Bolu’da görülen şantaj davası, eski Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın mahkeme salonuna yansıyan ifadeleriyle yeniden Türkiye gündemine taşındı. Hem müşteki hem sanık sıfatıyla yargılandığı dosyada savunma yapan Özcan, önceki beyanlarından farklı bir noktaya işaret ederek Öznur Çağalı ile mesajlaştığını kabul etti ancak dosyadaki içeriklerin kendisine ait olmadığını ileri sürdü.
Sincan Cezaevi’nden SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katılan Özcan’ın açıklamaları, dava dosyasındaki çelişkileri ve iddiaları bir kez daha tartışmaya açtı.
Mesajlaşmayı Kabul Etti, İçeriğe İtiraz Etti
Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame kapsamında görülen davada Tanju Özcan, Öznur Çağalı ile 2024 yılı içerisinde mesajlaştığını kabul etti. Ancak dosyaya giren yazışmaların birebir kendisine ait olmadığını savundu.
Özcan, savunmasında şu ifadeleri kullandı: “Müşteki ile mesajlaştığımı kabul ediyorum ancak dosya kapsamındaki mesajlar ile benim yazdığım bu mesajlar aynı mesajlar değildir.”
Bu sözler, duruşmanın en dikkat çeken anlarından biri olarak kayıtlara geçti. Özcan, yazışmaların varlığını reddetmezken içeriklerin değiştirilmiş ya da farklı şekilde dosyaya sunulmuş olabileceğini öne sürdü.
Savunmasının devamında ise mesajlaşma nedeniyle ailesine karşı mahcup olduğunu belirtti. Özcan, “Bu mesajların tarafı olduğum için eşime karşı bir özür borcum vardır” diyerek özel hayatına ilişkin bir değerlendirmede bulundu.
“Öznur’un Bir Cümlesiyle Sanık Oldum”
Hakkındaki şantaj suçlamasını kabul etmeyen Özcan, sanık konumuna düşmesinin Öznur Çağalı’nın savcılığa verdiği ifadeden kaynaklandığını söyledi. Mahkemede, “Öznur’un bir cümlesi ile sanık konumu ile buradayım” sözleriyle iddiaların dayanaksız olduğunu savundu.
Özcan ayrıca, Çağalı’nın eski sevgilisi Mehmet Eren Akgüney’den çekindiği için bu yönde beyanda bulunduğunu ileri sürdü. Ancak aynı savunmada, Akgüney’in Çağalı’nın telefonunda kendisiyle yapılan yazışmaları gördüğünü ve bu nedenle öfkelendiğini belirtmesi dikkat çekti. Bu ifade, dava dosyasındaki mesajların varlığına dair dolaylı bir kabul olarak yorumlandı.
“Savcılık Eşime Sadakatimi Mi Araştırıyor?”
Tanju Özcan, soruşturmanın kapsamına ilişkin de eleştiriler yöneltti. Dosyada asıl konunun şantaj değil, evlilik birliğine sadakat olup olmadığının araştırılması olduğunu iddia etti.
Mahkemede, “Burada savcılık makamı tarafından ispata çalışılan husus benim evlilik birliğime sadakat kuralını ihlal edip etmediğimdir” diyerek, ceza yargılamasının sınırlarının aşıldığını savundu.
Oysa Özcan’ın soruşturmanın ilk aşamasında verdiği ifadede, Öznur Çağalı ile herhangi bir ilişkisinin bulunmadığını beyan ettiği biliniyor. Süreç içinde dosyaya giren mesajlaşmalar ve karşılıklı beyanlar, davanın seyrini değiştirdi.
“Buluşma Teklifleri Ağırlıklı Olarak Öznur’dan Geldi”
Savunmasında yazışmaların içeriğine de değinen Özcan, mesajlarda karşı tarafı zorlayıcı herhangi bir ifadesinin bulunmadığını öne sürdü. Özcan, “Hatta bırakın zorlamayı, doğruluğu savcılık tarafından kabul edilen bu mesaj içeriklerinde buluşma ve görüşme tekliflerinin ağırlıklı olarak Öznur’dan geldiği görülmektedir” dedi.
Bu sözler, taraflar arasındaki iletişimin niteliği konusunda yeni bir tartışma başlattı. Özcan, iddianamedeki şantaj suçlamasının unsurlarının oluşmadığını savunarak beraatini talep etti.
“Ahmaklık Suçsa Cezalandırılmam İsabetli”
Duruşmanın en çok konuşulan anı ise Özcan’ın kendi davranışına yönelik değerlendirmesi oldu. Mesajlaşmanın kamu görevinde bulunmuş biri açısından doğru olmadığını kabul eden Özcan, “Eylemime uyan suç şantaj olmamakla birlikte eğer TCK’da ahmaklığın suç olduğunu tanımlayan bir suç var ise bu suçtan cezalandırılmamı isabetli görüyorum” sözleriyle dikkat çekti.
Bu ifade, sosyal medyada kısa sürede gündem olurken, dava dosyasındaki hukuki tartışmanın ötesinde siyasi yankı da uyandırdı.
Pazarlık İddiaları ve Tanık Beyanı
Dosyada yer alan bir diğer başlık ise pazarlık iddiaları oldu. Özcan, “Gelinen noktada şikayet etmek yerine pazarlık ederek şantajın gereğini yerine getirmemiş olmanın üzüntüsünü yaşıyorum” diyerek dikkat çeken bir cümle kurdu.
Duruşmada tanık olarak dinlenen Özgür Nihat Yıldız ise olayın kapatılmasına yönelik görüşmeler yapıldığını öne sürdü. Yıldız’ın beyanına göre, ilk etapta 50 milyon TL, ardından 20 milyon TL, araç ve ticari işletme taleplerinin konuşulduğu ifade edildi. Ayrıca 20 milyon TL’lik teklifin 10 milyon TL’sinin Öznur Çağalı’ya verileceğinin dile getirildiği aktarıldı.
Bu iddialar, dosyanın en kritik başlıklarından biri olarak öne çıktı.
Narven Termal Detayı ve HTS Kayıtları
Soruşturma sürecinde Narven Termal’de gerçekleştiği iddia edilen buluşma da dosyaya girdi. Öznur Çağalı, ifadesinde Tanju Özcan ile burada birlikte olduklarını ileri sürdü. HTS ve baz kayıtlarının 25 Ekim günü saat 15.00 ile 20.00 arasında aynı lokasyonda bulunulduğunu gösterdiği belirtildi.
Mahkeme, dosyanın esas hakkındaki mütalaasının hazırlanması için savcılığa gönderilmesine karar verdi. Tanju Özcan’ın katılan sanık olarak davaya kabulüne hükmedilirken, duruşma 5 Haziran 2026 saat 15.00’e ertelendi.
Yat Görüntüleri İddiası
Öte yandan, İstanbul Ataköy Marina’da bir yatta çekildiği öne sürülen görüntülere ilişkin ihbarların da incelendiği öğrenildi. Adli kaynaklara göre, fotoğraflarda yer aldığı iddia edilen kişilerin kimliklerine ulaşıldı. Söz konusu kişiler hakkında gelen ihbarların değerlendirme aşamasında olduğu bildirildi.