Esra Albayrak’tan Dekolonizasyon Çıkışı: “Dünyanın İstanbul’da, Gazze’de Üretilen Bilgeliğe İhtiyacı Var”

Esra Albayrak, Kriter Dergi’de yayımlanan “Dekolonizasyonu Aşmak: Bilgi, İktidar ve Ortak Sorumluluk” başlıklı yazısında Batı merkezli bilgi üretimini eleştirdi. Albayrak, dekolonizasyonun Batı’ya karşı değil, zihinsel arınmaya davet olduğunu vurguladı.

Kriter Dergi’de kaleme aldığı “Dekolonizasyonu Aşmak: Bilgi, İktidar ve Ortak Sorumluluk” başlıklı yazısıyla gündeme gelen Esra Albayrak, küresel sistemdeki bilgi ve iktidar ilişkilerini mercek altına aldı. Albayrak, dekolonizasyon kavramını yalnızca siyasi bir hesaplaşma olarak değil, zihinsel ve epistemik bir özgürleşme çağrısı olarak ele aldı.

Yazısında Batı merkezli düşünce sistemine eleştiriler yönelten Albayrak, dekolonizasyonun amacının Batı’ya alternatif bir hegemonya kurmak olmadığını şu sözlerle ifade etti:

“Dekolonizasyonun amacı Batı'ya karşı bir başka merkez kurmak ya da Batısız bir dünya inşa etmek değildir. Bilakis, dekolonizasyon Batı'ya da kendisini ele geçirmiş olan ‘efendilik kompleksinden’ arınması için açık bir davettir. Zira tıkanan uluslararası sistemin, Paris'te, Londra'da, New York'ta, Amsterdam'da üretilen bilginin sınırlarına dayandığı anlaşılmaktadır. Dünyanın artık yeni merkezlere, İstanbul'da, Cakarta'da, Addis Ababa'da, Rabat'ta, Kahire'de ve Gazze'de üretilen bilgeliğe ihtiyacı vardır”

“Zihin Teslim Olmadıkça Dekolonizasyon Mümkündür”

Albayrak, yazısında sömürgeciliğin yalnızca toprak ve ekonomiyle sınırlı olmadığını, asıl sınırın insan zihni olduğunu vurguladı. Frantz Fanon’a atıfta bulunan Albayrak, sömürgeleştirilen bireyin zamanla kendi benliğine yabancılaşabildiğini hatırlattı.

“Toprak işgal edilebilir, dil baskılanabilir, tarih saptırılabilir ama zihin teslim olmadıkça dekolonizasyon mümkündür.”

Bu çerçevede, hafızası silinen toplumların kendi yaralarını tanıma ve iyileştirme imkânını da kaybettiğine dikkat çekti. Bir halkın kendi dilini ve bilgisini değersiz görmeye başlamasının, sömürünün içselleştirilmesi anlamına geldiğini ifade etti.

Modern Batı Felsefesine Eleştiri

Yazıda modern Batı felsefesinin kendisini “sıfır noktası” olarak konumlandırdığına işaret eden Albayrak, bu anlayışın zamansız ve mekânsız tek evrensel gerçeklik iddiası taşıdığını belirtti. Bilimin de tarihsel süreçte sömürgecilikle iç içe geçtiğini savunan Albayrak, insanlığın nefes alabilmesi için çoğulculuğa ve çeşitliliğe ihtiyaç duyduğunu vurguladı.

Sömürgeci paradigmanın tarihsel tasnifine değinen Albayrak, bu sürecin 16. yüzyıldan günümüze farklı kavramlarla yeniden üretildiğini ifade etti. Demokrasi söylemi üzerinden yürütülen müdahalelere dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:

“16. yüzyılda yazısı ve edebiyatı olmayan insanlardan, 18. ve 19. yüzyılda tarihi olmayan insanlara, 20. yüzyılda az gelişmiş insanlara uzanır. Bugün bu tasnif, beyaz adamın yükü olarak sözde az gelişmiş toplumlara ‘demokrasiyi getirmek’ anlatısına dönüşmüş durumdadır.”

Dijital Sömürgecilik ve Ekran Çağı

Esra Albayrak, yazısında günümüzün en tartışmalı başlıklarından biri olan dijitalleşme ve ekran bağımlılığına da değindi. Algoritmalar aracılığıyla tek merkezden süzülen bilginin, yeni bir sömürge düzeni inşa ettiğini belirtti.

“Bilginin tek bir merkezden ve türlü algoritmalardan süzülerek ekranlara aktığı bir dünyada, çocuklarının kendi seslerini bulması, kendi tecrübelerini değerli görmesi giderek zorlaşmaktadır. Çocukların dikkati, hayali ve hafızası, teknokolonyal rejimin sürekliliği için adeta birer hammaddeye dönüşmüş durumdadır.”

Albayrak’a göre dijital çağda zihinler, görünmeyen bir iktidar mekanizmasıyla kuşatılıyor. Bu durum, dekolonizasyonun yalnızca siyasi değil, kültürel ve teknolojik bir mücadele alanı olduğunu ortaya koyuyor.

Yeni Bilgi Merkezleri Vurgusu

Yazının finalinde uluslararası sistemin tıkandığını savunan Albayrak, mevcut küresel düzenin belirli şehirlerde üretilen bilgiye dayandığını ifade etti. Çözümün ise yeni merkezlerin güçlenmesinde yattığını belirtti.

İstanbul, Cakarta, Addis Ababa, Rabat, Kahire ve Gazze’yi yeni bilgi ve bilgelik merkezleri olarak işaret eden Albayrak, küresel düşüncenin çoğul bir zemine taşınması gerektiğini savundu.

Albayrak’ın kaleme aldığı bu metin, dekolonizasyon tartışmalarını yalnızca siyasi bir eksenden değil; epistemik, kültürel, dijital ve zihinsel boyutlarıyla ele alması bakımından dikkat çekti.

Gündem Haberleri