ZİHNİ ÇAKIR
'Gözden düşen' A.M. Başarır'ın yeniden 'GÖZDE' olma stratejisi: Streisand etkisi
Aile, bu toprakların nüvesine sahip olanların dokunulmaz kutsalları arasındadır.
Bu toprakların insanı, inancı, töresi, yüzyıllardan gelen toplumsal mutabakat ile savaşta düşmanın ailesini bile ayrı tutar. Ne el uzatır ne dil.
Aileye el uzatıldığına, namusa söz söylendiğine, Haçlı saldırıları ve Anadolu’nun işgali sürecinde tanık oldu bu topraklar sadece.
Düşmanlığını aileye dil uzatarak güdenler de isimleri soy isimleri bizden görünse de o saldırganların, o işgalcilerin geride bıraktığı tohumlardan başkası olmadı.
***
Kimse kusura bakmasın ama o kalıntı tohumların siyasetteki aktörlerinin dili, aileye, namusa uzanacak kadar alçaklaşırken, o dili kullananlara cevapta çok da özenli davranamayacağım.
Mesela; güncel siyasetin en aşağılık profilinin, A.M. Başarır’ın beni hedef alan namussuzca saldırısı üzerine ahkam kesen, güya o aşağılık sözleri eleştiriyormuş gibi yapan mahallenin tatlı su yorumcuları gibi “ama, fakat, lakin…” ile başlayan cümleler kurmak fıtratımda yok benim.
Cümleye o şekilde başlayanların da o aşağılık sözlerin sahibinden farkı yok nazarımda…
Efendim; “dili, üslubu çok sert” diyerek neredeyse beni suçlayacak orta yolcu korkaklar…
Ne yani; ibneliği, “haysiyetli ve ‘onur’lu bir davranış” olarak güzelleyip, “ibnelerin toplum ahlakını bozmayacağı” savunması yapanları, “ibnelerin ahlakıyla ahlaklan bre deyyus” deyip geçiştireyim mi?
Zaten o ahlakla ahlaklanmışlar. Haliyle o sözleri iltifat bile kabul edebilirler.
Ayrıca ibneliği “onur” diye pazarlayanlar da onlar.
Ellerinde gökkuşağı bayraklar, en onursuz ‘yürüyüşün’ müdavimi de onlar.
Hal böyleyken, kendisi üzerine alınana kadar kimsenin kendisiyle ilişkilendirmediği bir paylaşıma gösterdiği tepkinin temelinde öfke olma ihtimali yok denecek kadar az.
Velev ki orada onu kastettiğimden emindi…
İyi ya; güzellemeler dizdiği, “onurlu ve şerefli” diye nitelendirdiği kitlenin bir “bireyi” olduğu iması yaparak aynı “onur ve şeref” payesini ona da yüklemiş olmuyormuyum, daha ne istiyor!
Bundan daha büyük iltifat mı olur ona…
Tahminim o ki; ailemi hedef alan ve bedelini “en ağır şekilde ödeyeceği” o aşağılık ve namussuzca dili kullanmasının sebebi aktif/pasif tercihiyle ilgili. Yoksa adını, göbek adını ve soy adını vererek yapılan onca paylaşımı bırakıp o eğilime dair “pasif” kelimesinin -üstelik de farklı bir anlamda- kullanıldığı paylaşım bu denli kudurtmuş olamaz!
Tabi bir ihtimal daha var!
Acaba diyorum; acaba paylaşımı üzerine alınarak tespitin olabildiğince yayılmasını ve daha fazla yaygınlaştırarak pazar yelpazesinin genişlemesini mi amaçladı!
Değerli Bülent Gürsoy’un tespitinde olduğu gibi; "streisand etkisi" mi oluşturmak istedi acaba?
En nihayetinde üzerine alınıp o aşağılık ve namussuzca cevabı yazmasa, muhatabı bile olmayan, 3-5 bin görüntülemede kalan paylaşım, milyonu aşkın kişi tarafından görülmeyecek ve konuşulmayacaktı!
Malum; farklı cinsel tercihe yönelenler, toplumsal baskı sebebiyle açıktan ilgi çekecek, kendilerini pazarlayabilecek konfora sahip değiller. Bu sebeple de “talepkârlarını” örtülü mesajlarla, subliminal mesajlarla bulmak gibi bir zorunlulukları var.
Bunu amaçladıysa esfeli safilin seviyesine düşmesine gerek yoktu, zira aylardır sosyal ağlarda on binlerce hesaptan bu yönde iddia dolanıyor, reklamı ve tanıtımı yapılıyordu zaten.
Gördüm sosyal medyada…
“Senin bir karın yok mu, senin bir avukat karın ve çocukların var” diye yazanlar vardı o aşağılık sözlerin sahibine.
Bu siyasetin en aşağılık profilini bilmem ama farklı cinsel tercihe sahip olan “bireyler” için o “tercihlerinin” getirdiği genişlikle, aile, eş bir anlam ifade etmez. O yüzden de başkasının ailesine, eşine dil uzatırken, mesela olayımızda olduğu gibi “eşinin dışarıdaki tatmin yollarını neden diline doluyorsun” gibi eşini de sürece katacak cevapların gelebileceği ihtimalini pek umursamazlar.
Hatta çoğu bu tür cevaplardan ziyadesiyle “tatmin” de olurlar. O yüzden eşine de acıyorum bu aşağılık zelilin!
Burada anlamakta zorlandığım şey ise; neden kendini bu kadar açık ettiği.
Pazar yelpazesi mi daralmıştı acaba?
Yoksa arz-talep dengesinde talep eğirisi mi düşmüştü?
Belki de mensubu olduğu siyasi çatıda arz çıtası yükselince “gözden düştü”!
Zira mensubu olduğu zihniyette “arz çıtasının” tavan yaptığını, her gün Lût Kavmini aratmayan yeni bir vakanın patlamasından anlıyoruz.
Her neyse…
Ne tercihleri beni ilgilendirir ne eğilimleri!
Hatta ister 3’ü birbirine takar ister 5’i!
Onların tercihi der geçerim ama bu topraklarda aileye dil uzatıldığında kanunda yazılı olmayan, bu toprakların nüvesiyle şekillenmiş bir “suç ve ceza dengesi” olduğunu da hatırlatırım.