Malazgirt; Anadolu’ya Açılan Gedik
1071’de Bizans’la yapılan savaşta Anadolu’nun kapısı Türklere açıldı. Bu savaştan sonra akın akın fetih hareketleri başladı.
1040 Dandanakan Savaşı’ndan sonra Merv şehrinde toplanan kurultayda cihan hâkimiyeti doğrultusunda Selçuklular Anadolu’ya fetih hareketlerine başladı. Bizans imparatoru 4. Romanes Diogenes, artmaya başlayan Türk fetihlerini durdurmak amacıyla çeşitli milletlerden meydana getirdiği bir orduyla 1068’de Selçuklulara karşı harekâta başladı. Ancak kesin bir başarı kazanamadı.
Diogenes, Selçuklu akınlarına karşı gönderdiği komutanlar başarılı olamayınca, sefere bizzat kendisi katılmak üzere Ayasofya Kilisesi’nde düzenlenen büyük bir törenle öncekilerden daha güçlü bir orduyla yola çıktı. Bazı kaynaklarda 600.000’e varan rakamlar verilmekle birlikte 200 bin olduğu tahmin edilen bu ordu Balkanlar’daki Peçenek, Kıpçak, Uz ve Hazar Türkleri ile Alman, Ermeni, Gürcü’den oluşturuldu ve en güçlü silahlarla donatıldı.
Romanos Diogenes’in elçisi Sultan Alparslan’a gelerek imparatorun Menbiç, Ahlat ve Malazgirt’i istediğini bildirdi. Elçiyi sert bir cevapla gönderen Sultan, Doğu Anadolu’ya yöneldi ve bazı yaşlı askerleri terhis etti. Diyarbakır Silvan’da iken imparatorun Malazgirt kalesini ele geçirip halkı kılıçtan geçirdiğini öğrenince Ahlat’a doğru yola çıktı.
200 bin Bizans ordusuna karşılık Selçuklu ordusu aynı ideal uğruna birleşmiş 50.000 askerden ibaretti. Alparslan’ın yanında Artuk, Danişmend, Mengücük, Saltuk, Tutak gibi değerli emirleri bulunuyordu. Ahlat- Malazgirt arasındaki Rahve ovasında karargahını kurdu ve ovayı kontrol altına aldı. Sultan, Bizans ordusunun durumunu tespit etmek için, sözde barış için elçilik heyeti gönderdi. İmparator, Alparslan’ın köşeye sıkıştığını zannederek elçilik heyetinin teklifini reddetti. Savaşın kaçınılmaz olduğunu gören sultan ordusunu savaş düzenine soktu.
Abbasi Halifesi Kaim- Biemrillah da İslam dünyasının yakından takip ettiği Malazgirt Muharebesi’nin Alparslan tarafından kazanılması için bir dua metni hazırlatıp cuma namazında minberlerden okutulmasını emretti.
Alparslan’ın başında bulunduğu kuvvet Romanos Diogenes’in bulunduğu Bizans merkez kuvvetlerinin peşine düşerek pusudaki birliklerin önüne çekmeyi başardı. Pusudaki Selçuklu atlıları taarruza geçtiklerinde Alparslan da çekilmekte olan kuvvetlerini tekrar hücuma kaldırdı. Türk kökenli askerler savaş esnasında Selçuklular tarafına geçince Bizans ordusu dağılmaya başladı. Öğle vaktinden geceye kadar devam eden meydan muharebesinde Bizanslılar ağır bir yenilgi aldı.
Tarihi kaynaklarda Alparslan, Bizans imparatoruna savaş esiri değil, bir konuk hükümdar muamelesi yaptı. İki hükümdar arasında yapılan müzakereler sonucunda barış antlaşması imzalandı. Antlaşmadan sonra Romanos Diogenes’i İstanbul’a uğurladı. Mağlubiyet haberini alan Bizans senatosu Diogenes’i tahttan indirdi. Bizans kuvvetlerince teslim alınan Romanos Diogenes Kütahya’da gözlerine mil çekilerek hapse atıldı; ertesi yıl da Kınalıada zindanında öldü.
Bu zafer ulaştığı her yerde coşkuyla karşılandı. Halife, Alparslan’a hediyeler göndererek onu kutladı ve çeşitli unvanlar verdi. Birçok tarihçi bu zaferi, Bizans’a karşı kazanılan Yermük ve Sasaniler’e karşı kazanılan Kadısiye zaferlerine benzetti.
Zaferden sonra Türkler Anadolu’nun içlerine kadar direnişle karşılaşmadan gitti. Danişmend, Saltuklu, Mengücüklü, Artuklu devletlerini kurdular.
Muhammed YENİGÜL/ AVAZTÜRK