1. YAZARLAR

  2. ZEHRA BETÜL ÖZSEÇER

  3. KONFOR ALANIMIZDAN AHLAKİ DEĞERLERİMİZE
ZEHRA BETÜL ÖZSEÇER

ZEHRA BETÜL ÖZSEÇER

Yazarın Tüm Yazıları >

KONFOR ALANIMIZDAN AHLAKİ DEĞERLERİMİZE

A+A-

Üç ayaklı olan her şey doğru ve düz durur.

Yusuf Has Hacib

 

Batıda dünyanın düz olduğunun düşünüldüğü zamanlardan yaklaşık 600 yıl önce, düz durmanın kadim bir bilgi olarak tavsiye edildiği bu topraklarda; düz durmanın anlaşılmadığı dönemlerden geçiyoruz. Eğer düz durmak gerekirse; insanoğlu 1000 yıl içinde hiç değişmemiş demek kolaya kaçmak oluyor, çünkü artık tavsiyelerimiz de yepyeni formatlar kazanıyor. Doğruyu yapmaktan çok sonunda elde edeceğimiz kazançlar önceleniyor. Merhamet, adalet, bilgi gibi seçeneklerin arasında bile seçim yaparken en çok konforlu olanı seçiyor olmamız size de bir garip gelmiyor mu? Halbuki gerçek bir adalet hiçbir zaman insanın konfor alanı olmamış, insanlığın konfor alanı olmuştur. Bu yüzden mi ki adaleti kendi konfor alanımıza taşıyarak dejenere ediyoruz? Bilgi; kişiye her zaman farklı sorumluluklar yüklemiş ve hareket alanını bir taraftan genişletirken bir taraftan da kısıtlamıştır tarih boyunca. Bu yüzden mi ki bilgiye hareketimizi kolaylaştıracak yeni alanlar açıyoruz, işimize gelen kısmını alıp diğer açılardan göz ardı ediyoruz. Ne diyordu Hz. Ali “İlim bir nokta idi onu cahiller çoğalttı”. Sözde bilimsel bilgiler tartışılırken pek çok alanın konusu olan bir durumu sadece bir alanın konusuymuş gibi tartışıp üzerinde hak iddia etmiyor muyuz? Doğru ve gerçek bilgiye ulaşma yöntemlerini kendi çıkarlarımıza göre eğip bükmüyor muyuz? Merhamet? Peki ya merhamet?

Geçtiğimiz günlerde ülkemizde ortaya çıkan (çıkartılan) orman yangınlarını sadece merhamete bağlayıp tonlarca yazı yazabiliriz. Evet bazen kelimeler de ağırlık ölçüm birimleri ile ölçülür. Merhamet edilecek o kadar çok şey vardır ki, somutlaşır aslında soyut sandığımız duygularımız. Ağır gelir taşıyamaz oluruz; paylaşır, ağlar, haykırır ya da yazarız. Tüm bu karmaşa içinde merhametin konfor alanının ne olduğunu düşününce; merhametin merhametsizlerin elinde neye dönebileceğini de görüyoruz aslında. Bu içimizi de birlikte yakan orman yangınları merhameti ağızlarına sakız eden merhametsizlerin eylemlerine güzel bir örnek olarak oturuyor zihinlerde. Merhameti en çok merhametsizler kullandığı zaman temkinli olmak gerekiyor demek ki, bunu en iyi bu zamanlarda anlıyoruz. Çünkü bu zamanlarda; merhamet demogojiye ait bir terminoloji, demogoji ise merhamete ait bir konfor alanı olup çıkıyor karşımıza. Merhameti demogojiye alet etmeden merhamet etmek şart.

Elimizi bir dakika mum ateşinde tutamazken tüm geleceğe dönük etkilerinden bağımsız olarak binlerce canlıyı ateşin içinde bırakacak kadar nasıl insanlıktan çıkar insan. Buna göz yuman, bunu örtbas eden, görevini suiistimal eden, durumu provake eden yada manipüle eden de en az yakan kadar sorumlu değil midir? Bu bir zincirdir ve her zincir en zayıf halkası kadar kuvvetlidir.

Biz yakanı bilemeyiz, örtbas edeni bilemeyiz, suiistimal edeni bilemeyiz ama provakasyonlar ve manipülasyonlar kitleler içindir. O yüzden bizim için en zayıf halka provakasyonlar ve manipülasyonlardır. İşte bu noktada kavramlarımıza nedenli sahip çıkmamız gerektiği ile yüzleşiyoruz yeniden. Evet adalet; herkese adil olunduğu takdirde gerçek bir adalet olur ve bilerek ve kasıtlı olarak orman yakan birine adaletle davranmak yeryüzünde mümkün değildir. Bunun hayalini kuran birine bile adaletli davranmak mümkün değildir. Ancak sosyal medya üzerinden fikirlerine beyan eden kişilere adaletli yaklaşıyor olmamız en zayıf halkayı kırabileceğimiz anlamına gelir. Adaletli yaklaşabilmek için bilgiyi doğru kaynaktan edinmek ve merhameti doğru yere kanalize edebilmek gerekli. Gerçek bilgiye ulaştığımız, bilgiyi yayan kişiye tüm duygu ve yaklaşımlarımızdan uzak yaklaştığımız ve merhameti sadece gerçekten gerekli yerlerde gösterdiğimiz sürece üzerimize düşen görevi yapmış oluruz ve en zayıf halkayı kırmış oluruz.

Bu yazımızda adaleti, bilgiyi ve merhameti bir sacayağının 3 ayağı olarak aldık. Üç ayak üzerinde olan hiçbir şey bir tarafa meyletmez; her üçü düz durdukça taht sallanmaz der Yusuf Has Hacip Kutadgu Bilig’de. Kutadgu Bilig; Devlet olma bilgisidir. Devlet kelime anlamı olarak, devrandır, talihtir, servettir, iktidardır. Devlet instir, insandır. Konfor alanımızdan çıkıp temel ahlaki değerlerimize geçerek, kararlarımızın arkasında dimdik ayakta durduğumuz sürece Türkiye Cumhuriyeri Devletimiz baki kalacaktır.

Bilgiyle, adaletle ve merhametle kalın….

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum