Polonya'da Anayasa Mahkemesi krizi neden çıktı? 2015'ten 2026'ya 11 yıllık kavga

Polonya'da Anayasa Mahkemesi Başkanı Bogdan Swieczkowski ve yardımcısı Bartlomiej Sochanski'nin görevden uzaklaştırılması, ülkede siyasi ve yargısal krize yol açtı.

Polonya'da Anayasa Mahkemesi Başkanı Bogdan Swieczkowski ve yardımcısı Bartlomiej Sochanski'nin görevden uzaklaştırılması, ülkede siyasi ve yargısal krize yol açtı. Senegal ziyaretini yarıda keserek Varşova'ya dönen Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ile yargıç Anna Korwin-Piotrowska arasında mahkeme girişinde arbede yaşandığı bildirildi. Başbakan Donald Tusk hükümeti ile muhalefetin karşı karşıya geldiği krizin temelinde, 2015 yılında başlayan yargıç atama anlaşmazlığı bulunuyor.

Polonya'da 11 yıldır devam eden Anayasa Mahkemesi anlaşmazlığı, mahkeme yönetiminin görevden uzaklaştırıldığının duyurulmasıyla yeni bir boyuta taşındı. Mahkeme binası önünde gösteriler düzenlenirken polis güvenlik önlemlerini artırdı. Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki, Senegal'e gerçekleştireceği ziyareti iptal ederek ülkeye döndü. Mahkeme binasına girişinde yargıç Anna Korwin-Piotrowska ile yaşadığı fiziksel gerginlik ise ülkedeki siyasi kutuplaşmayı daha da belirginleştirdi.

Polonya'da Anayasa Mahkemesi Başkanı görevden uzaklaştırıldı

Polonya Anayasa Mahkemesinin internet sitesinde yayımlanan duyuruda, Mahkeme Başkanı Bogdan Swieczkowski ile Başkan Yardımcısı Bartlomiej Sochanski'nin görevlerinin bir ay süreyle askıya alındığı açıklandı.

Kararın, mevcut parlamentonun seçtiği yargıçlardan Anna Korwin-Piotrowska tarafından alındığı belirtildi.

Ancak Swieczkowski'ye bağlı mahkeme yönetimi bu kararı tanımadığını duyurdu. Yönetim, Korwin-Piotrowska'nın yargıçlık statüsünü kabul etmediğini ve mahkemenin internet sitesinin hukuka aykırı biçimde ele geçirildiğini savundu.

Mahkemenin resmî sosyal medya hesabından yapılan açıklamada gelişmeler "darbe" olarak nitelendirildi.

Aynı gün Adalet Bakanı ve Başsavcı Waldemar Zurek, Swieczkowski ve Sochanski'nin yargı dokunulmazlıklarının kaldırılması için beş başvuruda bulunduğunu açıkladı.

Başvuruların dördünün Swieczkowski, birinin ise Sochanski hakkında olduğu bildirildi. Zurek, iki ismin diğer yargıçların görev yapmasını engellediğini öne sürdü.

Polonya Anayasa Mahkemesi krizinin temeli 2015 yılında atıldı

Polonya'daki yargı anlaşmazlığının başlangıcı, Ekim 2015'te yapılan Anayasa Mahkemesi üyeliği seçimlerine dayanıyor.

Görev süresi sona ermek üzere olan parlamentonun alt kanadı Sejm, Anayasa Mahkemesine beş yeni yargıç seçti.

Bu isimlerden üçü Kasım ayında, ikisi ise Aralık ayında görev süresi dolacak yargıçların yerine belirlenmişti.

Dönemin Cumhurbaşkanı Andrzej Duda, seçilen yargıçların yeminlerini kabul etmedi.

Seçimlerin ardından iktidara gelen Hukuk ve Adalet Partisi (PiS) ise söz konusu koltuklar için yeni isimler belirledi.

Anayasa Mahkemesi, 3 Aralık 2015 tarihli kararında önceki parlamentonun seçtiği beş yargıçtan ikisinin seçimine dayanak oluşturan düzenlemeyi anayasaya aykırı buldu.

Böylece aynı üyelikler üzerinde farklı siyasi ve hukuki değerlendirmelerin ortaya çıktığı bir süreç başladı.

Sonraki yıllarda yapılan atamalarla mahkemenin üye yapısı değişti. PiS döneminde seçilen Julia Przylebska, Cumhurbaşkanı tarafından Anayasa Mahkemesi Başkanlığına getirildi.

Avrupa mahkemeleri Polonya'daki yargıç atamalarını inceledi

Polonya'daki yargıç atama tartışmaları zamanla Avrupa yargı kurumlarının da gündemine taşındı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 7 Mayıs 2021'de açıkladığı Xero Flor kararında, 2015 yılındaki yargıç seçimine ilişkin usulsüzlükler nedeniyle başvurucunun kanunla kurulmuş mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine hükmetti.

Polonya Anayasa Mahkemesi ise Kasım 2021'de AİHM'in ilgili yorumunun Polonya Anayasası'yla çeliştiği yönünde karar aldı.

Polonya Yüksek İdare Mahkemesi de 2022 yılında verdiği bir kararda, Anayasa Mahkemesinde usulüne uygun seçilen yargıçların yerini alan ve atanmaları anayasal açıdan sorunlu bulunan üyeler olduğunu belirtti.

Avrupa Birliği Adalet Divanı ise Aralık 2025'te mahkemenin üç üyesi ile başkanının atanmasındaki ciddi usulsüzlüklerin kurumun bağımsızlığı ve tarafsızlığı üzerinde olumsuz etkiler yarattığına hükmetti.

Bu kararlar, Polonya'daki Anayasa Mahkemesinin meşruiyetine ilişkin tartışmaların uluslararası boyutunu oluşturdu.

Donald Tusk hükümeti ile Cumhurbaşkanı Nawrocki karşı karşıya geldi

Donald Tusk liderliğindeki hükümet, 2023 yılında yargı bağımsızlığını yeniden tesis etme vaadiyle iktidara geldi.

Ancak mahkeme üyelerinin atanması ve yargı sistemindeki değişiklikler konusunda Cumhurbaşkanlığı ile hükümet arasında anlaşmazlıklar yaşandı.

PiS'e yakın Karol Nawrocki'nin 2025 yılında Cumhurbaşkanı seçilmesi, hükümetin yargı reformu girişimlerinde yeni bir siyasi engel oluşturdu.

Mahkemeye ilişkin düzenleme girişimleri, PiS'e yakın iki farklı Cumhurbaşkanının vetolarıyla karşılaştı.

Krizin merkezindeki Bogdan Swieczkowski ise Şubat 2022'de Anayasa Mahkemesi yargıçlığına seçilmişti.

Daha önce PiS hükümetinde Adalet Bakan Yardımcılığı yapan Swieczkowski, 9 Aralık 2024'te dönemin Cumhurbaşkanı Andrzej Duda tarafından mahkeme başkanlığına atanmıştı.

Mart 2026'da seçilen altı yargıç yemin engeliyle karşılaştı

Polonya parlamentosunun alt kanadı Sejm, 13 Mart 2026'da 15 üyeli Anayasa Mahkemesine altı yeni yargıç seçti.

Seçilen isimler Krystian Markiewicz, Anna Korwin-Piotrowska, Maciej Taborowski, Magdalena Bentkowska, Marcin Dziurda ve Dariusz Szostek oldu.

Ancak Cumhurbaşkanı Nawrocki, seçim sürecinde usulsüzlükler bulunduğunu savunarak bazı yargıçların yeminlerini kabul etmedi.

2016 yılında çıkarılan düzenleme, seçilen yargıçların Cumhurbaşkanı huzurunda yemin etmesini öngörüyor.

Hükümet koalisyonu ise yemin töreninin biçimsel bir işlem olduğunu ve parlamentonun yaptığı seçimin bağlayıcı sayılması gerektiğini savunuyor.

Swieczkowski de Cumhurbaşkanı huzurunda yemin etmeyen isimlerin göreve başlayamayacağını belirterek bu yargıçların mahkemeye kabul edilmesine karşı çıktı.

Yeminlerini noter huzurunda gerçekleştiren yargıçlar, belgelerini Cumhurbaşkanlığına teslim ettikten sonra mahkemeye gitmelerine rağmen göreve başlama konusunda engellerle karşılaştı.

Mayıs ayında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin dört yargıcın göreve başlamasına izin verilmesini istediği ara karar da anlaşmazlığı sona erdirmedi.

Maciej Berek'in seçilmesi yargı tartışmasını derinleştirdi

Eylül 2026'da Sejm, Başbakan Donald Tusk'ın yakın çalışma arkadaşlarından Maciej Berek'i Anayasa Mahkemesine seçti.

Bu atama, hükümetin yargı bağımsızlığını yeniden tesis etme hedefiyle çeliştiği gerekçesiyle eleştirildi.

Cumhurbaşkanı Nawrocki, mahkemenin ihtiyaç duyduğu son şeyin Başbakanın yakın çalışma arkadaşı olan bir siyasetçinin yargıç olarak atanması olduğunu savundu.

Cumhurbaşkanlığından yemin daveti gelmeyince Berek, 14 Ekim'de parlamentoda düzenlenen törenle yemin etti.

Bu süreçte savcılar, yeni yargıçların göreve başlamasını engelledikleri iddiasıyla iki yetkili hakkında suçlamada bulundu.

Swieczkowski ise üç yargıç hakkında işlem başlattı.

Karşılıklı adımlar, mahkemenin üyelik yapısına ilişkin anlaşmazlığın yönetim krizine dönüşmesine zemin hazırladı.

Anayasa Mahkemesi önünde protestolar başladı, üç kişi gözaltına alındı

Swieczkowski ve Sochanski'nin görevden uzaklaştırıldığı duyurusunun ardından Varşova'daki Anayasa Mahkemesi binası önünde protestolar düzenlendi.

Gösterilere PiS Genel Başkanı Jaroslaw Kaczynski, eski Başbakan Mateusz Morawiecki ve eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Julia Przylebska'nın da aralarında bulunduğu isimler katıldı.

Polis ekipleri, mahkeme binasının çevresinde geniş güvenlik önlemleri aldı.

Varşova polisi, Anna Korwin-Piotrowska'nın yargıçlar ve mahkeme personelinin güvenliğine yönelik tehdit bulunduğunu bildirmesi üzerine bölgeye sevk edildiklerini açıkladı.

Polis, mahkeme binasına girmediğini belirterek binanın basıldığı yönündeki iddiaları reddetti.

Çitlere tırmandıkları ileri sürülen üç kişi gözaltına alındı. Gösteriler sırasında polis ekiplerine çeşitli cisimler atıldığı da bildirildi.

Muhalefetteki PiS yönetimi, gelişmeleri hükümetin Anayasa Mahkemesine müdahalesi olarak değerlendirdi.

Cumhurbaşkanı Nawrocki Senegal ziyaretini yarıda keserek Polonya'ya döndü

Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki, ülkede yaşanan gelişmeler üzerine Senegal'e gerçekleştireceği ziyareti yarıda bıraktı.

Nawrocki, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada böyle bir dönemde Cumhurbaşkanının Polonya'da bulunması gerektiğini belirtti.

Senegal'e gitmek üzere havalanan Cumhurbaşkanlığı uçağı, İspanya üzerinden dönüş rotasına girdi.

Uçuş takip platformu Flightradar24 verilerine göre dönüş yolculuğunu bir milyondan fazla kişi takip etti.

Varşova'ya ulaşan Nawrocki, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda Bogdan Swieczkowski ve Yüksek Mahkeme Birinci Başkanı Zbigniew Kapinski ile görüştü.

Ardından Kapinski ile birlikte Anayasa Mahkemesi binasına hareket etti.

Cumhurbaşkanı Nawrocki ile yargıç Korwin-Piotrowska arasında arbede yaşandı

Karol Nawrocki'nin Anayasa Mahkemesi binasına gelişi sırasında girişte fiziksel gerginlik yaşandı.

Aktarılan görüntülere göre Anna Korwin-Piotrowska, Cumhurbaşkanının binaya girişini engellemeye çalıştı.

Nawrocki'nin kendisine "Lütfen çekilin" dediği, Korwin-Piotrowska'nın ise Cumhurbaşkanını fiziksel olarak durdurmaya çalışarak içeri giremeyeceğini söylediği belirtildi.

Kısa süreli itişmenin ardından Nawrocki mahkeme binasına girdi.

Cumhurbaşkanına Zbigniew Kapinski ve görevden uzaklaştırıldığı duyurulan Başkan Yardımcısı Bartlomiej Sochanski eşlik etti.

Taraflar, girişte yaşanan fiziksel müdahale konusunda birbirlerini suçladı.

Korwin-Piotrowska'nın, Nawrocki'yi görevden uzaklaştırılan iki isim olmadan mahkemeye gelmesi şartıyla davet ettiği aktarıldı.

Cumhurbaşkanı ise ziyaretinin ardından mahkeme binasından ayrıldı.

Donald Tusk hükümeti hukukun üstünlüğünü savundu

Başbakan Donald Tusk, gelişmelerin ardından yaptığı açıklamada hükümetin hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmeye çalıştığını belirtti.

Tusk, PiS iktidarı dönemindeki uygulamaların ardından yargı sisteminin yeniden düzenlenmesinin zor ve zaman zaman sancılı bir süreç olduğunu savundu.

Başbakan, kararlı adımlar atılması gerektiğini vurgulayarak "Başka bir yol yok" ifadelerini kullandı.

G20 Dışişleri Bakanları Toplantısı için ABD'nin Atlanta kentinde bulunan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski de polis müdahalesini savundu.

Sikorski, müdahalenin parlamentonun seçtiği yargıçların mahkemenin çalışmalarını yeniden başlatabilmesi amacıyla gerçekleştirildiğini ileri sürdü.

PiS'li siyasetçiler ise hükümetin yargıya müdahale ettiğini savunarak süreci sert sözlerle eleştirdi.

ABD'den itidal çağrısı, iki büyükelçiden istifa kararı

Polonya'daki siyasi ve yargısal gerilim uluslararası düzeyde de karşılık buldu.

ABD'nin Varşova Büyükelçisi Tom Rose, yaşanan gelişmelerden endişe duyduğunu belirterek taraflara itidal çağrısında bulundu.

Rose, siyasi anlaşmazlığın şiddete dönüşmemesi gerektiğini vurguladı ve ABD'nin Polonya'nın istikrarı ile demokratik geleceğine önem verdiğini ifade etti.

Polonya'nın Pekin Büyükelçisi Jakub Kumoch ile Bükreş Büyükelçisi Pawel Soloch'un da yaşanan gelişmeler nedeniyle görevlerinden istifa ettiği bildirildi.

İngiltere'deki Reform UK partisinin lideri Nigel Farage ise Polonya'daki gelişmeleri ciddi bir kriz olarak değerlendirdi.

Farage, gözaltıları ve Anayasa Mahkemesi çevresindeki müdahaleleri eleştirdi.

Polonya Anayasa Mahkemesinde 3 Kasım toplantısı gündemde

Polonya'da yargıç atamalarına ilişkin anlaşmazlık, Anayasa Mahkemesinin çalışma düzenini de etkiliyor.

Hükümetin desteklediği yargıçlarla Cumhurbaşkanlığı ve mevcut mahkeme yönetimi arasında yetki ve meşruiyet tartışmaları devam ediyor.

Basına yansıyan bilgilere göre mevcut parlamentonun seçtiği yargıçlar, 3 Kasım'da Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunu toplamayı planlıyor.

Toplantının gündeminde ağırlıklı olarak mahkemenin bütçesinin onaylanması bulunuyor.

Ancak mahkeme başkanlığı ve üyelik statüsü konusundaki karşılıklı itirazlar, planlanan toplantının nasıl gerçekleştirileceğine ilişkin belirsizliği sürdürüyor.

Dünya Haberleri