Ankara’da MKYK Sonrası Açıklama: Ömer Çelik "Terörsüz Türkiye" İçin Verilen Yeni Talimatları Duyurdu!

AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Toplantısı ardından kameraların karşısına geçen AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Türkiye ve bölge gündemine dair son derece kritik değerlendirmelerde bulundu.

AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Toplantısı ardından kameraların karşısına geçen AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Türkiye ve bölge gündemine dair son derece kritik değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda gerekli tüm talimatları verdiğini belirten Çelik, Meclis’e sunulan çerçeve yasa teklifinin iki yıldır yürütülen titiz çalışmaların en önemli aşaması olduğunu vurguladı. Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarından küresel jeopolitik risklere kadar geniş bir yelpazede konuşan Çelik, terörün gündemden tamamen çıkmasıyla Türkiye demokrasisinin büyüyeceğini ifade etti.

Yüksek Askeri Şura Kararları Ve Kadın General Vurgusu

AK Parti Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen MKYK toplantısı sonrası basına açıklamalarda bulunan Ömer Çelik, sözlerine Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarını değerlendirerek başladı. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kadro yapısını güçlendiren kararların hayırlı olmasını dileyen Çelik, ordudaki kadın komutanların yükselişine özel bir paragraf açtı:

"Yüksek Askeri Şura kararları hayata geçti. Şimdiye kadar görev yapan ve görevden ayrılan bütün askerlerimize, komutanlarımıza teşekkür ediyoruz. Yeni göreve gelen ve yeni rütbe alanları da tebrik ediyoruz. Tabii sevindirici bir tarafı da var. Bu Yüksek Askeri Şura ile Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki kadın general sayısı artıyor. Bu da son derece sevindirici. Burada bütün kuvvetlerimizde kadın general sayısının artmasının, Türk ordusunun niteliğini göstermesi bakımından ve kadınlarımızın da bu yüksek rütbelerde bulunmasının Cumhuriyet'in bir kazanımı olarak değerlendirilmesi açısından son derece önemli olduğunun altını çizmek isterim. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri'ne her zamanki gibi başarılar diliyoruz."

"2 Yıllık Sürecin En Önemli Aşamasına Gelindi"

Konuşmasının ana eksenini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunulan "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"ne ayıran AK Parti Sözcüsü, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın MKYK basamağında verdiği talimatları aktardı. Bu tarihi adımın iki yıllık devasa bir emeğin ürünü olduğunu belirten Çelik, şu ifadeleri kullandı:

"Cumhurbaşkanımız, Terörsüz Türkiye konusunda şimdiye kadar yaptığımız çalışmaların bugün geldiği nokta ve bundan sonrasında da inşallah bütün bu süreci başarıya ulaştırmak için yapılması gerekenler, ortaya konulması gereken tavırlar, kullanılacak üslup ve Cumhur İttifakı'nın birlik ve dirliği açısından ilgili talimatları verdiler. Tabii aynı şekilde bu konuyla ilgili devlet kurumlarının koordinasyonu bakımından talimatlarını tekrar hatırlattılar. Bugün yasa teklifinin verilmiş olmasıyla birlikte iki yıllık bir sürecin en önemli aşamasına gelinmiş oldu."

Sivil Ve Askeri Tehditlere Karşı Tarihi Direniş

Türkiye’nin bulunduğu coğrafyanın tarih boyunca yüksek yoğunluklu risk barındırdığına dikkat çeken Çelik, son 50 yılda göğüslenen tehditlerin dünyadaki diğer birçok ülkenin maruz kaldığı krizlerden katbekat fazla olduğunu ifade etti. Emperyalist güçlerin Türkiye üzerindeki planlarının şehit ve gazilerin fedakârlıklarıyla boşa çıkarıldığını dile getiren Çelik, açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Tabii bir hususu özellikle belirtmek isterim ki Türkiye Cumhuriyeti'nin, biricik vatanımızın bulunduğu coğrafya son derece büyük risklerle ve tehditlerle dolu bir coğrafya. Sadece çok uzun değil, 300 yıllık bir tarihe bile baksak, 100 yıllık tarihimize baksak, son 50 yılımıza baksak karşı karşıya olduğumuz tehditler, başka ülkelerin belki 5-10 kat sürede ve daha düşük yoğunlukta karşı karşıya kaldığı tehditlerle eşdeğerdir. Dolayısıyla ülkemiz hem bulunduğu konum bakımından hem de diğer nitelikleri bakımından çok yüksek ve yoğun tehditlerle karşı karşıya kalıyor. Tüm bunların arkasında tabii birtakım siyasi projeler de var. Ülkemizi yolundan çevirmeye çalışan, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne kastetmeye çalışan girişimler var."

"Bütün bunlar karşısında şimdiye kadar Türkiye Cumhuriyeti, bütün unsurlarıyla beraber milletimizin desteğiyle en güçlü mücadeleyi verdi. Bugüne kadar her türlü darbe girişiminden tutun da birtakım emperyalist ve siyonist projelerin ülkemize musallat olan kötü niyetlerine kadar her şey, kahraman şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin büyük fedakârlıklarıyla engellendi. Buradan bir kere daha kahraman şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyoruz. Mekânları cennet olsun. Kahraman gazilerimize hürmetlerimizi sunuyoruz. Tabii şehitlerimizin ve gazilerimizin ailelerine de buradan bir kere daha AK Parti Genel Merkezi'nden en içten saygılarımızı ve hürmetlerimizi arz ediyoruz. Onları her zaman hatırımızda tuttuğumuzu, her zaman gündemimizde olduklarını ifade etmek isterim."

"Terörsüz Türkiye İçin Yüzlerce Kez Toplandık"

Terörün tamamen bitirilmesi ve bölgede kalıcı barışın sağlanması adına gece gündüz demeden çalışıldığını beyan eden Parti Sözcüsü Çelik, hazırlanan vizyonun arkasında yatan devlet aklına vurgu yaptı:

"Tabii Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge süreci için gerçekten çok emek sarf edildi. Kuşkusuz pek çok çalışma yapıldı. Biz artık AK Parti'de yaptığımız çalışmaların sayısını unuttuk. Yani yüzlerce kere toplanmışızdır. Sabah erken saatlerden gece geç saatlere kadar bütün arkadaşlarımızla birlikte kurduğumuz heyetle çok yoğun bir şekilde buna emek ve mesai harcadık. Tabii esasında Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedefi, etrafımızdaki gelişmeleri çok iyi izlediğimizde, yakın bölgemizde emperyalistlerin ve siyonistlerin hangi kirli planları, bölgeyi parçalamaya dönük ve bölge insanlarını birbirine düşürmeye dönük hangi şer şebekelerini devreye soktuğunu düşündüğümüzde, Türkiye Cumhuriyeti'nin köklü devlet aklının bugün siyasette, Meclis'te ve diğer alanlarda tecelli eden siyaset aklının, milletimizin değerlerinin, irfanının ve basiretinin bir neticesi olarak ortaya çıktı."

"Kurallı Dünya Düzeni Bitti, Kuralsız Bir Kaos Başladı"

Dünya siyasetinde kurallar silsilesinin çöktüğünü, mikro etnik ve mezhepsel çatışmaların körüklendiği kaotik bir çağa girildiğini savunan Çelik, bölge halklarının yıllardır vekâlet savaşları yüzünden büyük acılar çektiğini belirtti:

"Bölgemizdeki bütün bu gelişmeleri hep birlikte değerlendirdiğimizde, özellikle son 10 yıla odaklandığımızda göreceğimiz şey şudur. Kurallı bir dünya düzeni sona ermiştir. Kuralsız bir dünya düzenine geçilmiştir. Kaotik bir şekilde ortaya çıkan bu tablo neticesinde dünyanın bütün dikişleri sökülmektedir. Yakın zamana kadar hatırlarsınız, Sykes-Picot rejiminin bölgede değişmesi gerektiğine dair tartışmalar Batılı bazı odaklar ve bazı düşünce kuruluşları tarafından başlatılmıştı. O zaman bakıldı ki aslında Sykes-Picot'nun bölgeye getirdiği yanlışlıkların ve zararların giderilmesini amaçlayan bir yaklaşım değil bu. Tam tersine daha başka, daha çok bölünmüş, daha çok parçalanmış, etnik ve dini temelde birbiriyle daha kavgalı hâle gelmiş bir bölgenin ortaya çıkmasını istiyorlar."

"Bununla ilgili olarak tabii bir çok diplomasi yürütüldü. Biliyorsunuz Arap Baharı'ndan başlayarak bu dalgalara karşı Türkiye, bu dalgaların geldiğini görerek çok büyük çalışmalar yaptı. Bunların uzun bir tarihi var. Zaman zaman size bahsediyorum. Ama o zaman da mesela Arap Baharı zamanında halkların bazı ülkelerdeki meşru tepkilerini, o devletlerin kurumlarını yok edecek ve o devletlerin devlet kapasitesini ortadan kaldıracak şekilde yönlendirdiler. O zaman da biz uyarımızı yapmıştık. Bölgede buna karşı yeni bir kardeşlik siyaseti atağı başlatmıştık. Onun sabote edilmesi için de çeşitli güçler, büyük güçler devreye girmişti. İstihbarat örgütleri doğrudan vekâlet savaşlarını terör örgütleri yoluyla devreye sokmuştu."

"Şimdi de baktığımızda, aslında son 3-5 yıla baktığımızda çok daha sert bir dalganın bütün bölgeyi altüst etmek istediğini görüyoruz. Etnik ve dini temelde, mikro düzeyde herkesi birbirine düşürmek isteyen, Sünni'yi Alevi'ye, Alevi'yi Şii'ye, Şii'yi Nusayri'ye, Nusayri'yi Dürzi'ye, Dürzi'yi Keldani'ye ve Ezidi'ye düşürmek isteyen böylesine kötü bir planın devreye sokulduğunu görmüştük. Ama günün sonunda şu oldu. Yine terör örgütleri üzerinden yükseltilen bütün bu dalgalar, bölge halklarının daha çok acı çekmesine yol açtı. Türk, Kürt, Arap acı çekti. Sünni, Şii acı çekti. Ezidi, Keldani acı çekti. Tüm bunların içerisinde aslında bölge, kendi iradesini özgün şartlarıyla ortaya koyamamanın büyük bedellerini ödedi."

"Yumruk Yumruğa Değil, Kol Kola Yürüyeceğiz"

Sözcü Ömer Çelik, Türkiye’nin "Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge" projesiyle, dış aktörlerin Orta Doğu üzerinde kurduğu tuzağı bozduğunu söyledi. Bölge halklarının ayrıştırılmasına izin verilmeyeceğinin altını çizdi:

"İşte Türkiye'nin, 'Terörsüz Türkiye' ve 'Terörsüz Bölge' diyerek ortaya koyduğu bu irade ve ortaya çıkan bu çerçeve, aslında bölgemize dönük olarak kötü niyet besleyen emperyalist ve siyonist saldırganlığa verilmiş en büyük cevaplardan bir tanesidir. Burada devletimizin binlerce yıllık tecrübesi, milletimizin binlerce yıllık tarihin içinden süzülerek gelen kardeşliği ve basireti, bütün bu politikaların ana dinamiğini oluşturmuştur. Dolayısıyla 'Terörsüz Türkiye' ve 'Terörsüz Bölge' nedir diye tek cümleyle tanımlayacak olsak, bu bölgemizde herkes için, Türk için, Kürt için, Arap için, Sünni için, Alevi için, Şii için ve diğer herkes için kötü niyet besleyenlere, bu kötü niyetlerine geçit vermeyecek şekilde verilmiş bir cevaptır diyebiliriz. Bugüne kadar da bununla ilgili gerçekten çok hassas çalışmalar yürütüldü. Ama günün sonunda meselenin sahibi 86 milyon vatandaşımızın tamamıdır."

"Tabii bu bahsettiğim emperyalist ve siyonist projeler, Türk'ün, Kürt'ün, Arap'ın, Sünni'nin, Alevi'nin, Şii'nin, Nusayri'nin, Dürzi'nin, Keldani'nin ve Ezidi'nin birbiriyle yumruklarıyla konuşmasını istiyor. Dini ve etnik temelde bölünmüş birtakım parçacıklar, birtakım cemaatçikler hâline gelmesini ve birbirlerine yumruklarıyla hitap etmelerini istiyor. İşte bizim yürüttüğümüz bütün bu süreç, birilerinin terör örgütlerini kendileri için vekâlet unsuru olarak kullanmalarını devreden çıkararak, bizi yumruk yumruğa getirmek isteyenlere karşı, Türk, Kürt, Arap, Sünni, Şii, Alevi, Nusayri, Dürzi, Ezidi ve Keldani olmak üzere yakın bölgemizdeki bütün halkların yumruk yumruğa değil, kol kola yürüyeceği bir tarihi ve geleceği inşa etmektir."

Silahlı Terör Örgütü Bütün Uzantılarıyla Sona Erecek

Meclis’e sunulan yasa teklifinin amacına değinen AK Parti Sözcüsü, PKK/KCK’nın sadece Türkiye’de değil, sınır ötesinde ve Avrupa’daki tüm ayağıyla tasfiye edilmesinin hedeflendiğini açıkça belirtti:

"Tabii bütün bu çalışmalar yapılırken esas mesele, silahlı tehdidin ve terör örgütünün gündemden çıkmasıdır. Türkiye çok uzun zamandır silahlı terör örgütünün tehdidiyle karşı karşıyadır. Buna karşı mücadele etmiştir. Kahraman şehitlerimizin ve gazilerimizin eşsiz fedakârlıklarıyla bu terörün ve terörün arkasındaki siyasi projelerin hedefine ulaşması engellenmiştir. Bugün gelinen noktada yapılan yasal düzenleme, PKK/KCK terör örgütünün Türkiye'deki, Suriye'deki, Irak'taki, İran'daki ve Avrupa'daki legal ve illegal bütün unsur, şube ve uzantılarıyla birlikte gündemden çıkmasını ve sona ermesini hedeflemektedir. Bu son derece açık bir şekilde şimdiye kadar ifade edilmiştir. Bundan sonrasında da takip edilecek husus budur."

"Devletimizin nitelikleri ve milletimizin değerleri çerçevesinde, hukuk devleti ve demokrasinin imkân ve kabiliyetleri sayesinde ortaya koyduğu seçeneklerle bu süreç gerçekleştiriliyor. Bütün devletlerin bu tip kendilerine dönük tehditler karşısında hard power dediğimiz sert güçleriyle mücadele yöntemleri vardır. Bir de soft power dediğimiz yumuşak güçleriyle, yani hukuk, siyaset ve demokrasinin imkânlarıyla bu meseleleri sona erdirmeye dönük çeşitli yaklaşımları vardır. Geçmişte AK Parti'den önce de Millî Güvenlik Kurulu tavsiyeleriyle bunlar gündeme getirilmiştir. Terör örgütünden ayrılmak isteyenler için bir zemin oluşturulması hedeflenmiştir. Bugün gelinen noktada ise bütün bu tecrübelerden yola çıkılarak son derece güven veren, güveni ve güvenceyi bir arada ortaya koyan bir çerçeve yasa hazırlanmıştır."

"Demokrasimizin Ölçeği Büyüyecek, Siyasete Oksijen Gelecek"

Silahsızlanmanın tamamlanması durumunda Türkiye’nin demokratik ikliminde devasa bir genişleme yaşanacağını aktaran Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"PKK/KCK terör örgütünün Türkiye, Irak, İran, Suriye ve Avrupa'daki legal ve illegal bütün unsurlarıyla birlikte sona ermesi, silahlı terör unsurunu demokrasimiz üzerinde bir yük olmaktan çıkaracaktır. Türkiye bu silahsızlanma ile birlikte, bu tehdidin sona erdiğini, bu süreç başarıya ulaşırsa ki başarıya ulaşması için hepimiz gayret etmeye devam edeceğiz, hep birlikte görecektir. Demokrasilerin üzerinde silahlı tehdit ve terör örgütleri birer yüktür."

"Tabii bu terörün gündemden çıkmasıyla birlikte esasında yepyeni bir iklim doğacaktır. Bu yepyeni iklim, demokrasimizin üzerindeki yükün ve stresin kalkmasıyla birlikte, demokrasimizin ölçeğini büyütecek. Demokrasimizin derinleşmesine daha çok imkân verecek. Demokratik birtakım adımların atılması için daha güçlü bir siyasi ve demokratik iklimin ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Bundan sonrasında, silah bırakma süreci bahsettiğimiz şekilde PKK/KCK terör örgütünün sona erdiğinin Millî Güvenlik Kurulu kararıyla tespit ve teyit edilmesiyle sonuçlanırsa, demokrasimiz silahlı tehdit ve terör örgütünün yükünden kurtulacaktır. Siyasetin iklimi ve demokratik tartışmaların zemini kendi ölçeğini büyüten bir boyuta ulaşacaktır."

Toplumsal Bütünleşme Ve Anti-Siyaset Eleştirisi

Milletin tarih boyunca provokasyonlara kapılmadığını, mahallede ve sokakta komşuluk hukukunu koruduğunu hatırlatan Çelik, kanun teklifine yapıcı eleştiri getirmek yerine süreci kökten reddeden üsluba sitem etti:

"Bütün bu olayların en şiddetli zamanında, en stresli döneminde bile Türk'üyle, Kürt'üyle, Sünnisiyle, Alevisiyle ve diğer bütün unsurlarıyla milletimiz tek millet olma vasfını hiçbir zaman kaybetmemiştir. Birbirine sokaktaki hiçbir vatandaşımız kendi komşusuna, kendi mahallelisine, kendi iş arkadaşına yan gözle bakmamıştır. Türkiye'nin en büyük gücü budur. O sebeple baştan beri dedik ki biz bütün bu süreci yürütürken devletimizin nitelikleri ve milletimizin değerleri çerçevesinde hareket ediyoruz."

"Siyaset yapmak demek hayatın maliyetini azaltmak demektir. Anti siyaset ise hayatın maliyetini artırmak demektir. Bugün bu meselelerle ilgili herhangi bir şekilde yeni bir yaklaşımı olmayanların, bölgedeki gelişmeleri ve dünyadaki gelişmeleri okuyarak yeni bir perspektif geliştirmenin gerekliliği ortadayken, geçmiş dönemin birtakım statükolarının içinden hâlâ anti siyaset diyebileceğimiz cümlelerle konuşması, ülkenin geleceğine imza atmak değil, tam tersine ülkenin geleceğinin üstünü çizmektir."

Küresel Depremler Ve Türkiye’nin Duruşu

Konuşmasının son bölümünde küresel siyasette yaşanan büyük krizlere değinen Ömer Çelik, Türkiye'nin bütünleşme adımlarıyla dünyaya örnek bir duruş sergilediğini belirterek konuşmasını noktaladı:

"Şimdi bakınız, bölgemiz. Geçen seneyi hatırlayınız. Geçen yılbaşı, Suriye'deki olaylarla yıla girmiştik. Bölge ve dünya çok büyük bir altüst oluş yaşamıştı. Aylarca bu konuyu konuştuk. Bu yılbaşına Venezuela'daki olaylarla girdik. Şimdi de Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in İran'a saldırısıyla ortaya çıkan artçı depremler ve Hürmüz eksenli bu kaosla devam ediyoruz. Rusya-Ukrayna Savaşı kaçıncı yılına girdi. Hâlen devam ediyor. Gazze'deki soykırımı Batı Şeria'ya ve Lübnan'a taşımaya çalışıyor Netanyahu ve onun yanındaki soykırım şebekesi. Dünyanın çeşitli yerlerindeki kırılganlıklar Latin Amerika'ya yansımak üzere. Latin Amerika'da yepyeni birtakım çatışma alanlarının oluşabileceğine dair maalesef istenmeyen gündemler ortaya çıkıyor. Uzak Doğu'ya gittiğimiz zaman orada başka gerilimler var. Şimdi bunun içerisinde tecrübesi olan bir devlet, türedi olmayan bir devlet, dünyanın parçalanmaya doğru gittiği bir noktada hukuk içerisinde, hakkaniyet içerisinde ve ilkeler çerçevesinde buna bütünleşmeyle cevap verir."

Gündem Haberleri