Yeni Yol Grubu Grup Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ, Gelecek Partisinin faaliyetlerini sonlandırma kararının ardından eski yol arkadaşı Ahmet Davutoğlu’na yönelik sert eleştirilerde bulundu. Özdağ, AK Parti’den ayrıldığı döneme ilişkin de dikkat çeken bir iddia ortaya atarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisine “Ahmet Bey ayrılsın, sen kal” dediğini öne sürdü. Özdağ, Davutoğlu ile kişisel ilişkisinin de sona erdiğini açıkladı.
Selçuk Özdağ’dan Ahmet Davutoğlu’na Sert Eleştiriler
Gelecek Partisinde birlikte siyaset yapan Selçuk Özdağ ile Ahmet Davutoğlu arasındaki siyasi ve kişisel ayrılık, Özdağ’ın son açıklamalarıyla yeniden gündeme geldi.
Yeni Yol Grubu Grup Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Özdağ, Gelecek Partisinin faaliyetlerini sonlandırma kararından partinin geçmiş siyasi performansına kadar birçok konuda Davutoğlu’nu eleştirdi.
Özdağ, partiye 6,5 yılını verdiğini belirtirken karar sürecinden haberdar edilmemesine de tepki gösterdi.
Erdoğan Hakkında Dikkat Çeken İddia
Selçuk Özdağ’ın açıklamalarındaki en dikkat çekici bölümlerden biri, AK Parti’den ayrıldığı döneme ilişkin iddiası oldu.
Özdağ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın o dönemde kendisine “Ahmet Bey ayrılsın sen kal” dediğini öne sürdü.
Eski Başbakan Binali Yıldırım’ın da kendisini arayarak “Sana mahcubuz” dediğini ileri süren Özdağ, buna rağmen Davutoğlu’na haksızlık yapıldığını düşündüğü için AK Parti’den ayrılmayı tercih ettiğini anlattı.
Özdağ yaşadığı hayal kırıklığını şu sözlerle dile getirdi:
“AK Parti’yi bırakıp Davutoğlu’na haksızlık yapıldı diye peşinden gittim o ise dükkan kapatır gibi parti kapattı.”
Özdağ’ın Erdoğan ve Yıldırım’la geçmişte gerçekleştiğini söylediği bu konuşmalar, kendi anlatımına dayanan iddialar olarak gündeme geldi.
Başarısızlığın Nedeni Olarak Davutoğlu’nu Gösterdi
Selçuk Özdağ, Gelecek Partisinin siyasi performansını değerlendirirken sorumluluğun önemli bölümünü Ahmet Davutoğlu’na yükledi.
Özdağ, eleştirisini şu ifadelerle dile getirdi:
“Gelecek Partisi’nin başarısızlığının en büyük sebebi Sayın Davutoğlu’nun particiliği ve teşkilatçılığı bilmemesidir.”
Bu sözler Özdağ’ın Gelecek Partisinin performansına ve Davutoğlu’nun parti yönetimine ilişkin siyasi değerlendirmesini yansıtıyor.
“Adam Dükkânı Kapattı”
Özdağ, partinin faaliyetlerini sonlandırma kararından nasıl haberdar olduğunu anlatırken de dikkat çekici ifadeler kullandı.
Kararı Meclis’te gazetecilerden öğrendiğini söyleyen Özdağ, genel merkeze gittiği sırada yaşanan bir diyaloğu şöyle aktardı:
“Partinin kapatıldığını Meclis’te gazetecilerden öğrendim genel merkeze giderken il başkanı kulağıma ‘Adam dükkanı kapattı’ dedi.”
Özdağ’ın açıklaması, kararın alınış ve duyuruluş biçimine yönelik rahatsızlığını da ortaya koydu.
“Biz 6,5 Yılımızı Verdik”
Gelecek Partisinin kuruluşundan sonraki siyasi süreçte uzun yıllar mücadele ettiğini belirten Özdağ, kararın kendilerinden gizli tutulduğunu savundu.
Partiye verdiği emeği vurgulayan Özdağ şu ifadeleri kullandı:
“Biz 6,5 yılımızı verdik, ölümden döndük. ‘Gizli tuttular’ diyor; neyi saklıyorsun, yangından mal mı kaçırıyorsun? Bir şahıs tek başına bir partiyi kapatamaz!”
Özdağ böylece yalnızca kararın kendisine değil, sürecin yönetilme biçimine de itiraz etti.
“Mürit Gibi Biat Beklediler”
Selçuk Özdağ’ın eleştirilerinin bir diğer odağında Gelecek Partisindeki yönetim anlayışı vardı.
Partide bir taraftan istişare vurgusu yapıldığını, diğer taraftan ise farklı bir yönetim anlayışı uygulandığını savunan Özdağ şunları söyledi:
“Bir yandan istişare deyip bir yandan mürit gibi biat beklediler. ‘Hocamız yaptıysa hikmet vardır’ anlayışıyla parti yönettiler.”
Bu ifadeler de Özdağ’ın partinin yönetim yapısına ilişkin kişisel ve siyasi eleştirileri olarak öne çıktı.
Davutoğlu ile Kişisel İlişkisinin de Bittiğini Söyledi
Gizem Sevinç Selvi’nin konuğu olan Özdağ, Ahmet Davutoğlu ile yaşanan ayrılığın yalnızca siyasi düzeyde kalmadığını da açıkladı.
Davutoğlu ile kişisel hukukunun sona erdiğini belirten Özdağ, dikkat çeken şu ifadeleri kullandı:
“Küstüğüm dağın odununu yakmam kendisiyle hukukum bitti. Çocuğunun nikahına gitmedim, savcılığa çağrıldığında da aramadım.”