ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının sona erdirilmesi için Katar aracılığıyla yürütülen diplomatik temaslarda yeni bir aşamaya geçildi. Doha'dan ayrılan İran heyetinin ardından taraflara yeni bir anlaşma taslağı sunulurken Tahran, savaşın bitmesi için 7 şartını açıkladı. Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için öngörülen sürenin 7 günden 2 güne indirilmesi de müzakerelerin dikkat çeken başlıklarından biri oldu.
ABD ile İran arasında devam eden savaşın sona erdirilmesine yönelik diplomatik girişimler hız kazandı. Katar'ın başkenti Doha'da yürütülen dolaylı görüşmelerin ardından İran müzakere heyeti ülkeden ayrıldı. Ancak heyetin ayrılması diplomatik sürecin sona erdiği anlamına gelmedi. Taraflar arasında Katar aracılığıyla mesaj alışverişi devam ederken, saldırıların durdurulmasını ve Hürmüz Boğazı'ndaki geçişlerin yeniden başlamasını öngören yeni bir taslak öneri gündeme geldi.
Reuters'ın haberine göre, görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir yetkili, tarafların değerlendirmesi için hazırlanan taslağın ilgili kesimlerle paylaşıldığını ve yeni bir toplantı ihtimalinin bulunduğunu aktardı.
İran'ın ABD'ye sunduğu 7 şart belli oldu
Tahran yönetimi, savaşın sona erdirilmesi ve diplomatik görüşmelerin ilerlemesi için ABD'nin karşılamasını istediği yedi maddelik plan üzerinde duruyor. İran'ın talepleri yalnızca askeri operasyonların durdurulmasını değil, ekonomik yaptırımların ve bölgedeki güvenlik düzenlemelerinin de yeniden ele alınmasını kapsıyor.
İran'ın öne çıkardığı 7 şart şöyle:
ABD'nin İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasını kaldırması
Dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması
ABD yaptırımlarının kaldırılması
İran petrolünün satışına yönelik kısıtlamaların sona ermesi
ABD'nin bölgedeki askeri varlığını azaltması
Hürmüz Boğazı için belirlenen yeni geçiş güzergâhının tanınması
Lübnan dahil bölgedeki bütün cephelerde çatışmaların sona ermesi
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, taleplerin arabulucular üzerinden ABD tarafına iletildiğini ve nihai bir anlaşma için öncelikle deniz ablukasının kaldırılması gerektiğini söyledi.
Hürmüz Boğazı'nın açılması için 2 günlük teklif
Müzakerelerin en önemli başlıklarından birini dünya enerji ticaretinin kritik geçiş noktalarından Hürmüz Boğazı oluşturuyor. İran, daha önce 7 günlük takvim üzerinden gündeme getirdiği yeniden açılma planını 2 güne indirmeyi teklif etti.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin açıklamalarına göre, ABD'nin Tahran'ın şartlarını kabul etmesi halinde boğazda güvenli geçişin yeniden sağlanması ve diplomatik görüşmelerin devam ettirilmesi mümkün olabilecek.
Ancak İran, ABD'nin deniz ablukası devam ederken boğazı yeniden açmaya ve nihai anlaşmaya yanaşmıyor. Tahran, önce kendi taleplerinin karşılanmasını istiyor.
JD Vance'in Muhsin Rızai'ye gönderdiği mektup gündemde
Diplomatik temaslarda ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai'ye gönderdiği mektup da dikkat çekti.
Rızai, mektubun içeriğine ilişkin değerlendirmesinde Washington yönetiminin üslubunun önceki yazışmalara kıyasla tamamen değiştiğini savundu. Bu değişikliği diplomatik süreç açısından olumlu bir işaret olarak değerlendiren Rızai, mektuba henüz yanıt vermediğini belirtti.
İran Dışişleri Bakanı Arakçi de ABD tarafından diyalog kapısının açılmaya çalışılmasını olumlu bir adım olarak nitelendirdi.
ABD ile İran arasında nükleer program anlaşmazlığı sürüyor
Taraflar arasındaki temel anlaşmazlıklardan biri İran'ın nükleer programı olmaya devam ediyor. Washington yönetimi, uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin sınırlandırılmasını, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun seyreltmesini ve nükleer tesislerin uluslararası denetime açılmasını istiyor.
Tahran ise nükleer konunun mevcut savaşın sona erdirilmesine yönelik anlaşmanın dışında tutulmasını savunuyor. İran yönetimi, bu başlığın ancak daha kapsamlı ve uzun vadeli müzakerelerde ele alınabileceğini belirtiyor.
Doha'daki temasların ardından hazırlanan yeni taslak önerinin taraflarca değerlendirilmesi beklenirken, ABD'nin İran'ın yedi şartına nasıl yanıt vereceği diplomatik sürecin geleceği açısından belirleyici olacak.