Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Anadolu Ajansı Editör Masası'nda gündeme ilişkin hayati değerlendirmelerde bulunarak Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın detaylarını paylaştı. İki yıllık titiz bir çalışmanın ürünü olan dev ittifakın teknik olarak NATO'nun 5. maddesiyle aynı esaslara dayandığını belirten Fidan, paktın genişleme sinyallerini de verdi.
"Bu Anlaşma İçin İki Yıl Çalıştık"
Anadolu Ajansı Editör Masası canlı yayınında soruları yanıtlayan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın arkasındaki diplomatik süreci ve hedefleri kamuoyuyla paylaştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde yürütülen dış politikanın köşe taşlarından birinin hayata geçtiğini vurgulayan Fidan, "Bu anlaşma için iki yıl çalıştık. Bölgede bir savunma anlaşmasına ihtiyaç vardı. Anlaşma NATO'nun 5. maddesiyle teknik olarak aynı. Anlaşma bir ülkeyi hedef almıyor. Üç ülke birbirinin güvenliği ile yakından ilgilenecek." ifadelerini kullandı. Bölgesel sahiplenmenin önemine değinen Bakan Fidan, dışarıdan gelen unsurların sorunları çözmek yerine daha akut hale getirdiğini kaydetti.
Bölgedeki istikrarsızlıkların durdurulması ve entegrasyonun artırılması amacıyla bu iradenin ortaya konulduğunu aktaran Fidan, "Bölgede bir savunma anlaşmasına ihtiyaç vardı. Bu ittifaka imza atan ülkeler birbirlerinin güvenliğine tehdit olmayacaklarını taahhüt ediyorlar. Dışarıda bir aktöre karşı değil içeride biz artık dayanışma halindeyiz." değerlendirmesinde bulundu. İttifakın hukuki ve teknik zeminine açıklık getiren Fidan, "Mekke Ortak Savunma Anlaşması teknik olarak, NATO Antlaşması'nın kolektif savunmaya ilişkin 5. maddesiyle aynı. Yazıya bağladığımız bir ortak tehdit yok." sözleriyle paktın savunma odaklı yapısını vurguladı.
"Bize Saldırmayan Hiçbir Ülke Hedefimizde Değil"
Anlaşmanın bölgesel aktörleri hedef aldığına yönelik iddialara yanıt veren Hakan Fidan, imza sahibi ülkelerin yayılmacı bir yaklaşım sergilemediğini belirtti. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın kendi sınırları içerisindeki kalkınma hedeflerine odaklandığını ifade eden Fidan, "Bize saldırmayan hiçbir ülke hedefimizde değil. İster bölge içinden ister dışından saldırıya uğramadığı sürece bu ittifakın herhangi bir ülkeyle alıp veremediği olamaz. Altını çiziyorum, İran bu anlaşmanın hedefi değildir. Hiçbir şekilde farklı coğrafyaları, farklı öncelikleri birbiriyle çatışır halde tutacak değiliz." dedi.
İttifakın kurumsal yapısı ve geleceği hakkında bilgiler paylaşan Fidan, "Sekreteryanın merkezi Suudi Arabistan’da olacak, o şekilde kararlaştırdık. Adını vermek istemiyorum, başka ülkeler var katılmak isteyen. Tatbikatlar olacak, eğitimler olacak. Bunlar zaten ortak askeri ittifakların doğasındaki hususlar. Bunları yapmadan ortak çalışabilirliği, ortak hareket edilebilirliği ortaya koyamazsınız. Genel şu anda söylenen Mekke İttifakı." açıklamasını yaptı. İttifakın genişleme potansiyeline dikkat çeken Bakan Fidan, "Bir sonraki aşamada Mısır’ın da ittifakın arasında bulunacağına inanıyorum. Cumhurbaşkanımızın vizyonunda bizim 3 ülkeyle sınırlı kalmamamız, büyümemiz, gerekirse bütün ülkeleri bu çatının altında toplamamız var." diyerek Mısır'ın katılım ihtimalini güçlendirdi.
Bölgesel Krizler Ve Hürmüz Boğazı Denklemi
Konuşmasında Kafkasya'daki güvenlik mimarisine de temas eden Fidan, "Bunlar gerektiği zaman inşa edilebilir. Avrupa’yla Orta Doğu güvenlik mimarilerini Türkiye üzerinden uzun vadede, hatta orta vadede uyumlaştırılması mümkün." diyerek Kafkas Paktı ihtimalinin masada olduğunu belirtti. İletişim ve diplomasi trafiğinin sürdüğünü vurgulayan Dışişleri Bakanı, Orta Doğu'daki sıcak gelişmeleri ve Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimi değerlendirdi.
Körfez'deki ticaret kanallarının tıkanmasının küresel etkilerine değinen Fidan, "Enerji açısından bize doğrudan etki eden bir durum yok. Kızıldeniz ticaret havzasının kapatılması bizim tabii ki menfaatimizle doğrudan bir konu. Şu anda en önemli öncelik herkesin üzerinde çalıştığı, geçici süre de olsa - ki 60 gün olarak nitelendiriliyor- boğazın açılmasını sağlayacak bir uzlaşmanın sağlanması." bilgisini verdi. Suudi Arabistan ile İran arasındaki ilişkilere ve Mekke Anlaşması'nın bu konudaki rolüne değinen Fidan, "Suudi Arabistan ile konuştuğumuz zaman İran’la ilgili “Biz İran’la savaşalım, İran’ı yok edelim” gibi bir niyetleri yok. Bu konuda daha farklı düşünceleri var. İran'a yönelik askeri müdahalenin çözüm olmadığını, konuşma yoluyla anlaşma yoluyla bu meselenin halledilmesi konusunda bir duruşları var. Mekke Anlaşması'nı İran ile konuştuk. İleride İran'ın rolüne ihtiyaç olabilir." diyerek diplomasinin önceliklendirildiğini kaydetti.