İBB Davası'nda “Yüzde 10'luk Pay” İddiası! Eyüp Subaşı: “Ben Ticari Mağdurum”
Kamuoyunda İBB Davası olarak bilinen yargılamanın 77. duruşmasında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan tutuksuz sanık Eyüp Subaşı, iş ilişkileri, reklam alanlarının devri ve para taleplerine ilişkin dikkat çeken iddialarda bulundu.
Kamuoyunda İBB Davası olarak bilinen yargılamanın 77. duruşmasında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan tutuksuz sanık Eyüp Subaşı, iş ilişkileri, reklam alanlarının devri ve para taleplerine ilişkin dikkat çeken iddialarda bulundu. Subaşı, Fatih Keleş'e alınacak işler karşılığında talep edildiğini söylediği payı Florya'daki başkanlık konutunda ve Mermerciler'deki iş yerinde birkaç kez nakit verdiğini, Ertan Yıldız için talep edildiğini öne sürdüğü paraları ise Mahmut Coşkun isimli kişiye ulaştırdığını iddia etti. Subaşı örgüt üyeliği suçlamasını reddederek kendisini “ticari mağdur” olarak tanımladı ve beraatini talep etti.
İBB Davası'nın 77. Duruşmasında Eyüp Subaşı Savunma Yaptı
Görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 51'i tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB Davası'nın 77. duruşması görüldü.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki duruşma salonunda görülen davada, Popüler Reklam Yayıncılık ve Genç Popülist Medya Planlama Organizasyon şirketinin sahibi tutuksuz sanık Eyüp Subaşı savunmasını yaptı.
Sektörde “Salih Subaşı” ismiyle de tanındığını belirten Subaşı, savunmasının başlangıcında yaklaşık 30 yıllık ticari geçmişinden söz etti.
Subaşı, belediyeyle olan ticari ilişkisinin mesleki geçmişinden kaynaklandığını savunarak şu ifadeyi kullandı:
"Ben belediyeye çalışmaya başladıktan sonra reklamcı olmadım, ben reklamcı olduğum için belediyeyle çalıştım"
Eyüp Subaşı Kendisini “Ticari Mağdur” Olarak Tanımladı
Hakkındaki suçlamalara karşı çıkan Subaşı, davada sanık olarak değil “ticari mağdur” olarak değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Panofect Medya ve Genç Popülist Medya şirketleri üzerinden altı ayrı eylem nedeniyle yargılandığını belirten Subaşı, kendisine yöneltilen isnatların önemli bir bölümünün gerçeği yansıtmadığını ileri sürdü.
Subaşı'nın savunmasındaki temel iddialardan biri, belediyeyle gerçekleştirdiği ticari faaliyetlerde kamu zararına neden olmadığı, aksine kamuya yüksek miktarda ödeme yaptığı yönündeydi.
“Kamudan Para Alan Değil, Kamuya Para Ödeyen Taraf Biziz”
Subaşı, Panofect Medya'nın kamu kaynağından herhangi bir destek almadan kendi sermayesiyle kurulduğunu söyledi.
Şirketin dijital ekranlar ve metro reklam alanlarına 20 milyon doların üzerinde yatırım yaptığını belirten Subaşı, Kültür A.Ş. ve belediyeye bugüne kadar toplam 682 milyon lira kira ödediklerini ifade etti.
Kamu zararı oluşturduğu yönündeki iddiaları kabul etmeyen Subaşı, ecrimisil yönteminin devam etmesi halinde kamunun elde ettiği gelirin çok daha düşük olacağını savundu:
"Ecrimisil usulüyle devam edilseydi kamu bu gelirin ancak beşte birini elde edecekti"
Pandemi Dönemindeki Kira Muafiyetini Anlattı
Eyüp Subaşı savunmasında pandemi dönemindeki kira uygulamalarına da değindi.
Diğer firmalara Bakanlar Kurulu kararnamesi kapsamında 90 günlük kira muafiyeti tanındığını, kendisine ise yalnızca 49 günlük muafiyet uygulandığını iddia etti.
Subaşı ayrıca 2024 yılında 47 milyon liralık ecrimisil cezasıyla karşı karşıya kaldığını belirtti.
Yaşadığını öne sürdüğü süreci şu sözlerle sorguladı:
"En yüksek kira teklifini veren biz, en çok kirayı ödeyen biz, en az muafiyeti gören biziz. Bu tablo nasıl bir örgütsel kayrılmanın göstergesi olabilir?"
Dijital Ekranların Devriyle İlgili İddialar
Duruşmada öne çıkan başlıklardan biri de Subaşı'nın yatırım yaptığı dijital reklam ekranlarının daha sonra elinden alındığı yönündeki iddiası oldu.
Subaşı'nın anlatımına göre önce Mermerciler Sanayi Sitesi'nde Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz ile, daha sonra İBB'nin Sütlüce'deki iletişim çadırında Murat Ongun ile görüşmeler gerçekleştirildi.
Subaşı, bu görüşmelerde kendisinden dijital reklam ekranlarını Reklamist firmasına devretmesinin veya şirketle ortaklık kurmasının istendiğini öne sürdü.
Fatih Keleş'in kendisine şu ifadeyi kullandığını aktardı:
"Bundan sonra bu mecralarla ilgili çalışmayı Murat Ongun yönetecek, ya onu ortak edeceksin ya da devredeceksin"
“Sistematik Bir Yıldırma” İddiasında Bulundu
Subaşı, söz konusu teklifi kabul etmediğini, bunun ardından bazı reklam alanlarının indirildiğini öne sürdü.
Yaşananları “sistematik bir yıldırma ve anlaşmaya zorlama” olarak değerlendirdiğini belirten Subaşı, reklam alanlarının devri için başlangıçta şifahen 75 milyon liranın üzerinde anlaşmaya varıldığını söyledi.
Ancak bu bedelin daha sonra Murat Ongun'un yönlendirmesiyle 46 milyon liraya indirildiğini ve söz konusu tutarın Kültür A.Ş.'ye olan borcuna mahsup edildiğini iddia etti.
Subaşı, alanların sonraki süreçte Kent Vizyon'a geçtiğini belirterek şu ifadeyi kullandı:
"Devrettiğimiz alanlar kısa süre sonra İLBAK'ların şirketi Kent Vizyon'a geçti. Kendime sadece şunu sordum: Madem sonunda onlara verilecekti, neden benden alındı?"
Bu anlatımlar Subaşı'nın mahkemedeki iddiaları olup, adı geçen kişiler açısından kesinleşmiş bir hüküm niteliği taşımıyor.
Galatasaray Stadı Karşısındaki Bina İçin de İddiada Bulundu
Subaşı, benzer bir durumun Galatasaray Stadı karşısındaki cam cepheli binanın reklam haklarında da yaşandığını ileri sürdü.
Tam reklam anlaşması yaptığı sırada izinlerinin ve kira sözleşmesinin iptal edildiğini belirten Subaşı, bu gelişmenin kendisine Murat Ongun tarafından telefonla bildirildiğini iddia etti.
Subaşı bu süreci de ticari faaliyetlerinin engellendiği yönündeki savunmasının parçalarından biri olarak mahkemeye anlattı.
Kanopi Projesinde 20 Milyon Liralık Talep İddiası
Savunmanın dikkat çeken bölümlerinden biri metro girişlerine üst örtü, yani kanopi yapılmasına ilişkin proje oldu.
Subaşı, kendi reklam mecrasını genişleteceğini ve sektöre katkı sağlayacağını düşündüğü için projeye olumlu yaklaştığını söyledi.
İşin kendi şirketine verilmesinin ardından ise Ertan Yıldız'ın 20 milyon lira talep ettiğini öne sürdü.
Subaşı'nın iddiasına göre söz konusu para doğrudan Ertan Yıldız'a verilmedi.
5 Milyon, 5 Milyon ve 10 Milyon Liralık Üç Ödeme İddiası
Eyüp Subaşı, Ertan Yıldız tarafından yönlendirildiğini ileri sürdüğü “Mahmut” isimli kişiye üç ayrı ödeme yaptığını söyledi.
Bu ödemelerin 5 milyon lira, 5 milyon lira ve 10 milyon lira olmak üzere toplam 20 milyon liraya ulaştığını belirtti.
Subaşı daha sonraki ifadesinde bu kişinin soyadının Coşkun olduğunu aktardı.
Yaşananları gönüllü bir ödeme ilişkisi olarak görmediğini savunan Subaşı şu ifadeyi kullandı:
"Bu gönüllü bir menfaat ilişkisi değil, işimi sürdürebilmek için maruz kaldığım bir irtikap mağduriyetidir"
Subaşı ayrıca kanopi projesinin yatırımının henüz karşılığını vermediği dönemde, 19 Mart süreciyle birlikte sözleşmenin iptal edildiğini söyledi.
“Yüzde 10'luk Pay” İddiası
Eyüp Subaşı, Genç Popülist Medya üzerinden gerçekleştirilen üretim ve baskı işlerine ilişkin de mahkemede ayrıntılı açıklamalarda bulundu.
Şirketin 2014 yılında kurulduğunu belirten Subaşı, 2014 ve 2019 seçimlerinde Ekrem İmamoğlu'nun kampanyasına dijital baskı ve duvar giydirme hizmeti verdiklerini ifade etti.
Kültür A.Ş. ile yapılan ihalelerin iddianamede tek bir iş olarak ele alındığını, ancak gerçekte üç ayrı iş kaleminin bulunduğunu savundu.
Yaklaşık 14 aylık süreçte Kültür A.Ş.'ye 31 milyon 357 bin lira artı KDV fatura kestiklerini, tedarikçilere ise 31 milyon 142 bin lira ödeme yaptıklarını söyledi.
Bu rakamları gerekçe göstererek "ortada astronomik bir kâr yok" dedi.
Fatih Keleş'e Para Verdiğini İddia Etti
Subaşı'nın savunmasında öne çıkan iddialardan biri de aldığı işler karşılığında kazancının belirli bir bölümünün kendisinden talep edildiği yönündeydi.
Subaşı, kazancın yüzde 10'unu Fatih Keleş'e vermesinin istendiğini öne sürdü.
Başlangıçta bu talebe şaşırdığını belirten Subaşı, pandemi döneminde ticari faaliyetlerinin durma noktasına gelmesi nedeniyle bu duruma “maruz ve mecbur” kaldığını savundu.
“Florya'daki Başkanlık Konutunda Elden Verdim”
Duruşma savcısının sorularını yanıtlayan Eyüp Subaşı, Fatih Keleş'e alınacak işler karşılığında talep edildiğini ileri sürdüğü payı nakit olarak verdiğini söyledi.
Subaşı, söz konusu ödemeleri Florya'daki başkanlık konutunda ve Mermerciler'deki iş yerinde birkaç kez yaptığını belirtti.
Savunmanın en dikkat çekici bölümlerinden birini oluşturan bu anlatım, Subaşı'nın iddiası niteliğinde.
Ertan Yıldız İçin Mahmut Coşkun İddiası
Subaşı, Ertan Yıldız'a yönelik olduğunu belirttiği ödemeler konusunda da önceki anlatımını sürdürdü.
Paraları doğrudan Ertan Yıldız'a vermediğini söyleyen Subaşı, Mahmut Coşkun isimli bir kişiye elden teslim ettiğini ileri sürdü.
Ayrıca Fatih Keleş ve Murat Ongun'un zaman zaman kendisine şu soruyu yönelttiğini aktardı:
"Ertan'a verilen para tamamlandı mı"
Subaşı'nın Fatih Keleş, Murat Ongun, Ertan Yıldız ve Mahmut Coşkun hakkındaki bu anlatımları yargılama kapsamındaki beyan ve iddialardır.
Mahkeme Başkanı “Sistem” İfadesini Sordu
Duruşmada mahkeme başkanı, Subaşı'nın önceki ifadelerinde sık sık kullandığı “sistem” sözcüğünün ne anlama geldiğini de sordu.
Subaşı, söz konusu ifadeyi kendisinin ortaya çıkarmadığını ve danışmanlardan duyduğunu söyledi.
Ardından kendi bakış açısıyla bu kavramı neden kullandığını şöyle anlattı:
"Fatih Keleş bir talepte bulunabiliyorsa, Ertan Yıldız bir talepte bulunabiliyorsa ya da kurduğum ekranlara yönelik bir yönlendirme varsa, bunu sistematik bir olgu olarak algılıyorum. Sistem müsaade etmediği müddetçe iş yapamaz hale geliyorsunuz"
Örgüt Üyeliği Suçlamasını Reddetti
Eyüp Subaşı, etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadelerin arkasında olduğunu söylerken, bu beyanların “örgüt üyeliği” olarak değerlendirilmesine karşı çıktı.
Subaşı, kendisine yönelik uygulandığını iddia ettiği ticari baskıların örgüt üyeliği suçlamasıyla bağdaşmadığını savundu.
Mahkemedeki savunmasında şu ifadeleri kullandı:
"Ben nasıl bir örgüt üyesi olabilirim ki, iddiaya göre örgüt yöneticim benim 10 yıllık aldığım ihaleyi başka firmaya verdirmek için bana sistematik baskı uyguluyor, reklam yerlerimi indiriyor. Bir örgüt yöneticisinin kendi üyesinin zarar etmesini istemesi, örgüt menfaat birlikteliğine tamamen aykırıdır"
Subaşı, kendisinin bu dosyada örgüt üyesi değil “ticari mağdur” olduğunu savunmayı sürdürdü.
19 Mart Sabahını Mahkemede Anlattı
Savunmasının ilerleyen bölümünde Subaşı, 19 Mart'ta yaşanan gözaltı sürecinin kendisi ve ailesi üzerindeki etkisinden söz etti.
Subaşı, o sabah eşi Gülşah Subaşı ve oğlu Onur Buğra Subaşı ile birlikte Vatan Emniyet Müdürlüğüne götürüldüklerini belirtti.
19 yaşındaki kızının ise o gün küçük kardeşlerine hem ablalık hem de anne-babalık yapmak zorunda kaldığını söyledi.
Subaşı ayrıca şirketlerine kayyum atandığını, dört bölge müdürlüğünün kapandığını ve 150 kişilik ekibinden yalnızca 60 kişinin kaldığını belirtti.
Kendisi ve Ailesi İçin Beraat İstedi
Subaşı, savunmasının sonunda kendisine yöneltilen örgüt üyeliği ve kamu zararı iddialarını bir kez daha reddetti.
Konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
"Ben asla herhangi bir örgütün üyesi değilim, kamu zararına sebep olmadım, aksine kamuya yarar sağladım"
Subaşı mahkemeden kendisinin, eşi Gülşah Subaşı'nın ve oğlu Onur Buğra Subaşı'nın beraatine karar verilmesini istedi.
Ayrıca şirketlerine yönelik kayyum tedbirinin kaldırılmasını, hesap blokelerinin ve diğer adli tedbirlerin sona erdirilmesini talep etti.
Önceki İfadeleri Mahkemede Soruldu
Savunmanın ardından mahkeme başkanı, Subaşı'nın 16 Mayıs, 28 Mayıs ve 21 Ağustos 2025 tarihlerinde verdiği önceki ifadelerde yer alan bazı bölümlerin açıklığa kavuşturulmasını istedi.
Subaşı, önceki ifadelerinde kullandığı şu sözlerini doğruladı:
"Murat Ongun sisteme düzenli gelir sağlayan bir mekanizma kurmuş oldu"
Subaşı, önceki beyanlarında yer alan bir başka ifadeyi de doğruladı:
"Ekrem İmamoğlu'nun danışmanları ve usulsüz işler içindeki belediye bürokratları sistem denen oluşumun içindedir"
Bunlar Subaşı'nın soruşturma ve yargılama kapsamındaki beyanları olup, adı geçen kişiler hakkındaki suçlamaların hukuken kesinleştiği anlamına gelmiyor.
İmamoğlu'nun Bilgisi Dahilinde Olduğu İddiası
Eyüp Subaşı, Reklamist firmasıyla ilgili görüşmelerin Tuncay Yılmaz'ın araya girmesiyle devam ettiğini söyledi.
Subaşı'nın anlatımına göre Tuncay Yılmaz'a sürecin Ekrem İmamoğlu'nun bilgisi dahilinde olup olmadığını sordu.
Yılmaz'ın kendisine şu yanıtı verdiğini aktardı:
"Ekrem Başkan'ın bilgisi dahilinde toplantı yaptık"
Bu ifade de Subaşı'nın mahkemedeki aktarımına dayanıyor; kaynakta Ekrem İmamoğlu'nun bu iddiaya ilişkin yanıtına yer verilmedi.
Kültür A.Ş.'deki Reklam Süreci İçin Murat Ongun İddiası
Duruşma savcısının sorularını yanıtlamaya devam eden Subaşı, ecrimisil bedellerinin belediyenin ilgili birimleri tarafından meclis kararları doğrultusunda belirlendiğini söyledi.
Kendisinin bu süreçte yalnızca ödeme yapan taraf olduğunu savundu.
Subaşı, Kültür A.Ş.'de Serdal Taşkın'ın 2020 yılında görevden ayrılmasının ardından reklam sürecinin Murat Ongun tarafından yönetildiğini öne sürdü.
Murat Ongun'un reklam işlerini Emrah Bağdatlı, organizasyon işlerini ise Barış Kılıç ile yürüttüğünü iddia eden Subaşı, buna karşılık Emrah Bağdatlı ile hiçbir görüşmesinin olmadığını belirtti.
“Hür İrademle İfade Verdim. Herhangi Bir Baskıya Maruz Kalmadım”
Duruşmada Subaşı'ya, diğer bazı sanıkların savunmalarında gündeme getirdiği aile tehdidi ve baskı altında ifade verme iddiaları da soruldu.
Etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadelerin kendi iradesi dışında alınıp alınmadığına ilişkin soruyu yanıtlayan Subaşı, herhangi bir baskıya maruz kalmadığını söyledi.
Subaşı mahkemede şu ifadeyi kullandı:
"Hür irademle verdim. Herhangi bir baskıya maruz kalmadım Sayın Başkan"
Böylece Eyüp Subaşı, etkin pişmanlık kapsamında daha önce verdiği ifadelerin arkasında olduğunu mahkeme huzurunda da belirtirken, örgüt üyeliği suçlamasını reddetti, kendisinin ticari açıdan mağdur edildiğini savundu ve beraat talebinde bulundu.