AK Parti yapınca ‘iç savaş hazırlığı’ CHP yapınca ‘güvenlik tedbiri’
Son çıkan 696 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede yer alan 121. Madde üzerinde tartışmalar sürerken ilginç bir ayrıntı ortaya çıktı. Özellikle CHP’nin “iç savaş hazırlığı” olarak değerlendirdiği maddenin geçmişte CHP’nin başvurduğu bir yol olduğu görüldü.
Dün yayınlanan 696 sayılı KHK’nın 21 maddesi üzerinde CHP başta olmak üzere çeşitli kesimlerin ürettiği “iç savaş hazırlığı” spekülasyonlarına hükümet kanadından çeşitli açıklamalar gelirken, AVAZTÜRK, ilginç bir detaya ulaştı. 24 Aralık 2017 sayı ve 696 sayılı KHK’nın 21. Maddesindeki, "Resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın 15/07/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişiler hakkında da birinci fıkra hükümleri uygulanır" düzenlemesinin neredeyse birebir aynısını geçmişte CHP’nin hayata geçirdiği ortaya çıktı.
Özellikle CHP ve onu destekleyen medya 696 sayılı KHK’nın ilgili maddesini bir “iç savaş hazırlığı” olarak nitelerken AK Parti taraftarlarına “Örtülü af” getirildiğini de iddia ediyor. Ancak 20 Temmuz 1931 tarihinde çıkarılan 1850 sayılı yasa ile Doğu ve Güney Doğu bölgelerinde yaşanan isyanlar karşısında CHP’nin de aynı yola baş vurduğu ortaya çıktı.
1850 sayılı yasada “askerî kuvvetler ve Devlet memurları ve bunlarla birlikte veya bunların emriyle ayrıca hareket eden bekçi, korucu, milis ve ahali tarafından isyanın ve bu isyanla alâkadar vakaların tenkili emrinde gerek müstakilen ve gerek müştereken işlenmiş efal ve harekât suç sayılmaz” İfadesi dikkat çekiyor.
CHP ve bazı kesimler tarafından tartışma konusu yapılan son KHK’daki 121. Maddedeki ifade ise aynen şöyle: "Resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın 15/07/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişiler hakkında da birinci fıkra hükümleri uygulanır."
Bundan 86 yıl önce İsmet İnönü’nün Başvekilliğinde CHP’nin tek parti iktidarında çıkarılan sivil halka cezasızlık ön gören yasa ve zabıtların bir kısmı ise şu şekilde olduğu görüldü:
“İsyan mırrtakasında işlenen efalîn suç sayılmamasına dair 94 numaralı kanun lâyihası
20 - V -1931 tarihü içtimainde Yüksek Meclise arzı kararlaştırılan kaıtun lâyihası esbabı mucibesiyle birlikte takdim olunmuştur.
Muktazasının ifa ve neticesinin işarına müsaade buyrulması rica olunur efendim. Başvekil İsmet Esbabı mucibe lâyihası Şarkta 1930 senesi 20 haziranında başlıyarak 1 kânunuevvel 1930 tarihinde nihayet bulan son isyan hadisesinde milis olarak kullanılan ve yahut kendiliklerinden isyanın tenkili emrinde çalı şan efrat tarafından ika olunan ef'al ve harekâttan dolayı vaki ihbar ve şikâyet üzerine C. M. umumiliklerince kanunî takibat yapılmakta ve mevcut ahkâmı kanuniyemize göre, bunlar hakkında takibatın teciline ve yahut dava ve cezanın iskatma ve ihtiva ettiği kayıtlara nazaran ceza kanununun 49 uncu maddesinin bütün, hadiselere tatbikına imkân bulunamamıştır. Vatanın müdafaa ve muhafazası için tevessül olunan ef'al ve harekâttan dolayı askerî kuvvetlerle Devlet memurlarının ve ayni maksat ve emelle hareket eden efradın kanunî takibata maruz kalmaları memleketin menafii âliyesi noktasından muvafık olamıyacağı cihetle merbut kanun lâyihası tanzim kılınmıştır. - 2 - Esbabı mucibe lâyihası münderecatına ve Vekil Beyefendilerin verdikleri izahate göre şark isyanı sırasında askerî kuvvetlerin ve bunlarla birlikte tenkil harekâtında milis olarak kullanılan veya kendiliklerinden iltihak ile çalışan efradın bazı efal ve hareketlerinden dolayı haklarında vaki ihbar ve şikâyet üzerine C. müddei umumiliklerince zarurî olarak kanunî takibat yapılmakta vep ceza kanununun 49 uncu maddesi hükümlerine tevfikan dava ve cezanın iskatına da maddenin ihtiva ettiği kayıtlara göre imkân bulunamamakta olmasından vatanın müdafaa ve muhafazasına masruf olan bu hareketler esnasında askerî kuvvetlerle Devlet memurlarının ve ayni emelle çalışmış olan efradın kanunî takibe maruz kalmaları memleketin yüksek menfaatları noktasından muvafık olmıyacağı hakkındaki mülâhazalar encümenimizce tamamen varit görülmüş ve filhakika ihbar ve şikâyet edilen maddelerin ekserisinin müzevver olacağı ihtimalile beraber vatanın huzurunu ihlâl eden bir isyan hareketine tenkil emrinde yapılan hareketlere iştirak eden askerî kuvvetlerile Devlet memurları ve milis ve kendiliklerinden iltihak eden efradın büyük maksat ve emellere göre şü veya bu ihbar ve şikâyetlerle maznun mevkiinde tutularak kanunun eşkâl ve merasimi altında haklarında takibat yapılması içtimaî menfaat ve hikmeti cezaiye noktasından da tecviz edilir ahvalden olmamakla yalnız tenkil emrindeki harekâtın suç sayılmamasına müteallik olan lâyihanın teklif veçhile aynen kabulüne encümenimizce ittifakla karar verilmiştir. Havale mucibince Dahiliye Encümenine tevdii arzolunur. MADDE 1 — Erciş, Zilân, Ağrıdağ Havalisinde vuku bulan isyanla, bunu müteakip birinci umumî müfettişlik mıntakası ve Erzincanın Plümür kazası dahilinde yapılan takip ve tedip hareketleri münasebetlerile 20 haziran 1930 dan bu kanunun neşri tarihine kadar askerî kuvvetler ve Devlet memurları ve bunlarla birlikte veya bunların emrile ayrıca hareket eden bekçi, korucu, milis ve ahali tarafından isyanın ve bu isyanla alâkadar vakaların tenkili emrinde gerek müstakilen ve gerek müştereken işlenmiş efal ve harekât suç sayılmaz.
AVAZTÜRK