Çevrimiçi kullanıma uygun aparat: Tetikçi aklayıcı Murat Ağırel

ZİHNİ ÇAKIR

Haluk Levent’in AHBAP Derneği üzerinden milyarlarca vurgunu ile başlatılan soruşturma kapsamında peş peşe operasyonlar düzenlenmişti.

AHBAP vurgununa destek veren, meşruiyet sağlayan ve doğrudan vurgunun içinde olan isimlere yönelik gözaltılar sonrasında en çok tartışılan isimlerden biri Murat Ağırel oldu.

Her fırsatta ahlak tacirliği yapan, yöneltilen eleştirilere cevap veremeyince muhataplarını belli kalıplara oturtma telaşına düşen, sıkıştığında FETÖvari algılara başvuran, çok sıkışınca da ailesi ve çocuklarını aparat yaparak ajitasyon hikayeleri üreten Murat Ağırel’in, milyarlarca liralık yardım paralarını buharlaştıran Haluk Levent’i en çok destekleyen sürece meşruiyet kazandıran isimler içerisinde olduğu ortaya çıktı.

Buna rağmen mesela neredeyse Haluk Levent’in selam verdiklerinin bile sorgulandığı bir süreçte Ağırel ile ilgili herhangi bir yargı sürecinin başlatılmamasını, Gazeteci ve AK Parti eski milletvekili Şamil Tayyar, “çevrimiçi kullanım” olarak nitelendirmişti.

İKİ SİPARİŞ KİTAP: SARMAL VE FARSEL PARSEL

İşte o “çevrimiçi kullanıma yatkın aparat” Murat Ağırel, zamanlaması ilginç iki ayrı kitabın itibar tetikçisi olarak karşımıza çıkıyor.

İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’nun Ankara’da da Mansur Yavaş’ın Belediye Başkanı seçilmelerinden sonra peş peşe yayınlanan iki ayrı kitap var.

Sarmal ve Parsel Parsel…

2020 yılında ilk baskısı yayınlanan Sarmal kitabında hedef Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dı. Erdoğan ailesi merkeze oturtulup muhafazakâr STK’lar itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor, sayın Erdoğan’ın ailesine de Melih Gökçek ve ailesine yönelik tartışılan ithamlara benzer ithamlar yöneltiliyordu.

2021 yılında ilk baskısı yayınlanan Parsel Parsel kitabının hedefi ise Melih Gökçek ve ailesiydi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesinin merkeze oturtulduğu sarmaldaki iddia ve ithamlara benzer iddia ve ithamlar içeriyordu.

Kitabın Mansur Yavaş tarafından sipariş edildiği iddiaları ilk başlarda şiddetle inkâr edilse de kitabın Mansur Yavaş tarafından eline tutuşturulan teftiş raporlarının izdüşümü olduğunu sonraları kendisi de Mansur Yavaş cephesi de kabul etti.

Hatta Mansur Yavaş bu yönde doğrudan kabul içeren açıklamalarda bulundu.

Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adaylığı ile Erdoğan’ın şahsı ve ailesi üzerinden muhafazakâr STK’ların da hedefe oturtulduğu ve itibar suikastına maruz bırakıldığı Sarmal kitabının da Erdoğan’a rakip olma planları yapan Ekrem İmamoğlu’nun siparişi olduğunu anlamak zor olmadı.

Türkiye’de ciddi bir fikri takip sorunu olduğu, toplumsal hafızanın saklama alanı hızla dolduğu için Ağırel’in Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesini hedef alan Sarmal kitabı unutuldu.

Hatta Erdoğan ve ailesini hedef alan bu kitabın Turkuvaz grubu bünyesindeki D&R kitap mağazalarında satışı devam ediyor.

SAHTE BELGE YAYINLADIĞI FİRMA MANSUR YAVAŞ’IN MÜTEAHHİDİ ÇIKINCA MI SAHTE BELGENİN PEŞİNİ BIRAKTI?

Sözüm ona dosya haberciliği yolsuzluk avcılığı ile kendini pazarlayan bu tetikçi ve aklayıcının aslında mesleğini bir tetikçi gibi kullandığı kalemini de çıkara kiraladığına dair örnekler saymakla bitmez.

Ankara Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Melih Gökçek, Tarih 30 Ağustos 2026 günü yaptığı bir paylaşımda, Murat Ağırel'i OHİTAN İnşaat'ın “sahte belgelerini” yazdıktan sonra konunun peşini bırakmakla suçladı.

Gökçek, bunun nedeninin, aynı firmanın ASKİ'den Polatlı içme suyu ihalesini almış olması olabileceğini ileri sürdü.

Yani üstü kapalı biçimde, Mansur Yavaş yönetimindeki belediyeyi korumak için susulduğunu ima etti.

Gökçek’in bu iddiasına Ağırel'in cevabı, firmayı 2023'teki Şanlıurfa sel felaketinde su basan kavşağı yaptığı için araştırdığı, ASKİ ihalesinin ise yazısından üç yıl önce, 2020'de yapıldığı” şeklindeydi. Ağırel akabinde de şunu ekledi açıklamasına: “Sonrasında benim yazım üzerine firma kamu ihalelerine katılmaktan yasaklandı.”

Ağırel’in savunma cümlesinin işlevi açıktı; firmayı korumadığını, aksine yasaklanmasını sağladığını göstermeye çalışıyordu.

Peki 18 Mart 2023'te ne yazmıştı Murat Ağırel?

Cumhuriyet'teki yazısında OHİTAN'ın yurt dışı iş deneyim belgelerinin sahte olduğunu anlatmış, süreci “İhale kurumu şikâyeti kayda alıyor ve soruşturmaya başlıyor” sözleriyle, henüz yürümekte olan bir araştırma gibi aktarıyordu.

Ancak gerçek böyle değildi.

DSİ, yasaklama talepli suç duyurusunu 30 Ocak 2023'te yapmıştı.

Kamu İhale Kurulu, belgelerin terkinine ve suç duyurusunda bulunulmasına 8 Mart 2023'te karar vermişti.

Karar 16 Mart'ta yayımlandı. Murat Ağırel’in yazısı ise 18 Mart'ta çıktı.

Dahası, Ağırel yazıyı yazdığında yasaklama kararı çıktığını zaten biliyordu.

Yazının sonunda şirket avukatının cevabını kendisi aktarmıştı: “Karar doğru, KİK platformunda yayımlandı… Yasaklama kararı sözle alındı.”

Yani yazının çıktığı gün karar çoktan verilmiş, Ağırel de bundan haberdardı. Ancak kendi yazısının yayımlandığı gün mevcut olan ve yasaklamayı hukuken belirleyen bir kararı, o yazının sonucu olarak sunmaktan imtina etmedi.

Kamuoyu mu? Dedim ya fikri takipten yoksun toplumsal hafızası dolu bir ülkede kamioyu bu detayı irdelemedi bile.

Böyle sıralamakla bitmeyecek örneklerin aktörü tetikçi aklayıcı Murat Ağırel, bu tür detaylarla samimiyeti ve meslek ahlakı sorgulandığında klasik manipülasyonlara başvurur. İnsanları nitelendirmelerle kitlelerin önüne atar. Bütün bunlar sıkıştığı alandan çıkmaya yetmediğinde FETÖvari algılar üretir son çare de çocuklarını ve eşini mağduriyete dayalı bir ajitasyon senaryosunun aparatı yapmaktan zerre imtina etmez.

ABESE İRCA HESABI İÇİN FETÖCÜLERİN OPERASYONUNU REFERANS ALAN FETÖVARİ ALGI!

FETÖ’nün sosyal ağ networku ile etkileşim ilişkisini ortaya döken herkese FETÖcüleri aratmayan algılarla saldıran Murat Ağırel mesela onu parça pinçik eden “Abese İrca” rumuzlu sosyal medya kullanıcısının iddialarına cevap veremeyince iddia sahibini itibarsızlaştırmak için başvurduğu yol ilginç mesela.

Murat Ağırel Abese İrca isimli hesabın kullanıcısının, “Dizi setine uyuşturucu taşırken yakalanan ve torbacılıktan ceza alan Niyazi Canbaz” olduğu iddiasında bulunmuştu. Ağırel bu iddiasını desteklesin diye de altı üstü kesilmiş diğer isimlerin üzerinin kapatıldığı bir mahkeme kararı yayınlamıştı.

İşin aslı daha sonra anlaşıldı.

“rovaşata” kullanıcı adlı hesaptan Niyazi Canbaz adıyla yapılan açıklamada,

“Ben Niyazi Canbaz, Twitter hesabım olmadığı için ikinci kez bu hesabı kullanmak durumunda kalıyorum.

Ben ve ailem birkaç aydır hiçbir tanışıklığım olmayan Murat Ağırel isimli bir şahsın tacizlerine maruz kalıyoruz. Şahıs 14 sene önce yaşanmış bir olayın üzerine yalan ve iftiralar ekleyerek beni ve ailemi troll ordularına hedef gösteriyor ve çalışanı olduğu haber organlarının imkanlarını kullanarak her geçen gün saldırılarının boyutunu artırıyor.

Murat Ağırel'in paylaştığı belgedeki silinen kısımda şu an ülkenin en önemli oyuncularının isimleri ve hepimiz hakkında aynı eylem sebebiyle aynı suçtan ceza verildiği yazıyor. Murat Ağırel sebebini halen bilmediğim çıkarları doğrultusunda belgedeki ünlü oyuncuların isimlerini gizleyerek, olayı tamamen şahsımı hedef gösterecek şekilde kurgulamıştır. Davanın asıl delillerini toplayan emniyet müdürünün FETÖ iltisakı netleşmiş ve mahkemenin yanıltıldığı anlaşıldığı için verilen karar iptal edilmiştir. 14 sene önce yardımcı yönetmen olarak çalıştığım bir dizi setinde FETÖ tarafından kurulduğu tescillenmiş bir kumpasın bugün benim ve oyuncu arkadaşlarımın karşısına yeniden çıkarılmasını şaşkınlıkla izliyorum.”

ifadelerdi dikkat çekiyor.

Niyazi Canbaz adına yapılan açıklamada, Murat Ağırel’in birçok ismin üzerini kapatarak paylaştığı belgedeki davanın bir FETÖ kumpası olduğuna dikkat çekiliyor, diğer isimlerin isminin neden kapatıldığı da soruluyordu.

Peki olayın aslı neydi ve bu üzeri kapatılan isimler kimlerdi, isimleri neyin karşılığında kapatılmıştı?

İşin aslı, bir dizi dizi oyuncusuna "uyuşturucu madde kullanmak” suçundan ceza davası açılmış. İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi, Ayşe Selin Borontay, Çağatay Ulusoy, Ergun Taş, Mehmet Çakır, Hüseyin Orçun Benli, Gizem Karaca Ekmekci, Niyazi Cambaz, Nuri Kösem, Özgür Sanlav, Tolga Disanlı, Yusuf Hasan Akgün, Yüksel Venedik ve Kaan Turgut hakkında "uyuşturucu ticareti yapmak" suçundan cezaya hükmetmiş. Bu karar istinafa taşınmış ve İstinaf ilgili Ceza Dairesi "uyuşturucu ticareti yapmak" suçu yönünden verilen kararı kaldırarak, 13 sanığın, "kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme, bulundurma veya kullanmak" suçundan onar ay hapisle cezalandırılmalarına hükmetmiş.

Adli sicil ve arşiv kaydı temiz olan sanıklar hakkındaki verilen cezalarla ilgili de hükmün açıklanmasını 5 yıl süreyle geri bırakılmasını karar vermiş.

Bu arada dosyanın asıl delillerini toplayan emniyet müdürünün FETÖ iltisakı netleşmiş ve mahkemenin yanıltıldığı anlaşıldığı için verilen karar da iptal edilmiş.

Peki mahkeme kararını yayınlayan Murat Ağırel Niyazi Cambaz dışındaki aynı suçtan hüküm verilen isimlerin üzerini neden kapatmış, neyin karşılığında kapatmış bunun cevabı da “Onlar”da sanırım.

Tetikçi ve aklayıcı Murat Ağırel birçok benim için de “Kumpas davalarının tekiçisi, anket yapıyorum diye belediyelerden para alan Zihni Çakır” ifadelerini kullanmış.

Bu alçaklığın fikir fahişeliğinin nirvanası.

Bu tetikçi aklayıcı müptezel, Beyaz TV’de program yaptığım dönem, kendisinin FETÖ’cüler tarafından desteklendiği, parlatıldığı, FETÖ’nün sosyal medya networku ile ilişkide olduğu konusunu konuşacağımızı ilan ettikten sonra beni telefonla arayıp bir saate yakın kendini anlattı. Bana da Pursaklar Belediyesine anket işi yaptığıma dair elinde fatura olduğunu belirtip üstü örtülü “programda konuşursan yayınlarım” şantajında bulundu.

Program sunucusu Latif Şimşek’e de bir banka havale kağıdı ile şantaj yaptı.

Benim kendi adıma buna verdiğim cevap “yayınlamazsan şerefsizsin” şeklinde oldu. Bunun yanında benimle ilgili iddiasını yayınlarken aynı belediyede benim dışımda yapılan anketlerin birim fiyatlarıyla o dönemki piyasa birim fiyatlarını ve Mansur Yavaş yönetiminin yaptırdığı anketlerin birim fiyatlarını da yayınlamasını aksi halde tetikçilik yapmış olacağını belirttim.

Bu haysiyet fukarası müptezel, ben şantajına boyun eğmeyince o dönem YouTube kanalında benim Pursaklar Belediyesi’ne yaptığım anket faturasını gösterip konuyu kısaca geçiştirmeyi tercih etti. Zira o dönem ortalama 35-40 TL birim fiyatla anket yapılırken benim yaptığım işin birim fiyatı yanlış hatırlamıyorsam 10 TL + KDV idi.

O faturayı onun eline tutuşturanın, kocasına ABB’den makam rüşveti beklentisi olan kendisi de Pursaklar Belediyesinde çalışan hafif meşrep bir kadın olduğu daha sonraları ortaya çıkmıştı.

Tetikçi aklayıcı, FETÖ’nün sosyal medya fenomeni Murat Ağırel’in verecek cevabı olmayınca başvurduğu ve bir kez daha dile getirdiği “Kumpas davalarının tekiçisi…” şeklindeki algı alçaklığına gelince…

O günün koşullarında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da “savcısıyım” diye sahiplendiği o süreç, milliyetçi muhafazakâr kesim için kendisine en büyük travmaları yaşatan, 28 Şubat’ta bir kuşağını yok eden TSK içindeki cuntacı damarla hesaplaşma süreci olarak başlamıştı.

İş FETÖcü yapının kendi hesabını görme eylemine dönüşene kadar muhafazakâr milliyetçi bloğun yüzde 90’dan fazlası destek verdi o sürece.

FETÖ’nün kendi hesabını görmeye evrildiğinde ilk itiraz edenlerden biri olduğum, özellikle de Danıştay saldırısının içinde Fetullahçıların da olduğunu yüksek sesle dile getirdiğim için hatta bir telefon görüşmesinde gazeteci Kenan Kıran’a bu tespitimi aktarma gafletine düşmemden sonra o dönem Zekeriye Öz talimatıyla kumpas bir yargı dosyası üzerinden cezaevine atıldım. Firari FETÖ’cü Tuncay Opçin’e sipariş edilen bir itibar suikastı haberinin Aktüel Dergisi kapağındaki kurbanı oldum.

O yüzden Murat Ağırel’in, fikri takip yoksunu bir avuç azgın azınlıktan başka kimsenin itibar etmediği bu algı operasyonu yerine iddialara akla yatkın cevap vermesi daha sağlıklı olurdu lakin Ağırel gibi tetikçilerin de işi bu.

İddiaları cevaplamak kamuoyunu ikna edecek deliller ortaya koymak yerine iddia sahiplerini itibarsızlaştırmak hedef göstermek, buradan çıkış yolu bulamayınca da eşini çocuklarını bir mağduriyet masalının figüranı olarak kullanmak.

Peki nereye kadar yiyecek bunu toplum?

Yemiyor artık…