Bülent Arınç'tan "Masumiyet Karinesi" Çıkışı: Soruşturmanın Gizliliğine Dikkat Çekti

Bülent Arınç'tan "Masumiyet Karinesi" Çıkışı: Soruşturmanın Gizliliğine Dikkat Çekti

Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, kamuoyunda "Süleymancılar" olarak bilinen yapının lideri Alihan Kuriş'e yönelik yürütülen soruşturma hakkında kapsamlı açıklamalarda bulundu.

Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, kamuoyunda "Süleymancılar" olarak bilinen yapının lideri Alihan Kuriş'e yönelik yürütülen soruşturma hakkında kapsamlı açıklamalarda bulundu. Arınç, Adalet ve İçişleri bakanlarının soruşturmanın bir cemaat veya tarikata değil, kişilere isnat edilen suç iddialarına yönelik olduğu yönündeki açıklamalarına itibar ettiğini söyledi. Bununla birlikte soruşturmanın gizliliği ve masumiyet karinesi konusunda ciddi hassasiyet gösterilmesi gerektiğini savundu.

Bülent Arınç'tan Alihan Kuriş Soruşturmasına İlişkin Açıklama

Bülent Arınç'tan Alihan Kuriş soruşturmasına ilişkin açıklama kamuoyunda devam eden tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Arınç, soruşturmanın yürütülme biçimine ilişkin eleştirilerini dile getirirken hukuki sürecin sonuçlanmasından önce kişiler hakkında hüküm verilmemesi gerektiğini vurguladı.

Arınç, Adalet ve İçişleri bakanlarının soruşturmanın doğrudan bir cemaate veya tarikata yönelik olmadığı, kişiler hakkındaki suç iddialarının araştırıldığı yönündeki açıklamalarını hatırlattı.

"Bu beyanlara itibar ederim" diyen Arınç, iki bakanın açıklamalarında samimi olduklarına ve konuya özen gösterdiklerine inandığını ifade etti.

Bülent Arınç Masumiyet Karinesine Dikkat Çekti

Arınç'ın açıklamasındaki en önemli başlıklardan biri masumiyet karinesi oldu. Soruşturma aşamasında Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine uygun hareket edilmesi gerektiğini söyleyen Arınç, kişilerin haklarında kesin hüküm verilinceye kadar masum kabul edilmelerinin temel bir hukuk ilkesi olduğunu hatırlattı.

Soruşturma sürecinin gizliliğinin korunması gerektiğini savunan Arınç, iddianamenin hazırlanması ve mahkeme tarafından kabul edilmesi öncesindeki aşamalarda özellikle dikkatli davranılması gerektiğini belirtti.

Arınç, mevcut süreçte yaşandığını düşündüğü bazı uygulamalar nedeniyle masumiyet karinesinin zarar gördüğünü ileri sürdü.

"Sosyal Medyada Kişiler İnfaz Ediliyor"

Bülent Arınç, soruşturmanın sosyal medya ve basındaki yansımalarına da tepki gösterdi.

"Bu süreç neticesinde maalesef sosyal medyada kişiler infaz edilmektedir" ifadelerini kullanan Arınç, soruşturmayla ilgili yeterli bilgiye sahip olmayan kişilerin kamuoyu önünde hüküm verdiğini savundu.

Yazılı ve görsel basında bazı kişilerin mal varlıkları ve faaliyetleri hakkında çeşitli görseller eşliğinde "çarpık ifadeler" kullanıldığını ileri süren Arınç, bu durumun geri dönüşü zor sonuçlara yol açabileceğini ifade etti.

Bülent Arınç'tan Soruşturmanın Gizliliği Vurgusu

Arınç, basın özgürlüğü ve kamuoyunun haber alma hakkının önemini kabul ettiğini ancak bunların yanında adil soruşturma ve adil yargılanma hakkının da korunması gerektiğini söyledi.

Soruşturmalarda önce delillerin değerlendirilmesi, ardından kişilerle bağlantı kurulması gerektiğini savunan Arınç, suçlama üzerinden delil aramanın yanlış bir yöntem olduğunu dile getirdi.

Arınç, "Delilden hareket ederek kişiye yönelmek ne kadar doğruysa, birtakım suçlamalar yaparak onlara göre delil aramak fevkalade yanlıştır" ifadelerini kullandı.

Arınç'tan Cemaat ve Tarikat Tartışmasına Tepki

Bülent Arınç'ın açıklamalarında cemaat ve tarikatlar hakkında başlayan tartışmalar da geniş yer tuttu.

Arınç, Süleymancılar hakkındaki soruşturmanın ardından bazı çevrelerin cemaat ve tarikatların kapatılmasını istemesini eleştirdi. Bu yapıları "sosyolojik oluşumlar" olarak değerlendiren Arınç, benzer yapıların dünyanın farklı ülkelerinde de bulunduğunu söyledi.

Arınç, bu bölümde hukukçu ve Atatürkçü Düşünce Derneğinin kurucu genel başkanı Muammer Aksoy'un geçmişte Kemal Kaçar'ın avukatlığını yapmasını da örnek gösterdi.

Süleymancılarla Geçmişteki İlişkisini Anlattı

Arınç, söz konusu oluşumu uzun yıllardır tanıdığını ancak hiçbir zaman cemaat mensubu olmadığını özellikle belirtti.

Hukuk Fakültesinde eğitim gördüğü dönemde Kemal Kaçar ile tanıştığını anlatan Arınç, farklı şehirlerde cemaat mensuplarıyla dostane ilişkilerinin bulunduğunu söyledi.

Eski TBMM Başkanı, Süleyman Hilmi Tunahan döneminden itibaren yürütülen Kur'an eğitimi faaliyetlerine ilişkin bildiklerini de paylaşarak yapıya yönelik kişisel değerlendirmelerini aktardı.

Arınç ayrıca eski milletvekili ve devlet bakanı Ahmet Arif Denizolgun ile geçmişte gerçekleştirdiği görüşmelerden söz etti. 2011 seçimleri sırasında Denizolgun ile birkaç kez özel görüşme yaptığını belirten Arınç, bu temaslardan AK Parti'ye yönelik bir destek çıkmadığını söyledi.

"Kavga, Kuzenler Arasındaki Mal Mülkiyet Kavgasına Dönüştü"

Bülent Arınç, Süleymancılar ile AK Parti arasındaki ilişkilerin geçmişine yönelik değerlendirmelerde de bulundu.

Arınç, zaman içerisinde taraflar arasındaki mesafenin açıldığını söylerken yaşanan anlaşmazlığın ilerleyen dönemde "kuzenler arasındaki mal mülkiyet kavgasına dönüştüğünü" ileri sürdü.

Bu anlaşmazlıkta taraf olamayacaklarını belirten Arınç, hukuka aykırı bir eylem tespit edilmesi durumunda ise yargının görevini yerine getirmesi gerektiğini söyledi.

"Hukuka, kanuna açıkça aykırı eylemleri varsa şüphesiz hâkimlerimiz, savcılarımız davalarını açarlar, kişiler yargılanırlar" diyen Arınç, soruşturma kapsamındaki isimlerin kamuoyuna yansıması konusunda ise daha dikkatli olunmasını istedi.

Savcı ve Kolluk Kuvvetlerine Çağrı Yaptı

Arınç, açıklamasında savcılar, hâkimler ve kolluk kuvvetlerine de seslendi. Soruşturmanın gizliliğinin titizlikle korunmasını isteyen Arınç, sürecin hukuk kuralları içerisinde yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Fethikabir işlemi sonrasında sosyal medyada ortaya atılan yorumları da eleştiren Arınç, hukuk veya adli tıp bilgisi bulunmayan kişilerin yeni suçlamalarda bulunmasının soruşturma sürecine zarar verdiğini savundu.

Arınç'ın temel çağrısı, soruşturmanın kamuoyundaki tartışmalardan bağımsız olarak hukuki usuller çerçevesinde yürütülmesi yönünde oldu.

"AK Parti'yi Destekleseydi Operasyon Olur muydu?" Sorusuna Yanıt

Arınç, kendisine yöneltildiğini belirttiği "Bu cemaat AK Parti'yi destekleseydi başlarına böyle bir iş gelir miydi?" sorusuna da açıklamasında yer verdi.

Siyasi desteğin bir soruşturmanın yürütülüp yürütülmemesinde belirleyici olmaması gerektiğini ifade eden Arınç, herhangi bir cemaat veya tarikata peşin hükümlü yaklaşılmaması gerektiğini söyledi.

Bununla birlikte kanunlara göre suç oluşturan bir eylemin bulunması halinde gerekli işlemlerin yapılmasının zorunlu olduğunu vurguladı.

Arınç, Adalet ve İçişleri bakanlarından da aynı hassasiyeti beklediğini belirterek açıklamasını tamamladı.