Bir Tapu Kaydının Ardındaki Dram: Adalet Mi Zaman Aşımı Mı?

REHA KIVANÇ

Bir kentin hafızası tapu kütüklerinde saklıdır. Ancak bazen o kütüklerin arasına gizlenen "usulsüz bir şerh", bir ailenin on yıllarını, sağlığını ve geleceğini yok etmeye yetebilir.

Anlatacağım hikâye, 2008 yılında Milas’ta başlayan ve bugün Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin koridorlarına kadar uzanan bir hikâye. Sadece bir hukuk mücadelesi değil; bir ailenin ayakta kalma savaşı.

Sessizce İşlenen Hukuksuzluk

Güngör Sarı ve ailesi için hayat, babalarının vefatından sonra geride kalan tek varlıkları olan o avlulu kagir evi kurtarma çabasıyla değişti.

2008 yılında Milas Tapu Müdürü olarak görev yapan halen de Muğla Büyükşehir Belediyesi Emlak ve İstimlak Dairesi Başkanı Demircan Koç döneminde, aileden habersizce ve usulsüzce konulan bir şerh, yıllar sonra bir avukat asistanının dikkati sayesinde gün yüzüne çıktı.

Kendi mülklerinin üzerindeki haczi kaldırmak için gittikleri makamlarda, "borcun kaynağını" sorduktan sonra sözde alacaklıdan aldıkları "Gidin mezarlıktaki babanıza sorun" cevabı, vicdanların nasıl kuruduğunun en acı vesikasıydı.

16 Mart 2026 tarihli Bilimsel Mütalaa’ ya göre tapuya konulan şerhin dayanağı gösterilen senetteki imzalar sahtedir. Güngör Sarı ve Sabahattin Sarı adına atılan imzalar birçok açıdan bu iki ismin kendi imzalarıyla uyuşmadığı gibi kendi el ürünleri olmadığı açık bir şekilde ortadadır.

Ödüllendirilen Bürokrasi ve Yıkılan Hayatlar

2011 yılında Milas Tapu Müdürlüğü’nde yaşanan yolsuzluk operasyonları ve müfettiş incelemeleri hala hafızalardayken; bu süreçlerin içindeki bir ismin, bir sonraki durakta Bodrum Tapu Müdürü olarak görevlendirilmesi, kamuoyunda "korunuyor mu?" sorularına sebep oldu.

Siyasi yelpazenin her tarafında yer edinme çabası ve son olarak Muğla Büyükşehir Belediyesi’nde üstelik de Emlak İstimlak Daire Başkanlığı koltuğuna oturması, liyakat ve adalet kavramlarını bir kez daha sorgulatıyor.

Zaman Aşımı Suçu Örter mi?

Bugün gelinen noktada, hukuki süreçlerin "zaman aşımı" zırhına bürünmesi, yaşanan mağduriyeti ortadan kaldırmıyor.

• Maddi imkansızlıklar içinde evini terk etmek zorunda kalan,

• Çaresizlikten canına kastetme noktasına gelen,

• Yaşadığı ağır travmalar sonucunda kalp sağlığını yitiren bir babanın vebalini hangi idari karar silebilir, hangi zaman aşımı bu vebali ortadan kaldırabilir?

Zaman aşımı, bir memuru ceza almaktan kurtarabilir ancak toplumun vicdanında aklayamaz.

Bir ailenin felaketine sebep olduğu iddia edilen işlemlerin müfettiş raporlarında nasıl yer bulduğu, hangi görünmez ellerin bu yükselişi hazırladığı hala karanlıkta duran bir realite.

Yetkililere ve kamuoyuna soruyorum:

Bir bürokratın başarı grafiği, arkasında bıraktığı mağdur ailelerin sayısı ile mi ölçülür? Adalet, sadece evrakların güncelliği midir, yoksa bir ailenin çalınan huzurunun iadesi mi?

Sarı ailesi bugün sadece adalet değil, bir cevap bekliyor.

Çünkü gerçeklerin zaman aşımı yoktur.