Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos'ta imzalandığı belirtilen Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın onaylanmasına ilişkin kanun teklifi TBMM'ye sunuldu. 16 maddelik metne göre üç ülkeden birine yönelik dış kaynaklı silahlı saldırı, tüm taraflara yapılmış sayılacak. Anlaşmada askeri yardım, istihbarat paylaşımı, ortak tatbikatlar ve savunma sanayiinde ortak üretim düzenlemeleri yer alıyor.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında savunma ve güvenlik alanındaki iş birliğini düzenleyen Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın onay sürecine ilişkin yeni bir adım atıldığı bildirildi. TBMM'ye sunulduğu belirtilen kanun teklifiyle anlaşmanın 16 maddelik içeriği kamuoyuna yansıdı.
Bir ülkeye saldırı tüm taraflara yapılmış sayılacak
Anlaşmanın ikinci maddesi, ortak savunma yükümlülüğünü düzenliyor. Buna göre taraflardan birine yönelik dış kaynaklı silahlı saldırı, üç ülkenin tamamına yönelik saldırı olarak kabul edilecek.
Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51'inci maddesinde düzenlenen meşru müdafaa hakkına dayandırılan hüküm kapsamında, saldırıya uğrayan ülkeye askeri imkanlar dahil mevcut karşılıklı yardım olanaklarıyla derhal destek verilmesi öngörülüyor.
İlk maddede ise tarafların bağımsızlıklarını, egemenliklerini ve toprak bütünlüklerini korumak amacıyla iş birliği yapmaları düzenleniyor.
Savunma sanayiinde ortak üretim ve teknoloji paylaşımı
Anlaşmanın üçüncü ve yedinci maddeleri, silahlı kuvvetler arasındaki ilişkilerin geliştirilmesini ve savunma sanayiinde iş birliğinin artırılmasını kapsıyor.
Metinde teknoloji ve uzmanlık paylaşımı, ileri teknoloji alanlarında ortak araştırma-geliştirme çalışmaları, inovasyon ve ortak üretim faaliyetleri bulunuyor. Savunma sanayiine yönelik uzman insan kaynağının yetiştirilmesi de hedefler arasında yer alıyor.
Altıncı madde uyarınca barış ve savaş dönemlerinde personel değişimi yapılması, ortak eğitim ve tatbikatlar düzenlenmesi öngörülüyor.
İstihbarat paylaşımı ve askeri lojistik destek
Dokuzuncu maddede, tarafların üzerinde anlaşacağı güvenli kanallar aracılığıyla bilgi ve istihbarat paylaşımı yapılması düzenleniyor. Gizlilik dereceli bilgilerin korunması ve üçüncü taraflarla paylaşılmaması da anlaşmanın hükümleri arasında bulunuyor.
Onuncu maddeye göre barış, savaş ve olağanüstü durumlarda silah, mühimmat, yakıt ve yedek parça dahil lojistik destek sağlanabilecek.
Terörle mücadelede operasyonel düzeyde iş birliğinin güçlendirilmesi de beşinci maddede yer alıyor.
Ortak savunma komitesi kurulacak
Anlaşmanın sekizinci maddesi kapsamında dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanlarından oluşan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi kurulması öngörülüyor.
Komitenin taraf ülkelerde dönüşümlü olarak yılda iki kez toplanması, liderlerin ise gerektiğinde yılda bir kez bir araya gelmesi planlanıyor.
Daimi sekretaryanın Suudi Arabistan'da bulunacağı, ilk genel sekreterin Pakistan vatandaşı olacağı ve genel sekreterlik görevinin üç yıllık dönemlerle dönüşümlü yürütüleceği belirtiliyor.
Yeni ülkelerin katılımı üç devletin onayına bağlı
Anlaşmada Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan çekirdek taraflar olarak tanımlanıyor. Başka ülkelerin anlaşmaya katılabilmesi için üç devletin de mutabakat sağlaması gerekiyor.
Anlaşma hükümlerinin değiştirilmesi de çekirdek tarafların oybirliğine bağlanıyor. Tarafların daha önce imzaladıkları uluslararası anlaşmalardan doğan yükümlülükleri ise saklı tutuluyor.
Anlaşmadan ilk 10 yıl çıkılamayacak
On altıncı maddeye göre anlaşma, son onay belgesinin sekretaryaya teslim edilmesiyle yürürlüğe girecek ve süresiz olarak uygulanacak.
Taraflar ilk 10 yıl boyunca anlaşmadan çekilemeyecek. Bu sürenin ardından çekilmek isteyen ülkenin üç ay önceden yazılı bildirimde bulunması gerekecek.
Türkçe, Arapça ve İngilizce hazırlanan metinler arasında yorum farklılığı oluşması halinde İngilizce nüshanın esas alınacağı belirtiliyor.
Burhanettin Duran'dan anlaşmaya ilişkin açıklama
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, NSosyal hesabından yaptığı değerlendirmede kanun teklifinin TBMM'ye sunulmasını üç ülke arasındaki stratejik iş birliğinin kurumsallaşması açısından önemli bir aşama olarak nitelendirdi.
Duran, anlaşmanın kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi ve ortak savunma kabiliyetlerini artırmayı amaçladığını belirtti.
Teklifin önce TBMM Dışişleri Komisyonu'nda görüşülmesi, komisyonda kabul edilmesi halinde ise Genel Kurul gündemine gelmesi öngörülüyor.