlükler bulunduğunu öne sürerken, Haluk Levent’in kendisine dernekten bazı bilgilerin sızdırıldığını ve bir sorun yaşanması halinde İsviçre’ye kaçacağını söylediğini iddia etti. Şimşek’in dilekçesinde yer alan ifadeler iddia niteliğinde olup soruşturmaya ilişkin hukuki süreç devam ediyor.
Ahbap Soruşturmasında Deniz Şimşek’in İfadesi Ortaya Çıktı
Ahbap Derneğine yönelik soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan ve dernekte satın alma müdürü olarak görev yapan Deniz Şimşek’in savcılığa gönderdiği dilekçede yer alan beyanlar gündeme geldi.
Şimşek’in anlatımlarında derneğin deprem sonrasında gerçekleştirdiği çeşitli satın almalara ilişkin çok sayıda iddia yer aldı. Kitap ve kırtasiye çalışmalarından hayvan yemine, kahvaltılık ürünlerden Bilim TIR’larına kadar farklı kalemlere ilişkin rakamlar paylaşan Şimşek, bazı alımların fiyatı, miktarı ve teslim edilen ürünler konusunda usulsüzlükler bulunduğunu ileri sürdü.
Deniz Şimşek Kimdir?
Deniz Şimşek, depremden önce taksi şoförlüğü yaptığını, depremin ardından ise Ahbap Derneğinin yayımladığı ilana başvurduğunu anlattı. Şimşek’in beyanına göre dernekteki görevi 21 Mart 2023 tarihinde başladı.
Satın alma sorumlusu olarak çalışmaya başlayan Şimşek, daha sonra satın alma müdürlüğü görevini üstlendi. 30 Temmuz’da gözaltına alınan Şimşek, devam eden süreçte tutuklandı.
Savcılığa gönderdiği dilekçede görev yaptığı dönemde karşılaştığını söylediği satın alma süreçlerini anlatan Şimşek, çok sayıda işlem hakkında iddialarda bulundu.
Kitap Alımı İçin 80 Milyon TL İddiası
Şimşek’in dilekçesinde dikkat çektiği ilk başlıklardan biri, deprem bölgesinde kurulması planlanan konteyner kırtasiyeler ve kitap alımları oldu.
Şimşek bu süreci şu sözlerle anlattı:
"Dernek deprem bölgesinde konteyner kırtasiyeler kurarak kırtasiye malzemeleri dağıtacaktı. (…) adlı şirketin ilk teklifi 66 milyondu. Teklifi inceledim, (yönetime) fiyatların çok yüksek olduğunu, kalemlerin kimisinde 2 kat, kimisinde 5 kata kadar makas olduğunu söyledim. Teklif birkaç gün sonra 44 milyon TL olarak geri geldi. Daha sonra deprem bölgesindeki arkadaşlar arayıp depolara kitap geldiğini söyledi. Çeşit çeşit kitaplar TIR’larla gönderilmişti. Arayanlara haberimin olmadığını söyledim. Sorunca, kitapların 80 milyon bedelle (ilk teklifi yapan) firmadan alındığını söylediler. (Şirketin sahibi) A.A. adlı işadamını dernekte sürekli görüyordum. (Dernek yöneticisi) Hüseyin Küçük’ün ortağı olduğu söyleniyordu. Sonradan araştırdığım ve öğrendiğim kadarıyla bahsedilen kitaplar yayınevinin deposunda kalan, kimisi eski, kimisi tedavülden kalkmış daha doğrusu müfredat dışı konuları içeren kitaplarmış. Deprem bölgesinde (kırtasiye için) konteynerler kurulmadı."
Şimşek böylece ilk teklifin 66 milyon TL olduğunu, kendi itirazının ardından rakamın 44 milyon TL’ye çekildiğini ancak daha sonra kitapların 80 milyon TL bedelle alındığını öğrendiğini öne sürdü. Ayrıca kitapların bir bölümünün eski ve müfredat dışı olduğunu iddia etti.
3 Bin Ton Yem İçin 30 Milyon TL Ödendiği İddiası
Savcılığa gönderilen dilekçede hayvan yemi ve mama alımları da yer aldı. Şimşek, toplam 3 bin ton küçükbaş ve büyükbaş hayvan yemi alındığını, ayrıca kedi ve köpek maması satın alındığını ileri sürdü.
Şimşek’in konuya ilişkin beyanı şöyle:
"Bir başka konu İzmir’den 30 milyon TL bedelli 1500 ton küçükbaş hayvan yemi, 1500 ton büyükbaş hayvan yemi, 750 kilo kedi maması, 750 kilo köpek maması satın alımı konusudur. Bu konu bana geldiğinde satın alım zaten gerçekleşmiş ve ödeme yapılmıştı. Kafamda bunu oturtamadım. Miktarlar çok fazlaydı. Bir petshop’tan alınıyordu. Normal değildi. Zaten daha sonra da bu yemlerin çiftçiler tarafından çok beğenilmediğini ve hayvanların bu yemleri yemediğini, çok kötü kalitede yemler olduğunu duydum. Ayrıca bu miktarların dağıtımı için neredeyse 100 adet TIR gerekir. Böyle bir lojistiğimiz de yoktu. Ayrıca petshop’tan bu kadar yüklü bir alım yapılması abesle iştigaldir."
Şimşek, alım gerçekleştiğinde işlemin tamamlandığını ve ödemenin yapıldığını belirterek özellikle satın alınan miktarın büyüklüğüne dikkat çekti.
Kahvaltılık Ürünler İçin 230 Milyon TL İddiası
Şimşek’in dilekçesinde en yüksek rakamların geçtiği kalemlerden biri de kahvaltılık ürün satın alımları oldu. İddiaya göre farklı tarihlerde gerçekleştirilen alımlarla toplam 430 ton ürün için 230 milyon TL ödeme yapıldı.
Şimşek, Haluk Levent’in kendisine deprem bölgesinde gıda ve özellikle kahvaltılık ürün ihtiyacının fazla olduğunu söylediğini belirterek süreci şöyle anlattı:
"Haluk Levent bana bizzat deprem bölgesinde fazlasıyla gıda ve özellikle kahvaltılık ihtiyacı olduğunu, kahvaltılık sepeti satın alma işi olacağını söyledi. İlk satın alımımız 30 milyon TL bedelliydi. Satın alımın (…) şirketinden yapılacağını söyledi. Kahvaltılık ürün satın alımını bir firmadan 430 ton şeklinde 4 veya 5 seferde toplamda 230 milyon TL bedelle gerçekleştirdik. Daha sonra bu ürünlerle ilgili Hatay’dan arandım. Üç TIR geldiğini, sevk irsaliyeleriyle malzemeler arasında büyük fark olduğunu ve bunu tutanağa geçtiklerini söylediler. Şirket ürünleri tam gönderdiğini ancak şoförlerin çaldığını iddia etti. Haluk Levent bana onların da mağdur olduklarını söyledi. Haluk Levent bu olayın üzerine bana, ‘Denizcim biz Murat beylerden 50 milyon TL’lik bir satın alım daha yapalım’ dedi. Şirkete güvenmediğim için oradaki depocu arkadaşları uyardım. Ürünlerden bazılarını teste götürmelerini istedim. Antep’deki depocu bana kendisinin de gıdacı olduğunu, gelen salamların teste sokulmasına gerek bile kalmadığını çünkü dana salama hiç benzemediğini söylemişti. Dolayısıyla ürünler satın alındığından daha az ve kalitesiz bir şekilde teslim edilmiştir. Gıda kolilerinde genel olarak sorun olduğunu düşünüyorum. Genelde 2 kat fiyatına satın alınmıştır."
Bu anlatımda Şimşek, sevk irsaliyelerindeki bilgiler ile teslim edildiğini söylediği malzemeler arasında farklılık bulunduğunu iddia etti. Ürünlerin miktarı ve kalitesi konusunda da sorunlar yaşandığını ileri sürdü.
Bilim TIR’ları İçin 160 Milyon TL İddiası
Deniz Şimşek’in savcılığa gönderdiği dilekçede 6 adet “Bilim TIR” dorsesi için yapılan harcamalar da yer aldı. Şimşek, bu araçlar için yaklaşık 160 milyon TL ödendiğini bildiğini ifade etti.
Dorselerin mülkiyet durumuyla ilgili sözleşmeye de değinen Şimşek, ödendiğini belirttiği tutarı “astronomik” olarak nitelendirdi. Ayrıca muhasebe kayıtlarında araçların bakımı için 10 milyon TL artı KDV olmak üzere 12 milyon TL’lik bakım faturası gördüğünü söyledi.
Şimşek’in bu konudaki ifadesi şöyle:
"6 adet ‘Bilim TIR’ dorsesi satın alınmıştı. Haluk Levent’in depremden önce iletişimde olduğu bir şirketti. Yaklaşık 160 milyon TL ödendiğini biliyorum. Ancak sözleşmede dorselerin resmi olarak şirket adına olacağı yalnızca üstünün derneğe ait olacağı yazılı diye biliyorum. Bu durumda verilen ücret astronomik kalıyor. Dorse üzerinde bir alan yaratılıyor ve teknolojik aletlerle bir etkinlik düzenleniyor. Verilen herhangi bir ürün yoktur. Muhasebede TIR’ların bakımı için 10 milyon TL + KDV 12 milyon TL bedelli bakım faturası gördüm. İlgili arkadaşı aradığımda bana herhangi bir bakım yapılmadığını söyledi. Ben bu konuyu Haluk Levent ile bizzat konuştum. Bana aynen şöyle söyledi “Denizcim, biliyorsun bu TIR’lar zaten (satın alınan … şirkete) ait ve onlara gidecek’ dedi. Daha sonra TIR’lar Ankara’ya şirkete gitmiş oldu. Yapılan harcamanın anlamsız olduğunun sahadaki çalışanlar dahil olmak üzere herkes farkındaydı."
Şimşek böylece hem dorseler için ödendiğini söylediği bedeli hem de bakım faturalarını sorguladığını ifade etti.
Haluk Levent Hakkında İsviçre İddiası
Dilekçenin en dikkat çeken bölümlerinden birinde Şimşek, Haluk Levent ile baş başa yaptığı bir görüşmeye ilişkin iddiada bulundu. Şimşek, Levent’in dernek içerisindeki bazı bilgilerin dışarı sızdırıldığını söylediğini ileri sürdü.
Şimşek’in savcılığa aktardığı bölüm şöyle:
"Haluk Levent dernekte beni en üst katta bulunan ve uyumak için kullandığı odaya çağırdı, baş başa görüştük. Dernek içerisinden bazı bilgilerin dışarıya sızdırıldığını, yarın bir sorun olursa kendisinin İsviçre’ye kaçacağını söyledi. Ben de şaşırdım. ‘Yaptığımız yasadışı bir şey değil, neden kaçalım?’ dedim. Daha sonra benden evrakları olabildiğince gizlediler. Beni dışladılar. Adımı ajana çıkarttılar. Uzaktan çalışma sistemini yasadışı faaliyetlerini daha rahat yürütebilmesi için getirdiğini düşünüyorum."
Bu ifadeler, Deniz Şimşek’in savcılığa sunduğu iddialar arasında yer aldı.
Kızılay’dan Çadır Alımı Konusunda da İddiada Bulundu
Deniz Şimşek, dilekçesinde deprem döneminde kamuoyunda geniş yankı uyandıran Kızılay’dan çadır satın alınması meselesine de değindi. Şimşek, konuyla ilgili oluşan algının bilinçli şekilde dolaşıma sokulduğunu düşündüğünü söyledi.
Şimşek’in bu konudaki beyanları şöyle:
"Kızılay’dan çadır satın alımı şeklinde yaratılan algının Haluk Levent ve ekibi tarafından bilinçli olarak dolaşıma sokulduğunu düşünüyorum. Bu bilgi kesinlikle içeriden servis edilmiştir. Bu şekilde olup bitenler siyasi zemine kaydırıldı. Sanatçılar çoğunlukla manipüle edildi. Kızılay zaten bir iştiraki üzerinden çadır temin ettiği için teknik olarak bunu satmak zorundaydı. Yani kendisi bile temin etmek istese bu para çıkışına ihtiyaç vardı. Ben o dönem oluşan devlet karşıtı havanın yaklaşan seçimlerle birlikte bu tür bir haberle bilinçli olarak yayıldığını düşünüyorum. Bu şekilde de dernek çok fazla taraftar ve bağış toplamış oldu."
Şimşek’in bu bölümde dile getirdiği değerlendirmeler de kendi iddia ve görüşleri olarak savcılığa gönderilen dilekçede yer aldı.
Ahbap Soruşturmasında Milyonluk Alımlar Gündemde
Deniz Şimşek’in dilekçesindeki anlatımlarda 80 milyon TL’lik kitap alımı, 30 milyon TL’lik yem ve mama alımı, 230 milyon TL’lik kahvaltılık ürün alımı ile yaklaşık 160 milyon TL ödendiği ileri sürülen Bilim TIR’ları öne çıktı.
Bunların yanı sıra 12 milyon TL’lik bakım faturası, sevk irsaliyeleri ile teslim edilen ürünler arasında farklılık bulunduğu iddiası ve satın alınan bazı ürünlerin kalitesine ilişkin beyanlar da dilekçede yer aldı.