Cumhurbaşkanı Erdoğan: 15 Temmuz'un en büyük destekçisi CHP'dir
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kriter dergisindeki söyleşide, gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan söyleşide, 15 Temmuz'un en büyük destekçisinin CHP olduğunu belirtirken, Ayasofya'nın da iç meselemiz olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kriter dergisindeki söyleşide, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
15 Temmuz için "Tarihimizin en büyük direniş destanlarından biri." ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece milletin, kadını, erkeği, genci ve yaşlısıyla iradesine, geleceğine ve devletine sahip çıktığını belirtti.
Erdoğan, 15 Temmuz'un aynı zamanda milli irade üzerindeki vesayet zincirlerinin kırılması açısından da milat olduğunu belirterek, Türkiye'yi esaret altına almak isteyen güçlerin 40 yıldır beslediği, büyüttüğü FETÖ'nün gerçek yüzünün ortaya çıktığını kaydetti.
Şehitlere Allah'tan rahmet, gazilere sağlıklı ve uzun ömür temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şehit ve gazilerimize olan minnet borcumuzu asla ödeyemeyiz. Bugün topraklarımızda özgürce yaşıyorsak şehitlerimizin ve gazilerimizin sayesindedir." ifadelerini kullandı.
"HAİNLER TASFİYE EDİLİNCE ORDUMUZ ADETA KENDİNİ BULDU"
15 Temmuz'la birlikte FETÖ'cü unsurların Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) büyük oranda temizlendiğini vurgulayan Erdoğan, "İçerideki hainler tasfiye edilince ordumuz adeta kendini yeniden buldu. Silahlı Kuvvetlerimizin terörle mücadeleden yurt dışı operasyonlara kadar farklı cephelerde imza attığı başarıların altında, bünyesinde yapmış olduğu işte bu temizlik vardır. Silahlı Kuvvetlerimiz asıl görevine yoğunlaşmış ve vazifesini bihakkın yerine getirmeye başlamıştır. Emniyet teşkilatımızda da benzer durum söz konusudur. Bu insicamı korumakta ve güçlendirmekte kararlıyız." değerlendirmesini yaptı.

Türkiye'nin 1950'de başlayan demokrasi yolculuğunun her 10 yılda bir tekrarlanan müdahalelerle sürekli kesintiye uğradığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
"Sandıktan çıkan irade hiçbir zaman tam olarak ülke yönetimine yansımadı. 1961 Anayasası'yla tesis edilen vesayet kurumları, milletten almadıkları yetkileri kullanarak milletin iradesine ortak oldu. Gerek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımız döneminde gerekse Başbakanlığımızda bunları hep karşımızda bulduk. Ne yaptıysak bunlara rağmen yaptık. Kefenimizi giyerek çıktığımız bu yolculukta, milletin emanetine sahip çıkma noktasında her türlü mücadeleyi verdik. Bu tarihi süreç içinde 15 Temmuz bir dönüm noktasıdır. 15 Temmuz, Türkiye'de gerçek anlamda millet egemenliğinin tesis edildiği gündür. Milletin iradesini teslim alma teşebbüsü, bizzat milletin direnişi ile engellenmiştir."
"15 TEMMUZ'UN EN BÜYÜK DESTEKÇİSİ CHP'DİR"
Daha önce "Darbe girişimi olursa tankın üzerine ilk ben çıkarım" ifadesini kullanan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, 15 Temmuz'daki tavrını değerlendirmesi istenen Erdoğan, demokrasiyi ve milli iradeyi savunmanın sadece iktidarın değil, herkesin görevi olduğunu, demokrasiyi hedef alan girişimler karşısında siyasi ikbal kaygısı gütmeden, korkmadan, çekinmeden tepki koymaları gerektiğini vurguladı.
Erdoğan, şunları kaydetti:
"Ancak 1960'tan beri CHP'nin darbeyi destekleyen, müdahaleye çanak tutan bir politika izlediğini görüyoruz. 27 Mayıs’ın da 28 Şubat'ın da 15 Temmuz'un da en büyük destekçisi CHP'dir. Normal şartlarda bu tarz iddialı cümleler kuran birisinden, sözünü tutması ve tankların üstüne çıkması beklenirdi. Ancak CHP Genel Başkanı tankların üstüne çıkmak yerine darbecilerle anlaşıp tankların arasından kaçmayı tercih etti. Sığındığı Bakırköy Belediye Başkanı'nın evinde, milletin mücadelesini kahve içerek televizyondan takip etti.
Tabii ortada çok ciddi bir muamma var. Dört yıl geçmesine rağmen açıklığa kavuşturulmamış sorular var. CHP Genel Başkanı 15 Temmuz gecesine dair şüphe bulutlarını artık dağıtmalıdır. O gece kimlerle konuştuğunu, kimlerle hangi pazarlıkları yaptığını öncelikle kendisinin anlatması gerekir. 15 Temmuz sonrasında kullandığı FETÖ jargonu ile o gece yaşananlar arasında bir irtibat olup olmadığını açıklığa kavuşturmalıdır."
"FETÖ ÖRGÜTÜNÜN GİZLİ YAPILANMASINA OPERASYONLAR DEVAM EDİYOR"
FETÖ ile mücadelede gelinen son noktaya ilişkin bir soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, darbeye karışanlarla ilgili davaların önemli bir kısmının tamamlandığını, milletin kanını dökenlerin ve millete kurşun sıkanların işledikleri cinayetlerin hesabını hukuka verdiğini ve vermeye devam ettiğini ifade etti.
"İHA VE SİHA'LARA YÖNELİK ÇOK CİDDİ TALEP VAR"
Savunma sanayisi alanında Türkiye'nin durumuna yönelik bir soru üzerine de savunma sanayisinde yerlilik oranını yüzde 20 seviyelerinden alarak yüzde 70'lerin üstüne çıkardıklarına işaret eden Erdoğan, 2002'de sadece 62 savunma projesi yürütülürken bugün bu sayının 700'e yaklaştığını kaydetti.
Son 5 yılda yaklaşık 350 yeni proje başlattıklarını, 2002'de yaklaşık 5,5 milyar dolar bütçeli savunma projeleri yürütülürken gelinen noktada yaklaşık 11 katlık bir artışla 60 milyar dolarlık proje hacmine ulaştıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ihale süreci devam eden projelerle bu rakamın 75 milyar doların üzerine çıktığını, aynı dönemde firma sayısının da 56'dan 1500'e ulaştığını bildirdi.
Göreve geldiklerinde 1 milyar dolar olan sektör cirosunun, 2019'da 10,8 milyar dolara yükseldiğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
"2002’de yalnızca 248 milyon dolar olan savunma ve havacılık ihracatı, 2019 itibarıyla 3 milyar doları geçti. Neredeyse yok düzeyinde olan Ar-Ge harcaması 2019’da 1,5 milyar doları geçti. Bugün dünyanın en büyük savunma şirketleri listesinde 5 firmamız bulunuyor. Diğer taraftan havuzlu çıkarma gemimiz TCG Anadolu'nun inşasının sonuna geldik. Nitekim gemimiz 1 Temmuz'da liman test hazırlıkları için rıhtıma indi. Tasarımından üretimine her aşamada yerli olacak savaş uçağımızı da 2023'te hangardan çıkaracağız.
Bulunduğumuz noktayı önemsiyoruz fakat daha fazlasını yapmamız gerekiyor. Böyle bir iradeye, altyapıya ve birikime sahibiz. Savunma sanayi projelerimizin en önemlisi şüphesiz SİHA ve İHA'lardır. AKINCI ile bu alanda dünyanın ilk 4 ülkesinden biri olacağız. Terörle mücadelemize SİHA'lar gerçekten büyük katkı yapıyor. Bunun yanında eşgüdüm içinde yürüyen bir süreç var. Güvenlik teşkilatlarımız olan TSK, emniyet, jandarma ve MİT arasındaki koordinasyon şu an en üst düzeyde. İnşallah bunu daha da artıracağız."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, silahlı insansız hava araçlarına (SİHA) ilişkin bir soruyu, "Sadece terörle mücadelede değil, Suriye'de ve Libya'da da İHA ve SİHA'lar çok etkin rol oynuyor. Bu alanda dünyanın ilgisini çekmiş durumdayız. İHA ve SİHA'lara yönelik de çok ciddi dış talep var. Tabii savunma sanayii alanındaki diğer yerli üretimlerimize yönelik de büyük bir ilgi var. Hem özel sektör hem de devlet olarak bu alanda atılan adımlarımız kesintisiz sürecek." şeklinde cevapladı.
"AYASOFYA BİZİM İÇ MESELEMİZDİR, DİĞER ÜLKELERE SAYGI DUYMAK DÜŞER"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ayasofya Camisi'nin yeniden ibadete açılmasına ilişkin de şu değerlendirmeyi yaptı:
"Burası, Fatih Sultan Mehmet Han'ın İstanbul’u fethettiğinde ilk cuma namazını kıldığı ve fethin sembolü olarak camiye dönüştürdüğü bir mekandır. Bu yüzden toplum hafızamızdaki yeri vazgeçilmezdir. 1934'te Ayasofya'nın camiden müzeye dönüştürülmesi, milletimizin içini acıtan bir karardı. Ayasofya’nın tekrar asli hüviyetine kavuşturulması gerekiyordu. Danıştay, yapılan başvuru sonucu nihai kararı verdi. Danıştay'ın kararını hukuk devleti adına, maşeri vicdanı rahatlatma adına müspet bir adım olarak görüyoruz. Dava sürecinde içerden ve yurt dışından çıkan çatlak seslerin ise hiçbir kıymetiharbiyesi yoktur. Ayasofya'nın statüsüyle ilgili nihai karar mercii başkaları değil, Türk milletidir. Bu, bizim iç meselemizdir. Diğer ülkelere de ancak alınan karara saygı göstermek düşer."
Kaynak: