Altın Piyasasında Sert Fren! Fed’in Şahin Mesajları ve Orta Doğu Gerilimi Fiyatları Baskıladı
Haftayı kayıplarla tamamlayan altın piyasasında gözler hem Orta Doğu’daki belirsizliklere hem de ABD Merkez Bankası’nın (Fed) yeni dönem politikalarına çevrildi.
Haftayı kayıplarla tamamlayan altın piyasasında gözler hem Orta Doğu’daki belirsizliklere hem de ABD Merkez Bankası’nın (Fed) yeni dönem politikalarına çevrildi. Küresel piyasalarda artan riskler ve faiz beklentilerindeki değişim, yatırımcıların güvenli liman olarak görülen altına yönelik pozisyonlarını yeniden gözden geçirmesine neden oldu. Cuma günü kapanışta ons altın yüzde 1,2 gerileyerek 4.155 dolar seviyesine inerken, yurt içinde gram altın haftayı 6.205 TL’den kapattı.
Orta Doğu’daki Belirsizlikler Piyasaları Tedirgin Etti
Altın fiyatlarını etkileyen gelişmelerin başında, ABD ile İran arasında yürütülen kritik müzakerelerin ertelenmesi geldi. Kalıcı anlaşma ve İran’ın nükleer faaliyetlerine ilişkin görüşmelerin, Güney Lübnan’da yeniden şiddetlenen çatışmalar nedeniyle ileri bir tarihe bırakılması piyasalarda dikkatle takip edildi.
Uzmanlar, söz konusu ertelemenin bölgede kalıcı barış ihtimaline yönelik soru işaretlerini artırdığını değerlendirirken, jeopolitik risklerin küresel ekonomi üzerindeki etkisinin devam ettiğine dikkat çekiyor.
Hürmüz Boğazı’nda Yeni Gerilim
Hafta içinde imzalanan geçici uzlaşının ardından Hürmüz Boğazı’nda bekleyen petrol tankerlerinin hareketlendiği görülse de haftanın son işlem gününde trafik yeniden yavaşladı. İran’ın, boğazdan geçen gemilerin kendi iznine tabi olduğunu açıklaması enerji piyasalarında yeni bir belirsizlik yarattı.
Analistler, petrol ve LNG sevkiyatının tamamen normale dönmesinin zaman alabileceğini belirtirken, bu durumun küresel enflasyon üzerindeki baskıyı canlı tutabileceğini ifade ediyor.
Fed Başkanı Kevin Warsh’tan Dikkat Çeken İlk Mesajlar
Altın fiyatlarındaki geri çekilmenin bir diğer önemli nedeni ise Fed cephesinden gelen sinyaller oldu. Göreve yeni başlayan Fed Başkanı Kevin Warsh’ın enflasyonla mücadelede kararlı ve şahin bir duruş sergilemesi, piyasalarda faiz artırımı beklentilerini güçlendirdi.
Faiz getirisi bulunmayan altın, yüksek faiz ortamlarında yatırımcılar açısından cazibesini kısmen kaybedebiliyor. Bu nedenle Fed’in olası yeni adımları, değerli metaller üzerinde baskı oluşturuyor.
Bloomberg News’e değerlendirmelerde bulunan piyasa uzmanları, tarihsel olarak Fed’in faiz artırımı öncesindeki dönemlerde altının zayıf performans gösterdiğini hatırlatırken, para politikasına ilişkin belirsizliklerin sürmesi halinde fiyatlarda yeni dalgalanmaların görülebileceğini belirtiyor.
Gümüş, Platin ve Paladyum da Geriledi
Altındaki düşüş yalnızca sarı metalle sınırlı kalmadı. Haftanın son işlem gününde gümüş yüzde 1,2 değer kaybederek 64,90 dolar seviyesine geriledi. Platin ve paladyum fiyatlarında da benzer yönlü hareketler yaşandı.
Değerli metaller genelinde görülen satış baskısı, yatırımcıların Fed politikalarına ilişkin beklentileri yeniden fiyatladığını ortaya koydu.
Dev Bankalar Altın Tahminlerini Revize Etti
Fed’in yüksek faiz politikasına devam edebileceği beklentisi, dünyanın önde gelen finans kuruluşlarını da altın öngörülerini güncellemeye yöneltti.
Goldman Sachs, yıl sonu ons altın tahminini 5.400 dolardan 4.900 dolara düşürdü. Banka, faiz artırımı ihtimalini raporlarına en sert şekilde yansıtan kurumlar arasında yer aldı.
J.P. Morgan, yıl sonu ortalama ons altın beklentisini 5.708 dolardan 5.243 dolara çekti. Bankanın Emtia Araştırma Grubu Başkanı Greg Shearer, en büyük aşağı yönlü riskin Fed’in yeni bir faiz artırımı sürecine girmesi olduğunu vurguladı.
UBS ise daha önce yaptığı güncellemede, ABD tahvil getirilerindeki yüksek seyrin etkisiyle yıl sonu ons altın tahminini 5.900 dolardan 5.500 dolara indirmişti.
Altın Yatırımcıları Şimdi Ne Bekliyor?
Piyasalarda dikkatler artık Fed’in önümüzdeki dönemde atacağı adımlara ve Orta Doğu’daki diplomatik sürecin yeniden başlayıp başlamayacağına çevrilmiş durumda. Uzmanlar, faiz artışı ihtimalinin güçlenmesi halinde altın üzerindeki baskının sürebileceğini, ancak jeopolitik risklerin tırmanması durumunda güvenli liman talebinin yeniden canlanabileceğini belirtiyor.