Yusuf Tekin’den Öğretmenlere Cep Telefonu Uyarısı: “Sınıfta Kullanımı Biraz Abartanlar Vardı”

Yusuf Tekin’den Öğretmenlere Cep Telefonu Uyarısı: “Sınıfta Kullanımı Biraz Abartanlar Vardı”

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 2026-2027 eğitim öğretim yılına ilişkin açıklamalarında öğretmenlerin sınıftaki cep telefonu kullanımından PISA 2025 sonuçlarına, derslik ve öğretmen sayısından Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne kadar birçok başlığa değindi

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 2026-2027 eğitim öğretim yılına ilişkin açıklamalarında öğretmenlerin sınıftaki cep telefonu kullanımından PISA 2025 sonuçlarına, derslik ve öğretmen sayısından Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne kadar birçok başlığa değindi. Sınıfta cep telefonu kullanımını “biraz abartan” öğretmenlerin uyarıldığını belirten Tekin, PISA’daki gelişmede eğitim altyapısına yapılan yatırımların, artan öğretmen sayısının ve bilgi yükünü azaltmaya yönelik müfredat değişikliklerinin etkili olduğunu söyledi.

Yusuf Tekin’den Öğretmenlere Cep Telefonu Uyarısı

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’den öğretmenlere cep telefonu uyarısı geldi. AA Editör Masası’nda 2026-2027 eğitim öğretim yılı ve eğitim gündemine ilişkin soruları yanıtlayan Tekin, sınıflardaki cep telefonu kullanımına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Öğretmenlerin ders sırasında cep telefonu kullanımına değinen Tekin, bazı öğretmenlerin bu konuda sınırı aştığını belirterek gerekli uyarıların yapıldığını söyledi.

Bakan Tekin konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:

"Sınıfta cep telefonu kullanımını biraz abartan öğretmenlerimiz vardı. Öğretmen arkadaşlarımıza derste cep telefonu kullanmama konusunda uyarıda bulunduk."

Tekin’in açıklamalarıyla birlikte sınıf içerisindeki cep telefonu kullanımı konusunda yalnızca öğrencilerin değil, öğretmenlerin de ders sırasındaki kullanım alışkanlıkları gündeme geldi.

Beyaz Önlük ve Kılık Kıyafet Açıklaması

Bakan Tekin’in gündemindeki başlıklardan biri de öğretmenlerin beyaz önlük kullanımı oldu. Tekin, öğretmenlerin çalışma hayatında tabi olduğu mevzuata dikkat çekerek kılık kıyafet konusunda mevcut düzenlemeleri hatırlattı.

Bakan Tekin, "Öğretmenlerimiz Devlet Memurları Kanunu'na tabi, Kılık Kıyafet Yönetmeliğinde öğretmenlerin nasıl giyineceği tanımlanmış" ifadelerini kullandı.

Böylece yeni eğitim öğretim yılına ilişkin değerlendirmelerde sınıf içindeki cep telefonu kullanımının yanı sıra öğretmenlerin kıyafetlerine ilişkin uygulamalar da gündeme taşındı.

PISA 2025 Sonuçlarına İlişkin Açıklama

Yusuf Tekin’den öğretmenlere cep telefonu uyarısının yanı sıra PISA 2025 sonuçlarına ilişkin de kapsamlı değerlendirmeler geldi. Tekin, sınav sürecinde okul ve öğrencilerin belirlenmesine Bakanlığın müdahil olmadığını ifade etti.

PISA uygulamasındaki süreci anlatan Bakan Tekin, şu ifadeleri kullandı:

"Ne okulları ne öğrencileri tespit ettik. Kendilerinin tespit ettiği steril bir ortamda sınavların uygulanmasıyla ilgili gerekli tedbirleri aldık."

Tekin, PISA sonuçlarında ortaya çıkan tablonun yalnızca kısa bir zaman diliminde gerçekleştirilen çalışmalarla açıklanamayacağını belirtti. Eğitimde yıllara yayılan altyapı, insan kaynağı ve müfredat değişikliklerini öne çıkardı.

Eğitim Bütçesindeki Değişime Dikkat Çekti

Bakan Tekin, eğitim sistemindeki gelişmeleri değerlendirirken genel bütçeden Milli Eğitim Bakanlığına ayrılan paya ilişkin rakamları da paylaştı.

Tekin’in açıklamasına göre Milli Eğitim Bakanlığı 2012 bütçesinde dördüncü sırada bulunurken sonraki dönemlerde genel bütçeden en yüksek payı alan alan haline geldi.

Eğitime ayrılan bütçe payının yüzde 7 seviyelerinden yüzde 15’lere çıktığını belirten Tekin, bunun eğitim politikalarının değerlendirilmesinde önemli göstergelerden biri olduğunu söyledi.

Bu kaynakların eğitim altyapısının geliştirilmesi ve öğrencilerin daha sağlıklı fiziki koşullarda eğitim görmesi amacıyla kullanıldığını belirten Tekin, özellikle derslik sayısındaki değişime dikkat çekti.

357 Bin Derslikten 760 Bine Çıktı

Türkiye’de 2002 yılında yaklaşık 357 bin derslik bulunduğunu söyleyen Yusuf Tekin, aradan geçen dönemde doğal afetler, ekonomik ömrünü tamamlayan okul binaları ve yeniden inşa süreçlerinin de hesaba katılması gerektiğini ifade etti.

Tekin, Türkiye’nin özellikle deprem riski yüksek bir ülke olduğuna dikkat çekerek geçmişte kullanılan dersliklerin önemli bir bölümünün doğal afetler veya yeniden yapım süreçleri nedeniyle kaybedildiğini anlattı.

Bugün gelinen noktada Türkiye’de 760 bine yakın derslik bulunduğunu açıklayan Tekin, mevcut tabloyu değerlendirirken yaklaşık 500 bin ilave derslik yapıldığını ifade etti.

Derslik sayısındaki artışın sınıf koşullarına doğrudan yansıdığını belirten Bakan Tekin, öğrencilerin bir sırada üç veya dört kişi oturmak zorunda kaldığı ortamlar yerine daha rahat eğitim alabilecekleri sınıfların oluşturulmasının amaçlandığını söyledi.

Ortaöğretimde Devam Oranı Yüzde 90’ın Üzerinde

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in üzerinde durduğu bir diğer konu eğitime erişim oldu. Geçmişte özellikle köylerde yaşayan öğrencilerin ilçe merkezlerindeki okullara ulaşmakta güçlük çektiğini hatırlatan Tekin, bu soruna yönelik farklı uygulamaların hayata geçirildiğini belirtti.

Taşımalı eğitim sisteminin bu kapsamda devreye alındığını söyleyen Tekin, okulların pansiyon kapasitelerinin de artırıldığını ifade etti.

Bakan Tekin’in verdiği bilgilere göre 2002 yılında ortaöğretime devam oranı yaklaşık yüzde 50 seviyesindeyken bugün yüzde 90’ın üzerine çıktı.

Tekin, eğitime erişimdeki yükselişin Türkiye’nin uluslararası eğitim göstergelerindeki konumu açısından da önemli olduğunu vurguladı.

Okul Öncesinde Oran Yüzde 80’i Geçti

Eğitime erişim konusunda açıklanan bir başka dikkat çekici veri okul öncesi eğitimle ilgili oldu.

Yusuf Tekin, 2002 yılında okul öncesi eğitime erişimin yüzde 11 seviyesinde olduğunu, bugün ise bu oranın yüzde 80’in üzerine çıktığını söyledi.

Bakan Tekin, hem ortaöğretimde hem de okul öncesinde ortaya çıkan yükselişi eğitime erişim konusunda atılan adımların sonucu olarak değerlendirdi.

Öğretmen Sayısı 1 Milyon 260 Bine Ulaştı

PISA’daki başarının nasıl geldiğini anlatan Yusuf Tekin, eğitimde niteliğin artırılması açısından öğretmen başına düşen öğrenci sayısının önemine dikkat çekti.

Bir öğretmenin çok yüksek sayıda öğrenciyle aynı sınıfta bulunduğunda öğrencilerle gerekli ilişkiyi kurmasının güçleştiğini ifade eden Tekin, bu nedenle öğretmen sayısındaki artışın eğitim kalitesi açısından kritik olduğunu söyledi.

Tekin’in verdiği rakamlara göre 2002’de yaklaşık 540 bin öğretmen bulunurken bugün özel okullarda görev yapanlar da dahil edildiğinde öğretmen sayısı 1 milyon 260 bine ulaştı.

Bakan Tekin ayrıca bugün sistemde kayıtlı öğretmenlerin yaklaşık yüzde 80’inin AK Parti iktidarları döneminde atandığını belirtti.

PISA’daki Başarının Formülünü Anlattı

Yusuf Tekin, PISA skorlarındaki gelişmenin yalnızca öğretmen ve derslik sayısındaki artışla açıklanamayacağını söyledi. Eğitim sistemindeki dönüşümün farklı aşamalarının bulunduğunu vurguladı.

Öğretmen yeterlilikleri konusunda 2014-2015 yıllarında kapsamlı bir çalışma gerçekleştirildiğini anlatan Tekin, bu çalışmaların uluslararası göstergelerle uyumlu biçimde yürütüldüğünü ifade etti.

Bunun yanında eğitim sisteminin temel yaklaşımının da değiştirilmesi gerektiğini belirten Tekin, geçmiş yıllardaki bilgiye erişim imkânlarıyla bugünkü koşullar arasındaki farklılığa dikkat çekti.

“Müfredatımız Şişmiş”

Bakan Tekin, geçmiş eğitim sisteminde okulun ve ders kitaplarının öğrenciler açısından temel bilgi kaynakları olduğunu belirtti. İnternet, cep telefonu ve diğer teknolojik imkânların bulunmadığı dönemlerde bilginin büyük ölçüde okulda aktarılması nedeniyle müfredatın da bilgi ağırlıklı oluşturulduğunu söyledi.

Zaman içerisinde müfredata çok fazla konu eklendiğini anlatan Tekin, bunun ders saatleri ile işlenmesi gereken içerik arasında uyumsuzluk oluşturduğunu ifade etti.

Tekin’in değerlendirmesine göre haftada üç saat ayrılan bir dersin müfredatında, altı veya yedi saatte aktarılabilecek yoğunlukta içerik bulunması öğretmenleri konuları hızla işlemeye yöneltiyordu.

Bu durumun öğrencinin bilgiyi sağlıklı biçimde öğrenmesini zorlaştırdığını belirten Tekin, müfredatın seyreltilmesinin eğitim sistemindeki dönüşümün temel aşamalarından biri olduğunu söyledi.

Bilgi Ezberinden Günlük Yaşam Becerisine

Milli Eğitim Bakanı Tekin, 2013’ten itibaren müfredatın kademeli biçimde seyreltilmesi için çalışma yürütüldüğünü anlattı.

Yeni yaklaşımda öğrencilere mümkün olduğunca fazla bilgiyi ezberletmek yerine, ulaştıkları bilgiyi analiz edebilme ve günlük yaşamda kullanabilme becerisinin geliştirilmesinin hedeflendiğini belirtti.

Teknolojinin gelişmesiyle öğrencilerin bilgiye erişiminin geçmişe kıyasla çok daha kolay hale geldiğine dikkat çeken Tekin, eğitim sisteminin de bu değişime uygun hale getirilmesi gerektiğini ifade etti.

Bakan Tekin’e göre bilgi yükünün azaltılması, öğretmenlerin müfredatı yetiştirme baskısını düşürürken öğrencilerin öğrendiklerini günlük hayatla ilişkilendirmelerine daha fazla imkân sağlıyor.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeline PISA Vurgusu

Yusuf Tekin, bu dönüşümün önemli aşamalarından biri olarak 2024 yılında hayata geçirilen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni gösterdi.

Tekin, yeni modelde öğrencilerin yalnızca bilgiyle yüklenen bireyler haline getirilmesi yerine, edindikleri bilgileri analitik biçimde değerlendirebilmelerinin ve günlük yaşam becerilerine dönüştürebilmelerinin amaçlandığını anlattı.

Müfredattaki bilgi yoğunluğunun azaltılmasının öğretmenin sınıftaki çalışma biçimini de olumlu yönde etkileyeceğini belirten Tekin, bu yaklaşımın PISA sonuçlarına etki eden önemli adımlardan biri olduğunu ifade etti.

Bakan Tekin, PISA’daki gelişmenin yalnızca son bir veya iki yıldaki değişikliklerin sonucu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayarak derslik yatırımları, eğitime erişim, öğretmen sayısındaki artış, öğretmen yeterlilikleri ve müfredat dönüşümünün yıllara yayılan bir sürecin parçaları olduğunu söyledi.