Erdoğan’dan Netanyahu’nun BM Konuşması Sonrası Sert Mesaj: “Savaş Suçlularının Yeri Birleşmiş Milletler Kürsüsü Değil”

Erdoğan’dan Netanyahu’nun BM Konuşması Sonrası Sert Mesaj: “Savaş Suçlularının Yeri Birleşmiş Milletler Kürsüsü Değil”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MÜSİAD EXPO Uluslararası Ticaret Fuarı ve 29. Uluslararası İş Forumu’nda yaptığı konuşmada Gazze, İsrail, Birleşmiş Milletler, yapay zekâ, küresel krizler ve Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MÜSİAD EXPO Uluslararası Ticaret Fuarı ve 29. Uluslararası İş Forumu’nda yaptığı konuşmada Gazze, İsrail, Birleşmiş Milletler, yapay zekâ, küresel krizler ve Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun BM Genel Kurulundaki konuşması sırasında bazı diplomatik heyetlerin salonu terk etmesini değerlendiren Erdoğan, “Diplomatik heyetlerin salonu terk ederek sergiledikleri ilkeli tavır, soykırım şebekesinin yüzüne adeta bir tokat gibi inmiştir” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’dan BM’deki Protestoya Dikkat Çeken Sözler

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen MÜSİAD EXPO Uluslararası Ticaret Fuarı ve 29. Uluslararası İş Forumu’nda konuştu.

Erdoğan’ın gündeminde ekonomi ve iş dünyasının yanı sıra yapay zekâdaki dönüşüm, bölgesel krizler, Gazze’deki gelişmeler ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda yaşananlar vardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun BM Genel Kurulundaki konuşması sırasında bazı diplomatik heyetlerin salonu terk etmesini değerlendirirken bu tavrı desteklediğini ifade etti.

“Soykırım Şebekesinin Yüzüne Adeta Bir Tokat Gibi İnmiştir”

Erdoğan, Filistin halkının yalnız olmadığını savunarak BM Genel Kurulunda yaşanan protestoya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Biz şahsen son nefesimize kadar adalet mücadelesi içinde olacağız. Türkiye ve Türk milleti aynı şekilde bunun mücadelesi içinde olacak. Hangi dinden, kültürden, kökenden olursa olsun adalete inananlar bunun mücadelesi içinde olacak. Filistin halkı yalnız değildir, asla sahipsiz değildir. Gazzeli kardeşlerimiz hak ve adalet arayışlarında tek başına değildir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu bu gerçeği bir kez daha teyit etmiştir. İnsanlık İttifakı'nın temsilcisi olarak Genel Kurul, savaş suçlularına hak ettikleri cevabı vermiştir. Diplomatik heyetlerin salonu terk ederek sergiledikleri ilkeli tavır, soykırım şebekesinin yüzüne adeta bir tokat gibi inmiştir.”

Erdoğan’ın “soykırım şebekesi” ifadesi, İsrail yönetimine yönelik kendi siyasi nitelendirmesi olarak konuşmasında yer aldı.

“Savaş Suçlularının Yeri Mahkeme Salonları”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının İsrail ve Gazze’ye ilişkin bölümünde Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında verdiği yakalama kararına da değindi.

Erdoğan şu ifadeleri kullandı:

“Uluslararası Ceza Mahkemesinin hakkında yakalama kararı verdiği savaş suçlularının yeri Birleşmiş Milletler kürsüsü değil, işledikleri cinayetlerin, döktükleri kanların hesabını verecekleri mahkeme salonlarıdır.”

UCM’nin yakalama kararı, bir mahkûmiyet hükmü değil; mahkemenin yargılama sürecine ilişkin hukuki bir kararı niteliğinde.

Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

“İnşallah o günler de mutlaka gelecektir. Henüz 6 yaşındayken ailesiyle birlikte 335 kurşunla vahşice şehit edilen Hind Receb yavrumuzun hesabı hukuk önünde sorulacaktır. Yemek kuyruklarında, kuvözlerde, camilerde, okullarda, hastanelerde göz göre göre katledilen sivillerin hesabı elbette adalete verilecektir. Eğer soykırım yapanlar adalete hesap vermezse, eğer bunlardan hukuk önünde, tarih önünde hesap sorulmazsa aynı vahşet tekrar yaşanacak, aynı insani trajediyle biliniz ki çocuklarımız da karşılaşacak.”

“Ne Yaparlarsa Yapsınlar, Geri Adım Atmayacağız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail yönetimine yönelik eleştirilerini sürdürürken Türkiye’nin Gazze konusundaki tutumunun değişmeyeceğini söyledi.

Erdoğan konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Gazze'de, Lübnan'da on binlerce masumu katleden soykırımcı caniler bizim gerçekleri yüzlerine vurmamızdan rahatsız olsalar da hamdolsun biz bir kez daha doğru olanı, doğru bildiklerimizi cesaretle dile getirdik. Bundan sonra da hakkın hatırını yere düşürmeyecek; dilimiz döndüğü, gücümüz yettiği kadar hakikatleri anlatmaya, mazlum ve mağdurların sesi olmaya inşallah devam edeceğiz. Daha önce söyledim, bugün bir kez daha söylüyorum: Kendisini seçilmiş zanneden, kendisini diğer tüm insanlardan üstün gören; insafı, vicdanı, ahlakı, ilkesi olmayan işgalci Siyonist zihniyetin maskesini indirmekte kararlıyız. Ne yaparlarsa yapsınlar, geri adım atmayacağız.”

Buradaki “soykırımcı caniler” ve “işgalci Siyonist zihniyet” ifadeleri de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında kullandığı siyasi nitelendirmeler olarak aktarıldı.

Türkiye’nin Tutumunu Anlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Filistin politikasını sürdürmekte kararlı olduğunu belirtirken, BM Genel Kurulunda İsrail yönetimine tepki gösteren ülke ve liderleri de tebrik etti.

Erdoğan şöyle konuştu:

“Şahsımızı ve ülkemizi alakasız iddialarla hedef koymalarının sebebi işte budur. Türkiye; vicdanlı, onurlu, ahlaklı ve yürekli duruşuyla hem mazlumlara umut olmuş hem de diğer ülkelere cesaret aşılamıştır. Genel Kurul salonunda ve kürsüsünde insanlığın müşterek vicdanına tercüman olan tüm ülkeleri ve liderleri gönülden tebrik ediyorum. Türkiye olarak ne pahasına olursa olsun zalimin karşısında, mazlumun yanında durmaya devam edeceğimizin bilinmesini istiyorum.”

Bu sözlerle Erdoğan, BM Genel Kurulunda yaşanan protestoyu Türkiye’nin Gazze konusundaki diplomatik yaklaşımı çerçevesinde değerlendirdi.

Küresel Sistem İçin “Kriz Fırtınası” Benzetmesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının bir diğer önemli bölümünü küresel sistem ve Türkiye’nin yakın çevresinde yaşanan gelişmeler oluşturdu.

Dünyada uluslararası sorunların diplomatik yöntemlerden giderek uzaklaştığını savunan Erdoğan, Türkiye’nin bulunduğu coğrafyayı “kriz fırtınası” ifadesiyle tanımladı.

Erdoğan şunları söyledi:

“Kıymetli kardeşlerim, değerli iş insanlarımız; küresel sistemin hem meşruiyet hem temsil hem de adalet boyutlarıyla çıkmaza girdiği günlerden geçiyoruz. Bilhassa ülkemizin merkezin de yer aldığı coğrafya, tabiri caizse tam bir kriz fırtınası yaşıyor. Ticaretten enerji arzına, gıda güvenliğinden ekonomik yaptırımlara pek çok alanda bu fırtınanın etkilerine hepimiz az ya da çok maruz kalıyoruz.”

Erdoğan, uluslararası ilişkilerde güç kullanımının arttığı görüşünü de şu sözlerle ifade etti:

“Yakın geçmişte fikir teatileriyle çözülen meseleler, bugün füze ve dron teatileriyle çözülmeye çalışılmaktadır. Gücü gücü yetene düzeni ilk defa bu kadar uluslararası ilişkilere damga vurmaktadır.”

Filistin’den İran’a Birçok Bölgeyi Saydı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulunda yaptığı konuşmayı hatırlatarak farklı coğrafyalardaki krizlere ilişkin yaklaşımını anlattı.

Erdoğan:

“Birleşmiş Milletler 81. Genel Kuruluna hitabımda bu soruna özellikle dikkat çektim. Filistin'den Yemen'e, Sudan'dan Somali'ye, Arakan'dan İran'a, içerisinde özellikle barışın, adaletin, sağduyunun yer almadığı hiçbir reçetenin sahada karşılığı olmadığını ifade ettik.”

sözleriyle barış, adalet ve sağduyu vurgusu yaptı.

Yapay Zekâ İçin Kritik Uyarı

MÜSİAD programının ana gündemlerinden biri de yapay zekâ ve teknolojik dönüşüm oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapay zekânın sağlık, eğitim, bilişim, ulaşım, tarım ve ekonomi gibi çok sayıda alanda önemli değişiklikler yarattığını belirtti.

Erdoğan, teknolojik gelişmelerin üretim ve tüketim süreçlerini değiştirdiğini söyleyerek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Kıymetli misafirler, insanlık tarihine şöyle bir baktığımızda şunu hepimiz çok net görüyoruz: Bazı kritik eşikler vardır ki bir defa aşıldığında artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Son yıllarda yapay zekâ başta olmak üzere teknolojide yaşadığımız devrim niteliğindeki dönüşüm bunlardan biridir. Avantajlarını sağlıktan eğitime, bilişimden ulaşıma, tarımdan ekonomiye her alanda hissettiğimiz yapay zekâ hem bireysel hem de iş hayatımızı yeniden şekillendiriyor. Gün geçtikçe gelişen yapay zekâ modelleri ve robotik teknolojiler üretim ve tüketim süreçlerini doğrudan etkiliyor. Şurası bir gerçek ki reel sektör yapay zekânın imkânlarını ne kadar kullanıyorsa girişimci, sanayici, yatırımcı da bu yeniliklerden o kadar istifade ediyor.”

“İnsan Faktörüne Gerekli Önemi Vermezseniz...”

Erdoğan, yapay zekâ teknolojilerinin sunduğu imkânların yanında ortaya çıkabilecek risklere de değindi.

Teknolojik gelişmenin insan merkezli yürütülmesi gerektiğini savunan Erdoğan, şu uyarıda bulundu:

“Burada dikkatlerden kaçmaması gereken asıl tehlike şudur: Yapay zekâyı geliştirirken insan faktörüne gerekli önemi vermezseniz arzu ettiğinizin tam tersi neticelerle karşılaşabilirsiniz. İnsanı insan yapan değerleri, aileyi, toplumu, millî ve manevi hasletlerinizi korumazsanız; iş ahlakınızı saf dışı bırakıp rekabeti, ne pahasına olursa olsun galip gelmeyi merkeze koyarsanız geliştirdiğiniz yazılım ve algoritmalar, tüm bu teknolojiler fayda değil tam aksine zarar getirir; Allah muhafaza geniş çaplı bir yıkıma sebebiyet verir.”

Cumhurbaşkanı, konunun kamu yönetiminden özel sektöre, akademiden sivil toplum kuruluşlarına kadar geniş bir çerçevede ele alınması gerektiğini söyledi.

Ahilik Kültürüne Dikkat Çekti

Erdoğan, yapay zekâ ile iş dünyası arasındaki ilişkiyi değerlendirirken Ahilik kültürünü de gündeme getirdi.

Cumhurbaşkanı şu ifadeleri kullandı:

“Tam da bu yüzden kamu yönetiminden özel sektöre, akademiden iş dünyası ve sivil topluma bu konuların derinlikli bir şekilde ele alınması gerekiyor. Hele ki Ahilik gibi köklü bir kültürün mirasçıları olarak bizim böyle bir meseleye duyarsız kalmamız zaten düşünülemez.”

Erdoğan ayrıca ekonomik ve ticari ilişkilerin temel değerler ışığında sürekli gözden geçirilmesi gerektiğini belirterek 29. Uluslararası İş Forumu’nun “Yapay Zekâ Çağında İnsanın ve İş Dünyasının Dönüşümü” başlığıyla düzenlenmesini önemli bulduğunu ifade etti.

MÜSİAD’ın Üye ve İstihdam Rakamlarını Paylaştı

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının başlangıcında MÜSİAD’ın faaliyetlerine geniş yer ayırdı.

Erdoğan, kuruluşun yurt içi ve yurt dışındaki faaliyetlerine ilişkin rakamları şöyle aktardı:

“Şu hususu özellikle ifade etmek isterim. Türkiye'nin ekonomik ve ticari potansiyelini dünya ile buluşturan MÜSİAD; yurt içi ve yurt dışındaki 14 binden fazla üyesiyle 60 bin işletmeyi temsil ediyor. Yaklaşık 3 milyon kişiyi istihdam ediyor. Ülkemizin yanı sıra dünyanın 84 ülkesindeki 184 şube ve temsilcilikle geniş yelpazedeki faaliyetlerini güçlü bir şekilde sürdürüyor. İş dünyasının görüş, öneri ve beklentilerini samimiyetle aktarmaya devam eden MÜSİAD'ımızı kutluyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.”

MÜSİAD EXPO İçin Ticaret ve Yatırım Vurgusu

Erdoğan, iki yılda bir gerçekleştirilen MÜSİAD EXPO’nun Türkiye’deki firmaların yeni pazarlara ulaşması bakımından önemli bir işlev gördüğünü söyledi.

Cumhurbaşkanı konuşmasında:

“İki yılda bir düzenlenen MÜSİAD Expo fuarlarımız ise Türkiye'nin üretim, ihracat ve yatırım kapasitesini küresel iş dünyasıyla bir araya getiren, firmalarımızın yeni pazarlara, yeni coğrafyalara erişimini kolaylaştıran, en önemlisi de Türkiye merkezli yeni ticari iş birliklerinin geliştirilmesine katkı sunan yapısıyla maşallah her seferinde göğsümüzü kabartıyor. Fuara ilgi ve katılımın bu yıl da fazlasıyla yüksek olduğunu memnuniyetle öğrendim. MÜSİAD Expo'nun bir fuar olmanın ötesine geçerek uluslararası ticaret, yatırım, iş diplomasisi platformu haline dönüşmesinden ülkemiz adına gurur duyuyorum.”

ifadelerini kullandı.

Ekonomi Politikası İçin Dört Başlık Saydı

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının ekonomi bölümünde, Türkiye’nin çevresindeki istikrarsızlıklara ve küresel ekonomik şoklara rağmen hükûmetin ekonomi programını sürdürdüğünü belirtti.

Erdoğan, ekonomi politikasının temel başlıklarını üretim, yatırım, istihdam ve ihracat olarak sıraladı.

Cumhurbaşkanı şu ifadeleri kullandı:

“Aziz kardeşlerim, kıymetli misafirler; bir yandan hem bölgemize hem de insanlığa umut olacak hakkaniyetli çözümleri savunurken diğer yandan ülkemizi bu risk ve tehdit ortamından uzak tutacak politikaları kararlılıkla hayata geçiriyoruz. Küresel ekonominin şoklarla boğuştuğu bu dönemde Türkiye'yi büyüme ve istikrar rotasında tutmayı başardık. Ekonomi politikamızın dört sütununu, yani üretim, yatırım, istihdam ve ihracatı artırmak için gerektiğinde şartları zorlayarak her türlü adımı attık. Çevremizi saran istikrarsızlığa rağmen iş dünyamızın geleceğe güvenle bakabileceği bir iklimi oluşturmak için ne gerekiyorsa yaptık ve yapıyoruz.”