Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu’nda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun kürsüye çıkmasının ardından salonda hareketli anlar yaşandı. Çok sayıda ülkenin temsilcisi, Netanyahu konuşmasına başladığı sırada salonu terk etti.
Diplomatların dışarı çıkışı sırasında salonda yuhalama, tezahürat ve alkış sesleri yükseldi. Oturum başkanı düzenin sağlanması için birkaç kez çağrıda bulunurken Netanyahu da salonu terk eden temsilcilere tepki gösterdi.
Netanyahu, “Eğer salonda henüz ayrılmamış başka ahlaki korkaklar varsa, lütfen şimdi ayrılsınlar” ifadelerini kullandı. İsrail Başbakanı ayrıca ülkesinin kendisini savunurken salondan ayrılan temsilcilerin ülkelerini de savunduğunu öne sürdü.
Netanyahu’nun diplomatlara yönelik kullandığı “ahlaki korkaklar” ifadesi konuşmanın dikkat çeken bölümlerinden biri oldu. Bir gün sonra aynı kürsüye çıkan İzlanda Dışişleri Bakanı Thorgerdur Katrin Gunnarsdottir ise bu sözleri farklı bir anlamla yeniden kullandı.
İzlandalı bakan aynı sözlerle karşılık verdi
İzlanda Dışişleri Bakanı Thorgerdur Katrin Gunnarsdottir, BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında bir gün önce kürsüden kullanılan “ahlaki korkaklar” ifadesini hatırlattı.
“Bu kürsüden ‘ahlaki korkaklar’ sözlerini duyduk” diyen Gunnarsdottir, ardından kendisine göre bu tanımın kimleri kapsadığını anlattı.
Gunnarsdottir, “Bana göre ahlaki korkaklar, adil ve kalıcı bir barış için masaya oturmayı ve müzakere etmeyi reddeden dünya liderleridir. Umutsuzca yardıma ihtiyaç duyan insanlara insani yardım erişimini engelleyenlerdir. Ahlaki korkaklar, uluslararası hukuka tekrar tekrar karşı çıkan ve ona saygısızlık eden liderlerdir” ifadelerini kullandı.
İzlandalı Bakan bu bölümde Netanyahu’nun adını doğrudan kullanmadı. Ancak bir gün önce aynı kürsüde kullanılan ifadeyi konuşmasının merkezine alması, sözlerinin Netanyahu’nun çıkışına yanıt olarak değerlendirilmesine neden oldu.
“Ahlaki korkaklar” ifadesine farklı bir anlam yükledi
Netanyahu’nun salonu terk eden diplomatları hedef alarak kullandığı ifade, Gunnarsdottir’in konuşmasında barış müzakereleri, insani yardım ve uluslararası hukuk üzerinden farklı bir çerçeveye taşındı.
İzlanda Dışişleri Bakanı, adil ve kalıcı barış için müzakere masasına oturmayan liderleri eleştirirken yardıma ihtiyaç duyan sivillere insani yardım ulaştırılmasının engellenmesine de tepki gösterdi.
Gunnarsdottir’in açıklamasında öne çıkardığı bir diğer başlık ise uluslararası hukuk oldu. İzlandalı Bakan, uluslararası hukuka tekrar tekrar karşı çıkan ve saygı göstermeyen liderleri de “ahlaki korkaklar” tanımının içerisinde değerlendirdi.
Netanyahu’nun bir gün önce diplomatlara yönelttiği sözlerin aynı kürsüde farklı bir anlamla kullanılması, iki konuşma arasındaki en dikkat çekici ayrıntılardan biri oldu.
Gazze’deki sivillere dikkat çekti
Gunnarsdottir konuşmasının devamında Gazze’de yaşananlara değindi. Filistinlilerin yaşadığı acıların dünya kamuoyu açısından sıradanlaşmaması gerektiğini belirterek sivillerin karşı karşıya kaldığı koşullara dikkat çekti.
Çocukların hayatlarını kaybetmeye, ailelerin evlerini yitirmeye ve ebeveynlerin çocuklarını hayatta tutmaya çalışmaya devam ettiğini belirten Gunnarsdottir, Gazze’nin temel sorunlar çözülmeden tekrar tekrar yıkılıp yeniden inşa edilmesine karşı çıktı.
İzlanda Dışişleri Bakanı, Gazze’nin yanı sıra Batı Şeria’daki gelişmeleri de konuşmasına taşıdı. Yerleşim faaliyetleri ve Filistinlilerin karşı karşıya kaldığı yerleşimci şiddeti üzerinden eleştirilerde bulundu.
Gunnarsdottir ayrıca cezasızlık, kullanılan sert söylemler ve uygulanan politikaların Batı Şeria’daki şiddet ortamındaki rolüne dikkat çekti.
İki devletli çözüm mesajı verdi
İsrail-Filistin meselesinin çözümüne ilişkin ülkesinin yaklaşımını da anlatan Gunnarsdottir, yaşayabilir bir Filistin devletinin İsrail’in yanında yer aldığı iki devletli çözümü desteklediklerini söyledi.
İki halkın güvenlik, onur ve barış içerisinde yan yana yaşayabilmesi gerektiğini belirten İzlanda Dışişleri Bakanı, müzakere ve uluslararası hukuk vurgusu yaptı.
Gunnarsdottir’in konuşması Orta Doğu’daki gelişmelerle sınırlı kalmadı. Ukrayna ve dünyanın farklı bölgelerinde devam eden çatışmalar ile insani krizlere de değindi.
Orta Doğu ve Ukrayna’daki savaşların başka bölgelerde yaşanan insani krizleri görünmez hale getirmemesi gerektiğini ifade eden Gunnarsdottir, uluslararası toplumun diğer coğrafyalarda devam eden sorunlara yönelik dikkatini sürdürmesi gerektiğini söyledi.