Hürmüz Boğazı İçin İran’dan ABD’ye 6 Şart: “Savaş Tazminatı” Talebine Trump’tan Karşı Hamle
Dünya enerji piyasalarının yakından takip ettiği Hürmüz Boğazı krizinde diplomasi trafiği hızlandı.
Dünya enerji piyasalarının yakından takip ettiği Hürmüz Boğazı krizinde diplomasi trafiği hızlandı. İran ve Umman, Boğaz’dan geçişleri düzenleyecek yeni mekanizma için görüşmelerin olumlu ve ileri aşamada olduğunu açıklarken Tahran yönetimi ABD’nin yerine getirmesini istediği 6 şartı gündeme taşıdı. Yaptırımların kaldırılmasından dondurulan varlıkların serbest bırakılmasına kadar uzanan talepler içerisinde en dikkat çekeni “savaş tazminatı” oldu. ABD Başkanı Donald Trump ise İran’ın talebine aynı başlık üzerinden karşılık vererek Tahran’dan tazminat isteyeceğini açıkladı.
Hürmüz Boğazı İçin İran’dan ABD’ye 6 Şart
Küresel petrol ve doğal gaz taşımacılığı açısından stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik görüşmelerde yeni bir aşamaya geçildi.
İran ve Umman’dan gelen açıklamalara göre Boğaz’daki gemi geçişlerinin nasıl gerçekleştirileceğine ilişkin müzakereler “olumlu” ilerliyor. Tarafların yeni bir geçiş düzenlemesi üzerinde çalıştığı ve görüşmelerin ileri aşamaya ulaştığı belirtildi.
Diplomatik süreçteki bu gelişmeler, Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiğinin yeniden başlamasına yönelik beklentileri artırdı.
Ancak Tahran’ın ABD’ye sunduğu 6 şart, anlaşmaya giden yolun kolay olmayabileceğini ortaya koydu.
Yeni Güzergâh Seçeneği Masada
Son görüşmelerde İran ve Umman’ın ortak sorumluluğunda yönetilebilecek yeni bir geçiş güzergâhı üzerinde durulduğu belirtiliyor.
Bununla birlikte İran yönetimi, Boğaz’ın yeniden açılması için yalnızca teknik bir deniz trafiği düzenlemesinin yeterli olmayacağını ortaya koydu.
Tahran, ABD’nin siyasi, askerî ve ekonomik alanları kapsayan 6 temel talebi yerine getirmesi gerektiğini açıkladı.
Söz konusu şartların bir bölümünün daha önce İran ile ABD arasında gündeme gelen konularla bağlantılı olduğu, bazı taleplerin ise doğrudan Hürmüz Boğazı’nın açılmasına bağlandığı aktarılıyor.
İlk Şart: İran’a Yönelik Tehditler Sonlandırılsın
İran’ın açıkladığı ilk şart, ABD’nin ülkeye yönelik tehditlerini sona erdirmesi üzerine kurulu.
Tahran, İran’ın hiçbir şekilde tehdit edilmemesini ve ülkenin kutsal değerlerine yönelik hakaretlerin sonlandırılmasını istiyor.
Bunun yanı sıra benzer tehditlerin gelecekte tekrarlanmayacağı konusunda güvence verilmesi talep ediliyor.
Bu şart, askerî boyutunun yanı sıra Washington ile Tahran arasındaki ilişkilerin siyasi söylem boyutunu da doğrudan ilgilendiriyor.
İkinci Şart: Bölgedeki Askerî Faaliyetler Sonlandırılsın
İran’ın ikinci talebi yalnızca kendi sınırlarını kapsamıyor.
Tahran yönetimi, ABD’nin Lübnan, Filistin, Yemen ve Irak’taki İran müttefiklerine ve ortak gruplara yönelik savaş ve askerî faaliyetlerini kalıcı biçimde sonlandırmasını talep ediyor.
İran böylece Hürmüz Boğazı müzakerelerini daha geniş bir bölgesel güvenlik çerçevesi içerisinde değerlendiriyor.
Bu şartın Washington açısından kabul edilmesi en zor başlıklardan biri olabileceği değerlendiriliyor.
Üçüncü Şart: Deniz Ablukası Kaldırılsın
İran’ın ABD’den istediği üçüncü adım ise askerî varlıkla ilgili.
Tahran, deniz ablukasının kaldırılmasını ve ABD’ye ait deniz ve hava kuvvetlerinin İran çevresinden çekilmesini istiyor.
Daha önce imzalandığı belirtilen ABD-İran mutabakatında da ablukanın sona erdirilmesine ilişkin bir takvimin bulunduğu aktarılırken yeni durumda İran’ın bu konuyu Hürmüz Boğazı’nın açılmasıyla doğrudan ilişkilendirdiği belirtiliyor.
Dördüncü Şart: Savaş Tazminatı Ödensin
Altı talep arasında uluslararası kamuoyunda en fazla dikkat çeken başlık savaş tazminatı oldu.
İran, yaşanan iki ayrı savaşta ülkenin uğradığı zararların karşılanmasını istiyor. Talebin hem 2025’te yaşanan 12 günlük savaşı hem de son çatışmaları kapsadığı ifade ediliyor.
Tazminat mekanizmasının daha önce nihai anlaşma müzakerelerinde ele alınmasının beklendiği, ancak Tahran’ın artık bu konuyu Hürmüz Boğazı’nın açılmasının şartlarından biri haline getirdiği belirtiliyor.
İran’ın bu hamlesi kısa süre içerisinde ABD Başkanı Donald Trump’ın da gündemine girdi.
Beşinci Şart: İran’a Yönelik Yaptırımlar Kaldırılsın
İran’ın uzun yıllardır Washington ile yürüttüğü müzakerelerde öne çıkan yaptırımların kaldırılması talebi de altı maddelik listeye girdi.
Tahran, İran halkına yönelik “zalim ve yasa dışı” olarak nitelendirdiği yaptırımların sona erdirilmesini istiyor.
Yaptırımların kaldırılması meselesi ABD-İran ilişkilerinde yeni bir konu değil. Ancak bu kez farklı olan nokta, İran’ın ekonomik yaptırımlar konusunu Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin yeniden başlamasıyla doğrudan ilişkilendirmesi.
Altıncı Şart: Dondurulan Varlıklar Serbest Bırakılsın
Tahran’ın son şartı ise İran’a ait yurt dışındaki varlıkları kapsıyor.
İran yönetimi, dondurulan veya bloke edilen İran varlıklarının koşulsuz biçimde serbest bırakılmasını talep ediyor.
Bu konu da geçmişte Washington ile Tahran arasındaki müzakerelerde defalarca gündeme gelmişti.
Yeni süreçte ise diğer beş maddeyle birlikte Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasının şartları arasına dahil edilmiş durumda.
İran Neden Şartlarını Sertleştirdi?
BBC Orta Doğu analisti Sebastian Usher, İran’ın açıkladığı koşulların bir bölümünün daha önceki müzakere çerçevesinde bulunduğuna ancak zamanlama ve uygulanma biçiminin değiştiğine dikkat çekti.
Usher’a göre İran, Hürmüz Boğazı’nın büyük ölçüde kapalı kalmasının kendisine müzakere masasında daha güçlü bir pozisyon sağladığını düşünüyor olabilir.
Quincy Institute’ten Trita Parsi ise İran’ın kamuoyuna açıkladığı şartların müzakere masasında aynı sertlikle korunmayabileceği görüşünde.
Parsi, kamuoyu önünde açıklanan pozisyonlarla kapalı kapılar ardındaki müzakerelerin her zaman birebir örtüşmediğine dikkat çekiyor.
Bu nedenle 6 şartın tamamının nihai bir anlaşmada aynı biçimde yer alıp almayacağı henüz bilinmiyor.
Tahran Zaman Kazanmaya mı Çalışıyor?
İran’ın taleplerini yükseltmesinin arkasında müzakere sürecini uzatma stratejisinin bulunabileceği de değerlendiriliyor.
İran içerisindeki bazı kesimlerin daha önceki mutabakatın hızlı kabul edildiği görüşünde olduğu belirtiliyor.
Sürecin uzaması halinde petrol fiyatlarındaki yükselişin küresel ekonomi üzerindeki baskıyı artırabileceği ve bunun Washington’un kararları üzerinde etkili olabileceği yönünde değerlendirmeler bulunuyor.
Buna rağmen Hürmüz Boğazı konusunda tarafların birkaç gün içerisinde yeni bir anlaşmaya ulaşabileceğine ilişkin beklentiler de tamamen ortadan kalkmış değil.
Trump’tan İran’ın Tazminat Talebine Yanıt
İran’ın 6 şartının duyurulmasının ardından gözler ABD Başkanı Donald Trump’a çevrildi.
Trump özellikle savaş tazminatı talebine sosyal medya üzerinden yanıt verdi.
İran’ın son beş aylık çatışmalarda meydana gelen zararların karşılanmasını istediğini belirten ABD Başkanı, tazminat meselesinin daha önceki görüşmelerde gündeme getirilmediğini savundu.
Trump, İran’ın talebini “ilginç bir fikir” olarak nitelendirirken kendisinin de Tahran’dan tazminat isteyeceğini duyurdu.
Trump: “Ben de İran’dan Tazminat Talep Ediyorum”
Donald Trump açıklamasında, İran’ın geçmişte sorumlu olduğunu öne sürdüğü eylemler nedeniyle hayatını kaybeden veya yaralanan kişiler için tazminat istediğini belirtti.
Trump, özellikle Kasım Süleymani dönemindeki faaliyetlere, yol kenarı bombalarına ve çeşitli çatışmalara atıfta bulundu.
ABD Başkanı ayrıca İran’daki protestolarda hayatını kaybeden kişilerin aileleri için de tazminat ödenmesi gerektiğini savundu.
Trump’ın açıklamasında dile getirdiği can kaybı sayıları ve olaylara ilişkin suçlamalar ABD Başkanı’nın iddiaları niteliğinde bulunuyor.
Tazminat Artık Müzakere Masasında
Trump’ın açıklamasındaki en önemli ayrıntılardan biri, tazminat talebini gelecekteki görüşmelere taşımak istemesi oldu.
ABD Başkanı, temsilcilerine İran’dan tazminat talebini gelecekte yapılacak müzakerelerin vazgeçilmez bir parçası haline getirmeleri yönünde talimat verdiğini açıkladı.
Böylece Tahran’ın Washington’dan savaş tazminatı istemesiyle başlayan tartışma karşılıklı bir talebe dönüştü.
İran Hürmüz Boğazı’nı açmak için tazminatı şartlar arasına koyarken ABD de bundan sonraki görüşmelerde kendi tazminat talebini gündeme getirmeye hazırlanıyor.
Hürmüz Boğazı Neden Dünyayı Bu Kadar İlgilendiriyor?
İran ile ABD arasındaki müzakerelerin küresel ölçekte yakından izlenmesinin temel nedenlerinden biri Hürmüz Boğazı’nın enerji ticaretindeki kritik konumu.
Basra Körfezi’ndeki enerji üreticilerinin açık denizlere ulaşmasında kullanılan Boğaz, dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin stratejik geçiş noktalarından biri.
Gemi trafiğinin uzun süre aksaması petrol fiyatlarından navlun maliyetlerine, enerji arz güvenliğinden küresel enflasyona kadar çok sayıda alanı etkileyebilir.
Bu nedenle İran ve Umman’ın görüşmelerin olumlu ilerlediğine yönelik açıklamaları enerji piyasaları açısından önem taşırken Tahran’ın 6 şartı müzakerelerin önündeki zorlu başlıkları da ortaya koyuyor.
Gözler İran, ABD ve Umman Arasındaki Görüşmelerde
Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına ilişkin diplomatik süreçte gelinen noktada iki farklı tablo bulunuyor.
Bir tarafta İran ve Umman’ın görüşmelerin ileri aşamada olduğu yönündeki olumlu mesajları, diğer tarafta ise Tahran’ın ABD’ye sunduğu kapsamlı siyasi, askerî ve ekonomik şartlar var.
Özellikle savaş tazminatı meselesinin Trump’ın karşı talebiyle birlikte yeni bir anlaşmazlığa dönüşmesi, müzakerelerin seyrinde belirleyici olabilir.