İçişleri Bakanlığı’nın Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, ABB Genel Sekreteri Reşit Serhat Taşkınsu, dönemin Fen İşleri daire Başkanı ve İhale Yetkilisi olan Genel Sekreter Yardımcısı Erol Gündüz ve Eski Fen İşleri Daire Başkanı Aziz Murat Seyrek dahil 14 ismin yer aldığı dosyada verdiği bir “soruşturma izni” kararı ulaştı elime.
Söz konusu karar, ABB Fen İşleri Daire Başkanlığı’nın Etimesgut bölgesindeki “İstasyon Caddesi Alternatif Yol Projesi Sanat Yapıları Yapım İşi” ihalesi ve işin yapımı süresinde hukuka aykırı iş ve işlemler yapıldığı gerekçesiyle yapılan şikâyet üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma izni talebi doğrultusunda hazırlanan bir karar.
Bu konu ile ilgili bizzat kendi yaptığım suç duyurusu için açılan 2022/74799 sayılı soruşturma kapsamında İçişleri Bakanlığı’ndan soruşturma izni talep edildiğini, Bakanlığın soruşturma izni talebine yönelik süreci uzatması üzerine soruşturma savcılığı tarafından İçişleri Bakanlığına 12.06.2025 tarihinde tekit yazısı yazdığını hatırlatmak istiyorum.
3 yılı aşkın bir sürenin sonunda da olsa “soruşturma izni verilmesi” yönündeki bu karar kadar kararın içeriği önemli.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçlar Soruşturma Bürosu’nun soruşturma izni talebi doğrultusunda İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından Mansur Yavaş yönetimiyle ilgili hazırlanan 1/4/2026 tarih ve 2026/405 sayılı “soruşturma izni kararı”, Ankara’daki hukuksuzlukların boyutunu sadece bir ihalede döndüğü tespit edilen dalga dümenlerle ortaya koymaya yetiyor.
Olayın özeti;
2020/656702 İhale Kayıt numaralı “İstasyon Caddesi Alternatif Yol Projesi Sanat Yapıları Yapım İşi” ihalesini çıkılıyor.
107.029.460,01-TL bedelle çıkılan ihaleyi 106.415.000,00 TL teklif veren İYİ Parti Milletvekili Bedri Yaşar’ın aile şirketi Oğuz Ata Mimarlık A.Ş. ile Gürtur İnşaat Ltd. Şirketi ortaklığı alıyor.
İhaleyi; televizyonlarda tartışma konusu olduğunda Prof. Dr. Ersan Şen’in, Bedri Yaşar’ın firma sahibi çocukları ile ilgili kullandığı, “ne yapsınlar taş mı yesinler” ifadelerinden hatırlayacaksınız.
İçişleri Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın 1 Nisan 2026 tarihinde verdiği karardaki tespitlere baktığımızda ise bırakın taş yemeyi adeta deveyi hamutuyla (40 milyon TL) götürdükleri, güncel kur değeriyle 105 milyon TL civarı fazla kazanç sağladıkları görülüyor.
TCDD BETONARME YAPIYI SAKINCALI BULUNCA İHALEYE ÇELİK KİRİŞLE ÇIKILMIŞ
Benim de suç duyurusunda bulunduğu ihale ile ilgili en temel argüman, ihale teknik şartnamesinin işin yapımı sürecinde yüklenici firma lehine haksız kazanç getirecek şekilde değiştirilmesiydi. Bu yolla da “edimin ifasına fesat” suçu işlendiği iddiası öne çıkıyordu.
İçişleri Bakanlığı’nın “Soruşturma izni verilmesi kararı”nda, skandalın, işin yapımı sürecinde imalatın niteliğini değiştirmeyle sınırlı kalmadığı, ihale öncesinde de adeta “ihaleye fesat” ve “görevi kötüye kullanma” suçu olarak değerlendirilecek eylemlerin tespiti yer alıyor.
Şöyle ki; ABB Fen İşleri daire Başkanlığı tarafından yapılan “İstasyon Caddesi Alternatif Yol Projesi Sanat Yapıları Yapım İşi” ihalesinin teknik şartnamesinde yer alan köprü ve üst geçit ayakları için “çelik kiriş” imalatı zorunluluğuyla, rekabet şartlarının oluşmasının engellendiği, başka katılımcıların katılımının önünün kesildiği tespiti yapılıyor.
Bu sonuca da ihale öncesinde TCDD Genel Müdürlüğü ve TCDD Ankara 2. Bölge Müdürlüğü ile yapılan görüşmeler ve hazırlanan protokol taslaklarından varılıyor. Bu arada Mansur Yavaş’ın bu sürecin doğrudan içinde olduğu hatta protokollerde imzasının bulunduğu da karar içeriğinde ifade ediliyor.
İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığının soruşturma izni kararında, ABB ile TCDD arasında ihale öncesinde yapılan yazışmalar da yer alıyor.
Bu yazışmalardan biri Fen İşleri Dairesinin 4/12/2018 tarih ve 2671 sayılı yazısı ile TCDD Genel Müdürlüğüne onay için sunulan “betonarme” köprü projeleri.
TCDD Ankara 2. Bölge Müdürlüğünün, ABB Fen İşlerinden gelen bu talebi, 12/3/2019 tarih ve 97443 sayılı yazı ile “seyrüsefer güvenliği açısından sakıncalı olacağı ve demiryolu seyrüsefere kapatılamayacağı” gerekçesiyle köprü kirişlerinin Lounching Kayar Sistem ile konulması kaydıyla onayladığı görülüyor.
TCDD Genel Müdürlüğünün 9/5/2019 tarih ve 167565 sayılı yazısı ile onaylanan avam projeler ve karşılıklı imzalanmak üzere hazırlanan taslak protokol, TCDD Ankara 2. Bölge Müdürlüğünün 26/7/2019 tarih ve 250718 sayılı yazısı ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına gönderiliyor. Söz konusu bu protokol taslağında “betonarme köprü kirişlerinin Launching Kayar Sistem” ile yani “çelik kiriş” olarak konulması gerektiği açıkça ifade ediliyor. Ancak bu talep Ankara Büyükşehir belediyesi tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeden yerine getirilmediği gibi bu yönde hazırlanan taslak protokol de imzalanmıyor.
Bunun yerine Fen İşleri Daire Başkanlığının 12/11/2022 tarih ve 81444 sayılı yazısı ile “çelik” kiriş olarak revizesi yapılan “Yapım Metodolojisi Değerlendirme Raporu” onay için TCDD 2. Bölge Müdürlüğüne sunuluyor.
TCDD Genel Müdürlüğünce onaylanan revize proje ve “çelik kiriş” tasarımlı 4 adet üst geçide ait protokol, ihaleden 8 gün önce 5/1/2021 tarihinde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve TCDD 2. Bölge Müdürlüğü arasında imzalanıyor.
Mansur Yavaş’ın da imzası bulunan Protokol'ün 4.2.9’uncu maddesinde; “Belediye tarafından yapılacak köprü projelerinde, çelik kirişlerin yerleştirilmesi ve sonrasında enerji atlamasını engellemek için gerekli yalıtımları yapacaktır" hükmünün yer aldığı görülüyor.
Protokol'e, “TCDD'nin onayladığı projelere Belediyece harfiyen uyulacağı ve hiçbir suretle değişiklik yapılmayacağı ile değişiklik yapılması durumunda TCDD'den onay alınacağına, çelik kirişli projelerin uygunluğuna ve korunmasına dair özel hükümler” de konuluyor.
Fen İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından EKAP üzerinden yayımlanan 2020/656702 İhale Kayıt Numaralı “İstasyon Caddesi Alternatif Yol Projesi Sanat Yapıları Yapım İşi”ne ait ihale dokümanları içeriğindeki projeler, mahal listeleri, genel ve özel teknik şartnamelerde de inşa edilecek karayolu üst geçit köprülerinin “çelik kiriş" tasarımlı olduğu, söz konusu imalatın "çelik" olarak yapılacağı açık olarak yazılıyor ve ihaleye teklif veren firmalar da bu bilinçle teklif veriyor ilgilenen firmalar da bu sebeple ihaleye girmekten vazgeçiyor.
Bu bağlamda ihaleye 4 firma teklif verirken 3 firmanın teklifi farklı sebepler öne sürülerek geçersiz sayılıyor.
Bu 3 firmanın tekliflerinin değerlendirme dışı bırakılma sebepleri de ilginç:
• Teklif dosyasında ortaklık tespit belgesi olmaması,
• Teklif mektubunda teklif edilen tutarın rakam ve yazıyla yazılışı farklı olması,
• Teklifin yaklaşık maliyetin üstünde olması.
Bu arada yaklaşık maliyeti 107.029.460,01-TL olan ihaleyi, yaklaşık %0,57 (binde elli yedi) kırım ile 106.415.000,00-TL teklif sunan Oğuzata Mimarlık Müh. İnş. San. Tic. A.Ş - Gürtur İnş. Taah. Enj. San. Tic. Ltd. Şti. Atagür İş Ortaklığı adıyla alır.
Atagür İş Ortaklığı teklifinin ihalede yaklaşık maliyet altındaki tek geçerli teklif olması da soruşturma izni kararında ilginç bulunur hatta raporda, yaklaşık maliyetin ilgili iş ortaklığı tarafından önceden bilindiği yönünde kuşku duyulduğu iması da yapılır.
Yapım işi kapsamında idare ve yüklenici iş ortaklığı arasında 01/03/202 l tarihli ve 106.415.000,00-TL bedelli anahtar teslimi götürü bedel sözleşme imzalanır.
02/03/2021 tarihinde yer teslimi yapılarak işe başlanır.
Başlangıçta işin süresinin 240 takvim günü olduğu ve sözleşmeye göre işin bitim tarihinin 27/10/2021 olarak belirlendiği görülür.
İş devam ederken çelik maliyetini hesap eden yüklenici iş ortaklığı, imalatların betonarmeye dönüştürülmesi için idareden talepte bulunmaya başlar, bu talebini daha sonra yazılı olarak da sunar.
İdareyle ikili ilişkileri güçlü olan yüklenicinin talebi idare tarafından kabul etmesine karşın idare adına işin kontrol kısmında görevli çalışanlar bu durumun yasal olarak kendilerini sıkıntıya sokacağını belirterek şartnameye aykırı imalatların yer aldığı revize projeyi onaylamamak için direnir.
Projede revizyonun yapılmasında herhangi bir sıkıntı olmayacağını yönünde görüş beyan edilse de kontrol teşkilatında görevli müdür ve amirler karşı çıkar, değişikliğe izin vermeyeceklerini işin sonunda mahkemelerde sürünmek istemediklerini belirtirler.
Kontrol teşkilatı ile Şube Müdürü Mustafa Akpınar değişikliğe karşı çıkınca Şef görevinde olan Salih Yıldız’ın girişimleri ile hem müdür Akpınar hem de işin kontrolörleri görevden alınır. Mustafa Akpınar Özel Projeler Dairesi Başkanlığı’na, Tunahan Altunpınar Etüd Projeler Müdürlüğü’ne, Hakan Yılmaz Çevre ve Koruma Dairesi Başkanlığı’na, Korkut Karabacak Üst Yapılar Şefliği’ne, Kâmil Bölükbaşı ASKİ Genel Müdürlüğü’ne gönderilir.
Belediyenin farklı birimlerinden personel getirtilerek yeni bir kontrol teşkilatı oluşturulur. Bu değişiklikler olurken TCDD 2. Bölgeden gelen yazıya istinaden projedeki revizyon Salih Yıldız tarafından yapılır.
Salih Yıldız bu eyleminin karşılığında İnşaat Şube Müdürü yapılmak istenir. Osman Çiçekli değiştirilemeyince bu kez Sanat Yapıları Şefliği Sanat Yapılan İnşaat Yapım Şube Müdürlüğü’ne dönüştürülerek Salih Yıldız bu birimin müdürlüğüyle ödüllendirilir.
İçişleri Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın “Soruşturma izni” kararında bu süreçte yaşanan personel hareketliliği ise şu şekilde kayda geçirilir:
“İşin başlangıcından proje değişikliğine kadar geçen üç ay gibi kısa bir sürede 02/03/2021 - 17/06/2021 tarihi arasında, idarenin olağan işleyişine aykırı olarak Genel Sekreter Reşit Serhat TAŞKINSU onayıyla proje değişikliğini kabul etmediğini beyan eden müdür dahil 3 şube müdürü, Fen İşleri Dairesi Başkanı Erol GÜNDÜZ onayıyla ise proje değişikliğini kabul etmediğini beyan eden kontrol amiri dahil 4 defa kontrol teşkilatı değişikliğine gidildiği, söz konusu görev değişlikleriyle ilgili takdir hakkı dışında herhangi bir somut gerekçe sunulmadığı, ayrıca yapım işinin devam ettiği süreçte 14/01/2022 tarihli ve 240 sayılı Belediye Meclisi kararıyla Sanat Yapılan İnşaat Yapım Şube Müdürlüğü kurulduğu ve proje değişikliği yapılması gerektiği yönünde gerçeğe aykırı Teknik Gerekçe Raporu hazırlayan işin kontrol amiri Salih YILDIZ'ın Şube Müdürü olarak görevlendirilerek terfi ettirildiği,…”
EDİMİN İFASINA FESAT FİİLİNİ GERÇEĞE AYKIRI RAPORLA PERDELEMEYE ÇALIŞMIŞLAR
Teftişin “soruşturma izni kararında” ihaleden sonra yüklenici firma lehine gerçekleşen imalat cinsi değişikliğinin, sürece itiraz eden müdür amir ve şeflerden oluşan kontrol teşkilatının dağıtılıp yeni bir kontrol teşkilatı kurularak bu yapı eliyle hazırlanan gerçeğe aykırı bir raporla sorunsuz atlatıldığı da kayda geçirilir.
Kararda, Fen İşleri Dairesi Başkanı Erol Gündüz’ün 17/06/2021 tarihli onayıyla oluşturulan yeni Kontrol Teşkilatı Amiri Salih Yıldız, Kontrol Şefi Bahadır Ertuğrul, Harita Mühendisi İsmail Yıldırım, İnşaat Teknikeri Ahmet Evirgen, Elektrik Teknisyeni Mehmet Erberk, İnşaat Mühendisi Asrın Erkam Demir tarafından yüklenici Atagür İş Ortaklığının dilekçesindeki görüşler doğrultusunda TCDD Ankara 2. Bölge Müdürlüğü'nün 04/06/2021 tarihli ve 160807 sayılı görüş yazısına da atıf yapılmak suretiyle çelik köprü kirişlerin yerine betonarme yapı kullanılması gerektiği yönünde gerçeğe aykırı Teknik Gerekçe Raporu hazırlandığı tespiti yapılır.
MANSUR YAVAŞ’IN HUKUKİ SORUMLULUĞUNA DİKKAT ÇEKİLİYOR
İçişleri Bakanlığı tarafından verilen soruşturma izni kararında ihale sürecinde yaşanan hukuksuzluklarda sorumluluğu bulunan isimler de tek tek tespit ediliyor.
Bu bağlamda Mansur Yavaş için de “TCDD Ankara 2. Bölge Müdürlüğü ile bizzat imzaladığı Protokol hükümlerine ve mevzuata aykırı proje değişikliğini onaylamayan Genel Sekreteri yıllık izne ayırıp, yerine görevlendirdiği Genel Sekreter Yardımcısının proje değişikliğini onaylamasına göz yumduğu, proje değişikliği ve buna bağlı yüklenici hakkedişinden yapılan kesintileri savunur mahiyette basın açıklaması yaptığı, dolayısıyla mevzuata aykırı işlemlerde rızası, bilgisi ve talimatı olduğu değerlendirilen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur YAVAŞ'ın hukuki sorumluluğunun bulunduğu” ifadeleri yer alıyor.
Mansur Yavaş dışında ABB Genel Sekreteri Reşit Serhat Taşkınsu’nun hukuki sorumluluğu ise, “Mevzuata aykırı proje değişikliğini önce onaylayıp iptal etmesi, akabinde yıllık izne ayrılmak suretiyle yerine bıraktığı Genel Sekreter Yardımcısı’nın onaylamasına muvazaalı olarak göz yumması ve usulsüz değişiklik olurunu iptal etmeyip Genel Sekreter Yardımcısı hakkında disiplin soruşturması açmaması” şeklinde tanımlanıyor.
Dönemin Fen İşleri Daire Başkanı olan halen ABB Genel Sekreter Yardımcısı görevinde bulunan ve Mansur Yavaş’ın SIR KASASI olarak bilinen Erol Gündüz’ün ihale sürecindeki rolü ve hukuki sorumluluğuna yönelik tespitler de dikkat çekiyor. Buna göre Erol Gündüz’ün, “projelendirme, yaklaşık maliyet, ihale, proje değişikliği, süre uzatımı, iş artışı-azalışı, hak ediş ve fiyat farkı ödemeleri gibi bütün ihale aşamalarını sevk ve idare ettiği …” notu düşülüyor.
Erol Gündüz’ün hukuki sorumluluğu ise; “TCDD Genel Müdürlüğü ve Ankara 2. Bölge Müdürlüğü tarafından ihale öncesi köprü imalatlarında ‘betonarme köprü kirişi kullanılması ve bunların launching kayar sistem yani itme sürme yöntemiyle’ yerleştirilmesi talep edildiği halde gerekçesiz olarak ‘vinç yardımıyla yerleştirilmek üzere çelik köprü kirişi projesi’ sunan, TCDD tarafından onaylanan ‘çelik’ köprü projesini ise ihale sonrası yüklenici şirketin isteği doğrultusunda ve keyfi olarak ‘betonarme’ köprü olarak değiştiren, idarenin olağan işleyişine ayıkın olarak bu kısa süreç içerisinde çok sayıda kontrol teşkilatı ve şube müdürü değişikliği yapan, Genel Sekreter tarafından önce onaylanıp akabinde iptal edilen proje değişikliği olurunu ‘Fen İşleri Dairesi Başkanı, Genel Sekreter Yardımcısı ve Genel Sekreter Vekili’ unvanıyla tek başına onaylamak” şeklinde belirtiliyor.
Kararda, yüklenici firmaya haksız kazanç sağlamak için teknik şartnamede yer alan çelik imalat yerine uygulamada betonarme imalata izin verilirken “gerçeğe aykırı tutanaklar tutulduğu”, “hatalı metrajlar hazırlandığı”, “usulsüz birim fiyatlar belirlendiği”, “iş süresinin 225 gün uzatıldığı bu yolla da haksız fiyat farkı ödemesi yapıldığı” belirtiliyor.
Mesela; birinci artış-azalışta ~24 milyon TL, ikinci ~11 milyon TL, fiyat farkı ~1,5 milyon TL fazla ödeme tespit ediliyor. Bu yollarla toplam kamu zararı ve yükleniciye sağlanan haksız menfaatin yaklaşık 40 milyon TL’ye ulaştığı vurgulanıyor.
Bu seviyede bir haksız kazanç temini yerleşik hukuk sistemi içerisinde kasıt unsuru için delil niteliğinde sayılıyor.
Mansur Yavaş ve beraberindekilerle ilgili soruşturma izni kararı, ihale öncesi protokole aykırı revizyon, ihale sonrası keyfi malzeme değişikliği (daha pahalı imalat olan ve teknik şartnamede yer alan çelik kiriş yerine daha ekonomik olan betonarme imalat), usulsüz hesaplamalarla kamu zararı, şüpheli personel hareketleri gibi tespitler yaparken, eylemlerin bütünsel olarak değerlendirildiğinde “görevi kötüye kullanma” suçunu düzenleyen TCK’nın 257. Maddesiyle, “ihaleye fesat karıştırma” suçunu düzenleyen TCK’nın 235. Maddesi ve “edimin ifasına fesat” suçunu düzenleyen TCK’nın 236. Maddesine muhalefet olarak değerlendirilmesi kaçınılmaz görünüyor.
Kanuna aykırı bu eylemler neticesinde doğan milyonlarca liralık kamu zararı ve yükleniciye haksız menfaat sağlandığı söz konusu kararın dayanağı olan raporlar ve delillerle somutlaşmış durumda.
Buna rağmen, mesela TCK’nın 257. Maddesinde düzenlenen “ihaleye fesat karıştırma” suçu doğrudan soruşturma konusu olmasına karşın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçlar Soruşturma Bürosu’nun, doğrudan soruşturma ve bu soruşturma kapsamında, delillerin karartılması ya da değiştirilmesi riskine karşı delilleri zapturapt altına alacak operasyon düzenlemek yerine İçişleri Bakanlığı’ndan soruşturma izni talep ederek süreci bürokratik hantallığa boğması, bakanlığın bu talebi 3 yılı aşkın süredir sonuçlandırmaması, Mansur Yavaş ve şürekasına idari denetim ve adli yargı eliyle 7 yılı aşkın zamandır tesis edilen konforlu alanı da gözler önüne seriyor aslında.
Şimdi Ankara yargısında bir değişim yaşandı.
İçişlerinde yaşanan değişimden hemen sonra soruşturma izni kararının gelmesindeki etkinin, Ankara Adliyesinde yaşanan değişimde de kendini göstermesini umuyorum.