Adana’da Adliye-Emniyet hattında tahliye odaklı Bayğaralar Borsası

Adana’da Adliye-Emniyet hattında tahliye odaklı Bayğaralar Borsası

Adana’da Bayğaralar suç örgütü soruşturması üzerinden Adana Adliyesi ve Emniyeti hattında “tahliye” odaklı bir Bayğaralar Borsası kurulduğu iddialarını güçlendiren deliller ortaya çıktı.

Adana’da Bayğaralar Suç Örgütü soruşturması kapsamında tutuklanan birçok ismin avukatları vasıtasıyla hakimlere para ödeyerek tahliye edildikleri yönündeki iddialar için ortaya çıkan yeni bilgi ve belgeler, Adliye ve Emniyet hattında tahliye odaklı Bayğaralar Borsası kurulduğu şüphelerini de arttırdı.

Hatırlanacağı üzere Bayğaralar suç örgütü kapsamında tutuklu bulunan çok sayıda isim 7 Ocak 2025 tarihinde tahliye edilmişti.

Bu tahliyelerle ilgili tartışma sürerken aynı suçtan tutuklanan Vedat Çelik, Hakimler ve Savcılar Kurulu’na tanık sıfatı ile ifade vererek, avukatına hâkime verilmek üzere ödeme yaptığını ve 18 gün içerisinde tahliye edildiğini açıklamıştı.

İKİ ORTAK ARASINDAKİ “TAHLİYE PARASI” KAVGASI SUÇ DELİLLERİNİ GÜN YÜZÜNE ÇIKARDI

Adana’da, Bayğaralar soruşturması kapsamında Adliye-Emniyet hattında bir tahliye borsası kurulduğuna dair deliler, Ali Yerlikaya’nın İçişleri Yılmaz Tunç’un Adalet Bakanı olduğu dönem düzenlenen Bayğaralar operasyonunda gözaltına alınıp tutuklanan Ahmet Bebe isimli şüphelinin tahliyesi sonrası ortağı ile yaşadığı tahliye parası tartışmasının Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığına yansımasıyla ortaya çıktı.

Yerel kaynaklardan edinilen bilgilere göre; Bayğaralar Suç Örgütü soruşturması kapsamında tutuklanıp bir süre sonra tahliye olan Ahmet Bebe, Adana ve çevresindeki Bahçeşehir Okulları’nda ortağı olan Ö.B ile tahliye parası konusunda kavga ediyor. Bu kavga sırasında da ortağı Ö.B.’nin attığı hakaret içerikli mesajlar nedeniyle Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunuyor. Soruşturma kapsamında ele geçirilen ikili arasındaki mesajlaşma içeriklerinde Ahmet Bebe’nin tahliyesine ilişkin rüşvet konuşmaları tespit ediliyor.

Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığı mesaj içeriğindeki rüşvet ifadeleri nedeniyle HSK’ya ihbarda bulunuyor. HSK’de bu ihbar üzerine inceleme izni veriyor.

Müfettişler tarafından ifadesi alınan Ö.B., ortağı olan Ahmet Bebe’nin tahliye sürecindeki rüşveti detaylarıyla anlatıyor. Kendisinin rüşvet eyleminin içinde olmadığını, gayrimenkul satıp ortağının ailesine nakit olarak verdiğini açıklıyor.

Bu arada Ahmet Bebe’nin tahliye sürecinin organizatörünün bir spor kulübü yöneticisi de olan H.B. olduğu ortaya çıkıyor. Ö.B. ve kardeşi F.B. rüşvet çarkının açığa çıkması için yardımcı olmaya çalışıyor ama dosya bir türlü derinleştirilmiyor.

İki kardeş, HSK müfettişlerine verdikleri beyanlarında, “Biz avukatlarla birlikte Ahmet’in tahliyesi için uğraşırken bize aracılar geldi. Bu Aracılar içerisinde H.B. isimli şahıs da vardı. Bize 7 Ocak (2025) günü Mehmet Bucak, Resul Atik, Mehmet Çelik isimli şahısla tahliye ettik. Bize para verin sizinkini de tahliye edelim” diyorlar.

Tahliyelerin para karşılığı gerçekleştirildiği iddialarıyla görevlendirilen müfettişlere yoğun baskı yapılıyor. Aldıkları ifadeler kamuoyuna sızınca vatandaşlardan da yoğun şikâyet dilekçeleri gelmeye başlıyor. Ancak vatandaşların korkutulduğu bazılarına ise “Müfettişler bizim ifademizi zorla aldı” diye yazı yazdırıldığı ortaya çıkıyor. Mesela bunlardan rüşvet verdiğini söyleyen Mehmet Çelik ifadesi sızınca ifadesini geri çekiyor üzerine de müfettişleri şikâyet ediyor.

BAYĞARALAR DOSYASI TUTUKLULARININ İTİRAZLARI HEP AYNI HAKİME TESADÜFEN Mİ GİDİYOR?

Bayğaralar dosyası üzerinden Adliye-Emniyet hattında bir tahliye borsası kurulduğu kuşkusunu güçlendiren en önemli verilerden biri tahliye kararı çıkan tüm itirazların aynı Sulh Ceza Hakimine gitmesi oluyor. Tutukluluğa itiraz dosyaları hep aynı sicil numaralı M.E. İsimli hâkime düşüyor. Adana Sulh Ceza Mahkemesi hâkimi olan bu isim suç örgütünden alınan Mehmet Bucak, Resul Atik, Fatih Erçel, Vedat Çelik, Mehmet Çelik gibi pek çok kişi hakkında verilen tutuklama kararlarını kaldırıyor.

Serbest kalan bu isimlerden Mehmet Çelik, HSK Teftiş Kurulu tarafından görevlendirilen müfettişlere 29 Nisan 2026’da verdiği ifadede, kendisinin ve yakınlarının tahliyesi için avukatlar ve aracılar üzerinden yüklü miktarda para verildiğini anlatıyor.

Çelik müfettişlere verdiği ifadede, tahliye için önce 85 bin dolar verdiğini, paranın, o dönem sekreteri olan A.K. eliyle Kocavezir’deki bir döviz bürosundan alındığını, ardından avukat K.Y. aracılığıyla dönemin Adana Sulh Ceza Hâkimi M.E.’ye ulaştırıldığını iddia ediyor. Çelik, aynı dosyadan tutuklu Mehmet Bucak’ın da 100 bin dolara, Resul Atik’in ise 50 bin dolara tahliye edildiğini dışarı çıktıktan sonra öğrendiğini söylüyor.

HSK Teftiş Kurulu tarafından görevlendirilen müfettişlere tanık olarak ifade veren Mehmet Çelik, cezaevinden çıktıktan sonra denetimli serbestlik ihlali gerekçesiyle yeniden tutuklandığını, bu kez tahliyesi için babasından 200 bin dolar istendiğini belirtiyor. Tanık Mehmet Çelik, 2024 yılında kardeşi İbrahim Çelik hakkında da benzer bir dosyada 46 bin dolar karşılığında aracılık yapıldığını, bu süreçte ödemeyi yaptıklarını ve dosyanın Adana Sulh Ceza Hakimliğine düşürüldüğünü ve kardeşinin serbest bırakıldığını iddia ediyor.

Bu ifadeler kamuoyuna sızınca büyük baskı altında kalan Mehmet Çelik ifadesini geri çekiyor ve müfettişler hakkında da şikayetçi oluyor.

whatsapp-image-2026-05-19-at-15-31-51.jpeg

BAŞKASINA AİT TÜBERKÜLOZ RAPORUYLA TAHLİYE, İDDİALARI DOĞRULUYOR

Tanık olarak ifadesi alınan Mehmet Çelik’in iddiaları arasında Resul Atik’in de para vererek tahliye olduğu yer alırken yapılan araştırmada Resul Atik’in üstelik skandal bir süreç sonrasında tahliye edildiği anlaşılıyor.

Çelik’in, para karşılığı tahliye edildiğini belirttiği Resul Atik’in, “..bakmakla yükümlü̈ olduğu esinin verem (tüberküloz) hastalığına dair hastane raporları, küçük yaşta bakmakla yükümlü olduğu iki çocuğunun olması…” gerekçesiyle tahliye edildiği ancak savcılığın mütalaasında Resul Atik’in eşinin tüberküloz hastası olduğuna dair bir rapor olmadığının vurgulandığı bu sebeple de tahliye talebinin reddinin istendiği görülüyor. Mütalaada yer alan, “…Yine her ne kadar şüpheli resul Atik’in esinin tüberküloz hastası olduğundan dolayı tahliyesine karar verilmiş ise de; dosyada herhangi bir resmi raporun yer almadığı, müdafi tarafından şüphelinin eşine ait olduğu belirtilen raporun Muzaffer Atik isimli şahsa ait olduğu ancak alınan nüfus kayıt örneğinde Resul Atik'in eşinin Hangül Atik olduğunun görüldüğü anlaşılmakla…” ifadelerinden, Resul Atik’in eşi yerine bir başkasının raporunun dosyaya sunulduğu anlaşılıyor.

Adana Adliyesi dahil irtibat kurduğum yerel kaynaklar, Adana’da geçtiğimiz günlerde görevden alınan KOM Şube Müdürü Y.D.’ nin görevden alınma sebebinin de Bayğaralar soruşturmasıyla bağlantılı tahliye borsası olduğunu, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in Adana Başsavcılığından gelen “bilgi notu” üzerine konuya bizzat müdahil olduğunu ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye konuyu aktardıktan sonra Bakan Çiftçi’nin talimatıyla KOM Şube Müdürü’nün görevden alındığını belirtiyor.

Adana Emniyetinin bu süreçteki rolü ise; altı boş dosyalar üzerinden belli kişilere operasyon yapılıp, dosyadaki bu boşluğun da Adliye kanadında tahliyeler için kullanıldığı ve tahliye borsasının bu şekilde diri tutulduğu elde edilen kazanımın da paylaşıldığı şeklinde tanımlanıyor.

Bu arada görevden alınan KOM Müdürü Y.D.’ nin, Bayğaralar suç örgütü mensupları ve yakınlarına, soruşturmaların bağlı olduğu Başsavcı vekiline dair bilgiler aktarmakla suçlandığı, Adana Emniyet Müdürlüğü’ndeki bu olayları ve yönetim zafiyetinin neden kaynaklandığının ortaya çıkarılması için İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin de çalışma yaptığı bildiriliyor.

Tahliyelerin düştüğü ve para ile tahliyeyle suçlanan Sulh Ceza Hakimi M.E.’nin de HSK nezdinde girişimlerde bulunmak için Ankara’yı mesken tuttuğu öne sürülüyor.