Türkiye ile Yunanistan arasında uzun yıllardır süregelen kültürel miras tartışmalarına bir yenisi daha eklendi. Geçmişte baklava, kebap, döner, cacık, Türk kahvesi ve Türk çayı gibi geleneksel lezzetlerimizi tescil ettirmeye çalışarak kendi kültürlerinin bir parçası olarak pazarlayan Yunanistan, bu kez de asırlık ata sporumuz olan geleneksel yağlı güreşi sahiplenmek adına skandal bir adıma imza attı.
Komşu ülkede düzenlenen ve Türk spor tarihinin en köklü geleneklerinden birini hedef alan bu son hamle, iki ülke arasındaki kültürel gerilimi yeniden tırmandırdı. Türk kültürünün en önemli simgelerinden birinin sınırın diğer tarafında aslına aykırı şekilde sergilenmesi, spor otoriteleri ve tarihçiler tarafından yakından takip edilen bir krize dönüştü.
Geleneksel Ritüelleri Birebir Kopyaladılar
Yunanistan'ın Selanik kenti yakınlarında bulunan Sohos köyünde gerçekleştirilen bir organizasyon, kültürel taklidin boyutlarını gözler önüne serdi. Söz konusu etkinlikte, asırlardır Anadolu topraklarında icra edilen geleneksel Türk yağlı güreş ritüellerinin neredeyse tamamının birebir kopyalandığı bir müsabaka zinciri hayata geçirildi.
"Pachlivanis" adı verilen bu çakma organizasyonda, güreşçiler tıpkı tarihi Kırkpınar güreşlerindeki gibi geleneksel davul ve zurna ezgileri eşliğinde alana davet edildi. Türk pehlivanlarının asırlardır er meydanına çıkmadan önce gerçekleştirdiği tüm mistik ve fiziksel hazırlıkları taklit eden yarışmacılar, vücutlarını tamamen zeytinyağına bulayarak oluşturulan yapay er meydanında kozlarını paylaştı.
Sosyal Medyada Büyük Tepki Topladı
Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi’nde resmi olarak yer alan ve uluslararası alanda tescillenmiş bu köklü geleneğinin Yunanistan tarafından sahiplenilmeye çalışılması, Türk spor camiasında ve sosyal medyada çok büyük bir infiale yol açtı. Görüntülerin internete düşmesinin ardından binlerce Türk kullanıcısı duruma tepki gösterdi.
Kültür mirasımıza yönelik gerçekleştirilen bu son haksız hamle, kamuoyunda "Gastronomiden sonra sıra er meydanına mı geldi?" sorusunu yüksek sesle akıllara getirdi. Türk güreşseverler ve vatandaşlar, ulusal kimliğin ve tarihin birer parçası olan bu spor dallarının ticari ve siyasi kaygılarla Batı dünyasına aitmiş gibi gösterilmesine karşı kurumsal düzeyde önlemler alınması çağrısında bulundu.