Mansur Yavaş’ın ‘küresel ısınma’ kamuflajlı su zammı yargıdan döndü
Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin, ASKİ su tarifelerinde değişiklik yapılmasına ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 14.06.2025 tarihli kararına dayandırdığı fahiş su zammı Ankara 5. İdare Mahkemesinden döndü.
Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin 2025 yılında Belediye Meclis kararı ile suya yaptığı fahiş zam, AK Parti Ankara Milletvekili Osman Gökçek’in mahkemeye yaptığı itiraz üzerine iptal edildi.
2019 seçimleri öncesinde katıldığı televizyon programlarında suyun insan hakkı olduğu vurgusu yapan ve o dönemki mevcut tarifleri ucuzlatacağı vaadinde bulunan Ankara Büyükşehir’in CHP’li Başkanı Mansur Yavaş, seçildikten sonra bu vaadini unuturcasına Ankaralı’ya adeta Türkiye’nin en pahalı suyunu kullandırtıyor. Yavaş dur durak bilmeyen su zammının sonuncusunu da geçtiğimiz yıl Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından alınan kararla yapmıştı.
Açılan davaya savunma gönderen ABB ve ASKİ, “küresel ısınma ve iklim krizi nedeniyle azalan su kaynaklarının korunması ve su israfının önlenmesi olduğu, çok tüketenin çok ödeyeceği bir sistemle adil bir fiyatlandırma hedeflendiği, belirlenen tarifelerin büyük çoğunluğu oluşturan makul seviyede su tüketen aboneleri etkilemediği” ifadeleri kullanırken davaya bakan Ankara 5. İdare Mahkemesi bilirkişi raporuna dayalı olarak yapılan zamları haksız bulup iptaline hükmetti.
İPTAL SEBEBİ MALİYET VE KAR HESABI
Ankara 5. İdare Mahkemesi, ABB Meclisi’nin 14 Haziran 2025 günü aldığı fahiş zam kararının iptalini hükme bağlarken şu ifadeleri kullandı:
“…Netice itibarıyla bilirkişilerce hazırlanan ek raporun olayın özel ve teknik bilgi gerektiren yönlerini hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde aydınlatan bilimsel esaslara dayalı gerekçeleri içerdiği görüldüğünden, raporun dayandığı teknik ve bilimsel veriler karşısında taraflar tarafından yapılan itirazlar yerinde görülmemiş olup, bilirkişi raporu mahkememiz heyetince hükme esas alınabilecek nitelikte bulunmuştur.
Uyuşmazlıkta; dava konusu edilen 14.06.2025 tarihli belediye meclisi kararıyla belirlenen su ve kanalizasyon tarifelerinin, 2560 sayılı Kanun'un 23'üncü maddesinde öngörülen maliyet esaslı tarife belirleme sistemine uygunluğunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Anılan madde uyarınca su satış tarifelerinin tespitinde yönetim ve işletme giderleri, amortismanlar, aktifleştirilmeyen yenileme-ıslah-tevsi masrafları ile bir kar oranının esas alınması öngörülmüş olmakla birlikte, bilirkişi heyetince düzenlenen ek raporda on bir abone grubunun tamamı dikkate alınarak yapılan hesaplamalar neticesinde 2025 Haziran ayı itibarıyla birim su maliyetinin 35,51 TL/m³ olarak gerçekleştiği, ağırlıklı ortalama su satış bedelinin ise 46,55 TL/m³ olduğu ve bu durumun birim maliyetin %31 oranında üzerinde bir satış fiyatına karşılık geldiği tespit edilmiştir.
Su hizmetinin, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 14 ve 15'inci maddeleri ile 2560 sayılı Kanun'un 1'inci maddesi uyarınca idare tarafından yürütülen bir kamu hizmeti olduğu ve doğal tekel niteliği taşıdığı tartışmasızdır. Bu tür hizmetlerde fiyatlandırmanın kamu yararı, hizmetin sürekliliği ve erişilebilirliği gözetilerek maliyet esaslı biçimde yapılması gerekmekte olup bilirkişi heyetince ilk raporda %93 olarak tespit edilen ağırlıklı ortalama kar oranının ek raporda tüm abone grupları esas alınarak yeniden hesaplanması sonucunda %31 olarak belirlendiği, müdahil idarenin kendi hesaplamalarında ise 2025 yılı haziran ayı itibarıyla %6,5 oranında kar elde edildiğinin beyan edildiği görülmektedir. Bilirkişi raporunda tespit edilen oranın mevzuatta tarife tespitinin unsuru olarak sayılan kar ile örtüşüp örtüşmediği, 2560 sayılı Kanun'un 23'üncü maddesi ve ilgili yönetmelik hükümleri çerçevesinde değerlendirilmiştir.
Bu durumda; bilirkişi heyetince düzenlenen ek raporda tespit edilen birim maliyet ile ağırlıklı ortalama su satış bedeli arasındaki fark ve bu farkın 2560 sayılı Kanun'un 23'üncü maddesi kapsamında öngörülen maliyet unsurlarıyla uyumu değerlendirildiğinde, dava konusu tarife kararının anılan Kanun'un 23'üncü maddesi ile Tarifeler ve Abone Hizmetleri Yönetmeliği'nin 5, 10 ve 13'üncü maddelerinde düzenlenen tarife belirleme ilkelerine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan
63.899,30-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, yürürlükteki AAÜT uyarınca belirlenen 30.000,00-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, YD istemi hakkında karar verilmediğinden fazladan alınan
1.013,90-TL harç ile artan posta ücretinin istek halinde, istemde bulunulmaması durumunda ise karar kesinleştikten sonra davacıya iadesine, müdahil tarafından yapılan 777,90-TL yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi'ne istinaf yolu açık olmak üzere, 02/04/2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”