SAHA EXPO 2026’da Güç Gösterisi! Bakan Güler’den “Çelik Kubbe” ve Yeni Harp Doktrini Mesajı
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, SAHA EXPO 2026’da Türkiye’nin savunma sanayiinde tedarikçi rolünden oyun kurucu konuma yükseldiğini açıkladı. “Çelik Kubbe” ve İHA/SİHA teknolojileriyle küresel dengelerin değiştiğini vurguladı.
İstanbul’da kapılarını açan SAHA EXPO 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı, bu yıl da dünya savunma çevrelerinin odağı oldu. Yerli ve milli sistemlerin vitrine çıktığı organizasyonda konuşan Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye’nin savunma sanayiindeki dönüşümünü çarpıcı ifadelerle anlattı.
Küresel güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiği bir dönemde Türkiye’nin artık yalnızca ürün tedarik eden değil, konsept belirleyen bir aktör haline geldiğini vurgulayan Güler, özellikle İHA, SİHA ve “Çelik Kubbe” hava savunma sistemi üzerinden verilen mesajlarla dikkat çekti.
Küresel Güvenlik Mimarisinde Yeni Dönem
Bakan Güler konuşmasında, Rusya-Ukrayna savaşı ile Orta Doğu’daki çatışmaların uluslararası güvenlik dengelerini köklü biçimde değiştirdiğine işaret etti. Modern savaş konseptlerinin artık yalnızca kara gücüyle değil; teknoloji, yapay zeka ve entegre savunma sistemleriyle belirlendiğini söyledi.
Bu yeni dönemde yalnızca askeri hazırlığın değil, güçlü bir savunma sanayii altyapısının da hayati öneme sahip olduğunun altını çizen Güler, Türkiye’nin bu alanda önemli bir eşiği geride bıraktığını ifade etti.
"Ordumuz ve savunma sanayiimiz ne kadar güçlü olursa, yarınlarımız da o kadar güvenli olacaktır,"
Konuşmasında caydırıcılık vurgusu yapan Bakan Güler, Türkiye’nin güvenlik stratejisinin teknoloji temelli bir yapıya evrildiğini belirtti.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sahadaki etkinliğinin, yerli savunma sanayii projeleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu dile getiren Güler, güçlü bir ordu ile sürdürülebilir bir savunma ekosisteminin birbirini tamamlayan unsurlar olduğuna dikkat çekti.
“Çelik Kubbe” ile Entegre Hava Savunma
SAHA EXPO 2026’da en fazla konuşulan başlıklardan biri de Türkiye’nin entegre hava savunma sistemi olan “Çelik Kubbe” oldu. Bakan Güler, bu sistemin yalnızca bir savunma projesi değil; aynı zamanda stratejik bir vizyonun ürünü olduğunu belirtti.
"Gök vatanımızı koruma irademizin en somut yansıması olan Çelik Kubbe bütünleşik hava savunma sistemimiz de bu stratejik aklı yansıtmaktadır."
Hava savunma unsurlarının tek merkezden koordineli şekilde çalışmasını sağlayacak bu yapının, Türkiye’yi bölgesel ölçekte daha güçlü bir konuma taşıdığı ifade edildi. Sistem sayesinde farklı menzil ve kabiliyetteki savunma bileşenlerinin tam uyum içinde görev yapacağı vurgulandı.
İHA ve SİHA Teknolojilerinde Küresel Etki
Türk savunma sanayiinin son yıllardaki en büyük atılımı ise insansız hava araçları alanında gerçekleşti. İHA, SİHA ve TİHA platformlarının sahadaki performansının dünya genelinde dikkatle izlendiği belirtiliyor.
"Bugün İHA, SİHA ve stratejik seviyedeki TİHA teknolojilerimiz; sahip oldukları yapay zeka, hassas vuruş gücü ve yüksek irtifa kabiliyetleriyle küresel ölçekte etkiler oluşturmuştur"
Bu sistemlerin yalnızca operasyonel başarı değil, aynı zamanda askeri doktrinler üzerinde de etkili olduğu ifade ediliyor. Uzmanlara göre Türk insansız sistemleri, düşük maliyetli ancak yüksek etkinlik sağlayan yapısıyla modern savaş konseptine yeni bir boyut kazandırdı.
Türkiye’den Müttefiklere “Güvenlik Ekonomisi” Mesajı
Bakan Güler’in konuşmasında öne çıkan bir diğer başlık ise savunma ihracatı ve uluslararası iş birlikleri oldu. Türkiye’nin artık yalnızca platform satan bir ülke değil, teknoloji transferi ve sürdürülebilir güvenlik modeli sunan bir aktör olduğu belirtildi.
"Türkiye; müttefiklerine silah sistemleriyle birlikte teknoloji ve sürdürülebilir bir güvenlik ekonomisi de sunmaktadır."
Savunma sanayii ürünlerinin NATO standartlarında geliştirildiğine dikkat çekilirken, düşük maliyet ve yüksek performans avantajının birçok ülkenin tercihini Türkiye’den yana kullandığı ifade edildi.
Stratejik Merkez Vurgusu
Türkiye’nin 1980’li yıllarda büyük ölçüde dışa bağımlı bir tedarikçi konumundayken bugün özgün tasarımlar üreten ve ihraç eden bir ülkeye dönüştüğünü belirten Güler, bu dönüşümün kararlı politikalar ve yatırımlarla gerçekleştiğini dile getirdi.
Savunma sanayiindeki yerlilik oranının artması, fikri mülkiyet haklarının Türkiye’ye ait projelerin çoğalması ve ihracat rakamlarındaki yükseliş, bu dönüşümün somut göstergeleri olarak değerlendiriliyor.
SAHA EXPO 2026’nın ise bu vizyonun uluslararası vitrine taşındığı önemli bir platform olduğu kaydedildi. Fuarda çok sayıda ülkenin temsilcileri, Türk savunma şirketleriyle iş birliği görüşmeleri gerçekleştirdi.
Türkiye’nin önümüzdeki dönemde İHA, SİHA, otonom kara ve deniz araçları, siber güvenlik ve uzay teknolojileri alanında yeni projelerle küresel rekabette daha güçlü bir konum hedeflediği ifade ediliyor.