Gazze saldırılarında yeni tanıklıklar! Sivillerin bulunduğu binalar hedef alınmış
İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ndeki saldırılarına ilişkin dört askerin anlattıkları, sivillerin korunmasına yönelik uygulamaları yeniden gündeme taşıdı.
İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ndeki saldırılarına ilişkin dört askerin anlattıkları, sivillerin korunmasına yönelik uygulamaları yeniden gündeme taşıdı. Kimlikleri gizli tutulan askerler, bazı binaların tahliye yapılmadan bombalandığını ve Cibaliya Mülteci Kampı'na düzenlenen saldırı öncesinde yüzlerce kişinin ölebileceğinin hesaplandığını öne sürdü. Tanıklıklarda, saldırılara verilen onaylar ve hedef belirleme süreçlerine ilişkin ayrıntılar da yer aldı.
İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nde gerçekleştirdiği saldırılara ilişkin dört askerin açıklamaları gündeme geldi. İsrail'in Haaretz gazetesine konuşan ve kimlikleri açıklanmayan askerler, sivillerin bulunduğu bazı binaların tahliye edilmeden hedef alındığını iddia etti. Askeri istihbarat ve insansız hava aracı birimlerinde görev yaptıkları belirtilen askerler, operasyonlarda sivil kayıplarının önceden değerlendirildiğini anlattı.
Tanıklıklarda özellikle 31 Ekim 2023 tarihinde Gazze'nin kuzeyindeki Cibaliya Mülteci Kampı'na düzenlenen saldırıya ilişkin iddialar öne çıktı. Askerlerden biri, saldırı öncesinde 250 ila 300 kişinin hayatını kaybedebileceğinin hesaplandığını söyledi. Bir başka asker ise hedef alınan binalarda siviller bulunduğunun bilindiğini ileri sürdü.
İsrailli dört asker Gazze'deki saldırıları anlattı
Haaretz'e konuşan dört asker, kimliklerinin gizli tutulması koşuluyla İsrail ordusunun Gazze'deki operasyonlarına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Askeri İstihbarat Dairesi'nde görev yaptığı belirtilen A. kod adlı asker, Ekim 2023'te Hamas mensuplarının konumlarını belirlemeye yönelik çalışmaların başlangıçta oldukça sınırlı bilgilerle yürütüldüğünü anlattı.
Operasyonların ilerleyen dönemlerinde hedef belirleme kriterlerinin değiştiğini savunan asker, çatışmalara katılmayan sivillerin ölümüne ilişkin kabul edilen risk sınırlarının genişletildiğini öne sürdü.
Askerlerin anlatımlarına göre bazı saldırılarda binalarda sivillerin bulunduğu biliniyor, ancak hedef alınan alanlarda önceden tahliye gerçekleştirilmiyordu.
Cibaliya saldırısında 300 kişinin ölebileceği hesaplandı iddiası
Tanıklıkların en dikkat çeken bölümü, 31 Ekim 2023'te Cibaliya Mülteci Kampı'na düzenlenen saldırıyla ilgili oldu.
D. kod adlı asker, saldırının hedefinde İzzeddin el-Kassam Tugayları komutanlarından İbrahim Bivari'nin bulunduğunu anlattı. Bivari'nin yer altında olduğunun bilindiğini ancak kesin konumunun tespit edilemediğini ileri sürdü.
Askerin anlatımına göre, içinde insanların yaşadığı binalar hedef olarak belirlendi ve saldırı öncesinde tahliye yapılmadı.
A. kod adlı asker ise operasyon öncesinde hazırlanan istihbarat değerlendirmelerinde 250 ila 300 kişinin ölebileceğinin hesaplandığını iddia etti.
Bu sayının saldırıdan önce değerlendirildiğini belirten asker, yüksek sivil kaybı riski nedeniyle onay sürecinin üst komuta kademesine taşındığını söyledi.
Saldırı onayının Genelkurmay Başkanı'na iletildiği öne sürüldü
A. kod adlı asker, Cibaliya'daki operasyonun olası sonuçlarının saldırıdan önce değerlendirildiğini ifade etti.
250 ila 300 kişinin hayatını kaybedebileceği yönündeki hesaplama nedeniyle saldırı onayının doğrudan Genelkurmay Başkanı'na iletildiğini öne sürdü.
Asker, operasyonun ardından yaklaşık 250 sivilin öldüğünün anlaşıldığını iddia etti.
Saldırıya ilişkin bu sayılar, haberde aktarılan asker tanıklıklarına dayanıyor. İfadeler, operasyon öncesinde yapılan risk değerlendirmelerinin ve saldırı kararlarının nasıl alındığına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
“20 sivilin ölüm riski için ayrıca onay alınmıyordu”
İsrail ordusunun insansız hava aracı biriminde görev yaptığı belirtilen B. kod adlı asker de saldırıların onay süreçleri hakkında konuştu.
B. kod adlı asker, yaklaşık 20 Filistinli sivilin ölebileceği veya yaralanabileceği saldırılarda üst makamlardan ayrıca onay alınmadığını ileri sürdü.
Bu açıklama, bazı operasyonların sivil kayıp riski bulunmasına rağmen daha üst düzey bir onay sürecine gönderilmeden gerçekleştirildiği iddiasını gündeme getirdi.
Askerin anlattıkları, Gazze'deki hava saldırılarında kullanılan hedef belirleme ve karar alma yöntemlerine ilişkin diğer tanıklıklarla birlikte aktarıldı.
Gazze'de sivillerin evlerinde kaldığı biliniyordu
Askeri İstihbarat Dairesi'nde görevli C. kod adlı asker ise kara operasyonları öncesindeki nüfus değerlendirmelerine ilişkin bilgi verdi.
C., yapılan incelemelerde Gazze'deki nüfusun yaklaşık yüzde 25'inin hâlâ evlerinde bulunduğunun tespit edildiğini söyledi.
Bölgede kalan sivillerin durumunu sorduklarını anlatan asker, kendilerine bu kişilerin sahadaki birliklerin hedefi olduğunun söylendiğini iddia etti.
Bu tanıklık, saldırıların gerçekleştirildiği bölgelerde sivillerin bulunup bulunmadığına ilişkin bilgilerin askeri birimler tarafından nasıl değerlendirildiği sorusunu gündeme taşıdı.
Askerlerin ifadeleri tahliye açıklamalarıyla çelişti
İsrailli askerlerin aktardıkları, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve ordu yetkililerinin sivillerin korunmasına ilişkin daha önce yaptığı açıklamalarla farklılık gösterdi.
İsrailli yetkililer, Gazze'deki saldırılar öncesinde sivillere tahliye uyarıları yapıldığını savunmuştu. Ancak dört askerin tanıklıklarında, bazı hedeflerde tahliye yapılmadan saldırı gerçekleştirildiği öne sürüldü.
Haaretz, askerlerin ifadelerinin yüksek sivil kayıplarının yalnızca istihbarat hatalarıyla açıklanamayacağına ve operasyonel kararların da bu kayıplarda etkili olabileceğine işaret ettiğini aktardı.
Gazze'deki can kaybının 74 bini aştığı bildirildi
Gazze Şeridi'nde Ekim 2023'ten bu yana devam eden çatışma ve saldırıların yol açtığı can kaybına ilişkin veriler de haberde yer aldı.
Aktarılan rakamlara göre Gazze'de 74 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti, 175 binden fazla kişi yaralandı.
10 Ekim 2025 tarihinde yürürlüğe giren ateşkese rağmen bölgede İsrail ordusunun saldırılarının sürdüğü belirtildi.
İsrailli dört askerin açıklamaları ise özellikle Cibaliya Mülteci Kampı saldırısında öngörülen sivil kayıpları, tahliye uygulamaları ve askeri onay süreçlerine ilişkin iddiaları yeniden gündeme getirdi.