İBB Davası'nda Saatler Süren Savunma! Aziz İhsan Aktaş “Sistem” Dedi, Milyonluk Para Teslimlerini Tek Tek Anlattı

İBB Davası'nda Saatler Süren Savunma! Aziz İhsan Aktaş “Sistem” Dedi, Milyonluk Para Teslimlerini Tek Tek Anlattı

İBB Davası'nın 68'inci duruşmasında savunma yapan Aziz İhsan Aktaş, İstanbul Büyükşehir Belediyesinde “sistem” olarak adlandırıldığını öne sürdüğü bir yapı bulunduğunu ve bu yapının Ekrem İmamoğlu liderliğinde hareket ettiğini iddia etti.

İBB Davası'nın 68'inci duruşmasında savunma yapan Aziz İhsan Aktaş, İstanbul Büyükşehir Belediyesinde “sistem” olarak adlandırıldığını öne sürdüğü bir yapı bulunduğunu ve bu yapının Ekrem İmamoğlu liderliğinde hareket ettiğini iddia etti. Belediyeden iş yapan şirketlerin hak edişlerinin baskı aracı olarak kullanıldığını ileri süren Aktaş, siyasi faaliyetlerin finansmanı amacıyla iş insanlarından para toplandığını savundu. Aktaş, “Sistemin temel amaçlarından en önemlisi Ekrem İmamoğlu'nun siyasi hayatının finanse edilmesidir” dedi.

Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 53'ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB Davası'nın 68'inci duruşması, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesinde oluşturulan duruşma salonunda görüldü.

Duruşmada, başka bir dosyada “suç örgütü liderliği” iddiasıyla yargılanan ve İBB Davası'nın sanıkları arasında bulunan Aziz İhsan Aktaş savunma yaptı. Aktaş; banka kayıtları, HTS verileri ve farklı kişilerin ifadelerini dayanak göstererek çeşitli para teslimlerine ilişkin ayrıntılı iddialarda bulundu.

İBB Davası'nda Aziz İhsan Aktaş Etkin Pişmanlık Sürecini Anlattı

Aktaş, kamuoyunda “Beşiktaş dosyası” olarak bilinen operasyon kapsamında gözaltına alındığını ve daha sonra tutuklandığını söyledi.

2025 yılının nisan ayı sonunda kendi iradesiyle ve herhangi bir baskı altında kalmadan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına başvurduğunu belirten Aktaş, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini ifade etti.

Aktaş, bu süreçte verdiği beyanlara ilişkin:

“Etkin pişmanlık kapsamında beyanlarımı banka kayıtları ve HTS tespitleriyle destekledim.”

ifadelerini kullandı.

Anlattığı olayların banka kayıtları, HTS baz tespitleri ile başka sanık ve tanıkların ifadeleriyle doğrulandığını savunan Aktaş, kamu kurumlarıyla çalışan iş insanlarının yaşadığını öne sürdüğü süreçleri daha önce İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinde de anlattığını söyledi.

Aziz İhsan Aktaş: “Gerçek Bir Diploma ile Mezun Oldum”

Savunmasında kişisel geçmişine ve ticari hayatına da değinen Aktaş, 1976 yılında Diyarbakır'da doğduğunu, 10 kardeşin en büyüğü olduğunu ve üniversite eğitimini tamamladığını anlattı.

Aktaş şunları söyledi:

“1976 yılında Diyarbakır'da doğdum. Bir ilk, orta ve lise eğitimi Diyarbakır'da tamamladım. Haritesi kimya bölümünden gerçek bir diploma ile mezun oldum. Ben bir iş insanıyım. Bütün ticari hayatım boyunca işlerimi kanunlar içinde yürütmeye, çalışanlarımın ve ailemin emeğini korumaya çalıştım.”

Yanında bulunan kişilerin “koruma ordusu” olduğu yönündeki değerlendirmeleri de reddeden Aktaş, bu kişilerin daha önce kendisine yönelik gerçekleştirilen suikast girişimi nedeniyle devlet tarafından tahsis edilen resmi korumalar olduğunu savundu.

İBB Davası'nda Aziz İhsan Aktaş'tan “Sistem” İddiası

Aktaş'ın savunmasının önemli bölümünü İBB içerisinde “sistem” olarak adlandırıldığını öne sürdüğü yapı oluşturdu.

Aktaş, söz konusu yapının Ekrem İmamoğlu liderliğinde kurulduğunu iddia ederek, İmamoğlu'nun talimatları ile para taleplerinin İBB iştiraklerinden sorumlu Başkan Danışmanı Ertan Yıldız, Başkan Danışmanı İbrahim Bülbüllü, CHP İstanbul Milletvekili ve eski Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat ile başka aracılar üzerinden iletildiğini öne sürdü.

Aktaş'a göre belediyeden doğan alacaklar ve hak ediş ödemeleri şirketler üzerinde baskı aracı olarak kullanıldı. Aktaş ayrıca iş ilişkilerinin sona erdirilmesi, ceza ve fesih gibi yaptırımların gündeme getirildiğini, imar ve ruhsat süreçlerinde de pay talep edildiğini iddia etti.

Aktaş bu konudaki iddiasını:

“Sistemin temel amaçlarından en önemlisi Ekrem İmamoğlu'nun siyasi hayatının finanse edilmesidir.”

sözleriyle dile getirdi.

Aktaş, iş insanlarından siyasi faaliyetlerin finansmanı amacıyla baskı yoluyla para toplanmasının hukuka, ahlaki ve vicdani değerlere aykırı olduğunu savunarak şöyle konuştu:

“Bu sistem aracılığıyla siyaset yapmak isteyen bu kişiler halka hizmet sunmaya odaklanmak yerine iş insanlarından baskı ve zorlama ile para toplamaya çalışıyorlarsa, bunun adı siyaset değil Sayın Başkanım, kamu gücünün kötüye kullanılmasıdır.”

“Ekrem İmamoğlu Tüm Parasal Sistemi Kendisi Takip Etmekteydi”

Aktaş, savunmasında başka kişilerin soruşturma aşamasındaki ifadelerinden de örnekler verdi.

İBB iştiraklerinden sorumlu Başkan Danışmanı Ertan Yıldız'ın 6 Mayıs 2025 tarihli ifadesine değinen Aktaş, Yıldız'ın İmamoğlu'nun parasal sistemi takip ettiğini ve sistem içerisinde kendi adına çalışan kişilerden hesap sorduğunu söylediğini aktardı.

Aktaş, Yıldız'ın 17 Haziran 2025 tarihli başka bir ifadesinde ise Ali Sukas'ın işleri organize ederek temin edilen paraları Fatih Keleş'in yönettiği sisteme aktardığının, Ağaç A.Ş.'de firmalardan yüzde 7 ila yüzde 10 arasında komisyon alındığının ve Sukas'ın daha sonra kendi sistemini kurmaya çalıştığının belirtildiğini söyledi.

İSFALT Genel Müdürü Burak Korzay'ın 11 Temmuz 2025 tarihli ifadesine de değinen Aktaş, Korzay'ın kendisine:

“Sistem denilen bir yapı var.”

denildiğini aktardı. Aktaş ayrıca 30 milyon lira, yani yaklaşık 970 bin dolar gönderilmeden ödemenin yapılmayacağının söylendiğini öne sürdü.

Korzay'ın:

“Sen sistemi ilk defa mı duydun? Bunu bilmiyor musun?”

şeklinde bir karşılık verdiğini de aktaran Aktaş, bunların İmamoğlu döneminde görev yapan bürokratların ifadelerinde bulunduğunu söyledi.

“İhalelerden Yüzde 10 Pay Verilmesi İstendi”

Aktaş'ın gündeme getirdiği bir başka iddia ise ihaleler üzerinden yüzde 10 oranında pay talep edildiği yönünde oldu.

İETT'de iş yapan Beydağ şirketinin sahibi Yusuf Yadoğlu'nun kardeşi ve temsilcisi Fatih Yadoğlu'nun 3 Haziran 2025 tarihli ifadesine değinen Aktaş, Florya Başkanlık Konutu'nda gerçekleştirildiği belirtilen toplantıda İbrahim Bülbüllü'nün İBB içerisinde bir havuz oluşturulduğunu söylediğini aktardı.

Aktaş'ın aktardığına göre İETT ile çalışan veya çalışmak isteyen müteahhitlerin bu havuza para yatırması gerektiği, ödeme yapmayanların mevcut işlerinde sorun yaşayacağı ve yeni ihalelere giremeyeceği iddia edildi.

Ulaşım A.Ş. sahibi Remzi Baka'nın 26 Ağustos 2025 tarihli ifadesinden de söz eden Aktaş, büyük çaplı iş yapan şirketlerin “sisteme katkıda bulunmasının” istendiğini ileri sürdü.

Aktaş, bu kapsamda ihalelerden yüzde 10 pay talep edildiğini, kabul edilmemesi durumunda İstanbul'da iş yapılamayacağı, ödemelerin gerçekleştirilmeyeceği ve işlerin zorlaştırılacağı yönünde ifadeler kullanıldığını iddia etti.

“Sistem Adındaki Yapıya Alacağınızın Belli Bir Oranını Vermeden Yasal Alacaklarınızı Alamazsınız”

Aziz İhsan Aktaş, şirketler ve kişiler değişmesine rağmen uygulandığını iddia ettiği yöntemin aynı olduğunu savundu.

Aktaş'a göre şirketlerin mevcut hak edişleri veya alacakları bekletiliyor, talep edilen para verilmediğinde ise ödemelerin yapılmayacağı belirtiliyordu.

Para teslimlerinin yeni iş veya ihale almak amacıyla değil, şirketlerin mevcut ve yasal alacaklarını tahsil edebilmek amacıyla gerçekleştirildiğini savunan Aktaş, paraların danışmanlara, şoförlere, otellere veya özel ofislere bırakıldığını öne sürdü.

Aktaş:

“Sistem adındaki yapıya alacağınızın belli bir oranını vermeden yasal alacaklarınızı alamazsınız.”

iddiasında bulundu.

Paraların belediyenin resmi hesaplarına veya bağış hesabına yatırılmadığını savunan Aktaş, nakit olarak çekilen paraların aracılar üzerinden “sistem” olarak tanımladığı havuza aktarıldığını ileri sürdü.

“Ekrem İmamoğlu Belediye Başkanlık Makamını Sisteme Para Toplamak İçin Kullanmıştır”

Aktaş, savunmasında iddianamede yer alan farklı eylemleri de değerlendirdi.

22 numaralı eylemde para talebinin doğrudan İmamoğlu'nun talimatı olarak kendisine iletildiğini, 141 numaralı eylemde aynı şekilde İmamoğlu'nun talimatının gerekçe gösterilerek hak edişlerin ödenmeyeceğinin söylendiğini öne sürdü.

142 numaralı eylemde ise taleplerin İmamoğlu'nun danışmanı tarafından Florya'daki başkanlık konutunda gerçekleştirilen toplantıda aktarıldığını iddia etti.

Aktaş bu iddialarının ardından:

“Ekrem İmamoğlu belediye başkanlık makamını sisteme para toplamak için kullanmıştır.”

dedi.

Özgür Karabat Hakkında 5 Milyon TL İddiası

Aktaş, 2024 yerel seçimleri dönemine ilişkin 5 milyon TL'lik bir para talebi iddiasında da bulundu.

CHP'nin mali işlerden sorumlu eski Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Özgür Karabat'ın kendisini aradığını söyleyen Aktaş, Karabat'ın İstanbul'da CHP'li belediyelerden ihale alan şirketlerin seçim döneminde para vermesi gerektiğini söylediğini öne sürdü.

Aktaş:

“Özgür Karabat 5 milyon TL para vermem gerektiğini belirtti.”

dedi.

Karabat'ın kendisine bunun İmamoğlu'nun talimatı olduğunu söylediğini iddia eden Aktaş, daha sonra Esenyurt'taki Sheraton Otel'de görüşme gerçekleştirildiğini anlattı.

Görüşmede kendisinin yanı sıra Özgür Karabat, Mustafa Selanik lakaplı Mesut Aykın ve Karabat'ın danışmanı olarak bildiğini söylediği şoförü Sırrı Küçük'ün bulunduğunu ifade etti.

Aktaş, 5 milyon TL'nin verilmemesi halinde kendisi ve yakınlarına ait şirketlerin hak edişlerinin ödenmeyeceğinin söylendiğini iddia etti.

Şirketlerin nakit akışının bozulacağı ve banka kredilerinin aksayacağı gerekçesiyle talebi kabul etmek zorunda kaldığını savunan Aktaş, paranın Sırrı Küçük'e teslim edilmesinin istendiğini söyledi.

“5 Milyon Lira Çektik, Başak Petrol'de Teslim Ettim”

Aktaş, söz konusu 5 milyon TL'nin teslim edildiğini öne sürdüğü süreci de ayrıntılarıyla anlattı.

Ömer Güngör'ün 6 Mart 2024'te Sırrı Küçük ile telefon görüşmesi yaptığını belirten Aktaş, tarafların Karabat'ın muhasebe ofisi yerine İkitelli'deki Başak Petrol'de buluştuğunu söyledi.

Aktaş'ın aktardığına göre Güngör, Ümit Gözütok'a ait Cihangir Sağlık Limited hesabından Kuveyt Türk Kuyumcukent Şubesi aracılığıyla 5 milyon TL çekti.

Aktaş, paranın daha sonra Sırrı Küçük'e teslim edildiğini iddia etti.

Teslimat sırasında Küçük'ün Güngör'e üzerinde Türkiye Büyük Millet Meclisi amblemi bulunduğu hatırlanan bir laptop çantası verdiğini de söyledi.

Aktaş, banka ve HTS kayıtlarını iddialarına dayanak göstererek, paranın saat 15.44'te çekildiğini, Ömer Güngör ile Sırrı Küçük'ün ise saat 16.52 ve 16.53'te aynı baz istasyonundan sinyal verdiğini belirtti.

Bunun İkitelli Başak Petrol çevresindeki buluşmayı doğruladığını savundu.

“970 Bin Dolar İstediler, Kilyos'taki Otele Bıraktım”

Aktaş daha sonra 970 bin dolarlık başka bir para teslimi iddiasını anlattı.

Kardeşlerine ait şirketlerin İBB iştiraklerinden doğan hak edişlerinin geciktirildiğini savunan Aktaş, Ertan Yıldız'ın Burak Korzay aracılığıyla kendisinden İmamoğlu'nun talimatı olduğu belirtilerek 970 bin dolar istendiğini öne sürdü.

Aktaş:

“970 bin dolar istediler, Kilyos'taki otele bıraktım.”

dedi.

Ödeme yapılmadığı takdirde şirketlerin hak edişlerini alamayacaklarının kendisine söylendiğini ileri süren Aktaş, şirketlerinin ticari açıdan sıkıntıya düşmemesi amacıyla talebi kabul etmek zorunda kaldığını savundu.

Aktaş, 19 Ocak 2024 tarihinde 970 bin doları Kilyos'taki bir otele götürdüğünü ve otelin sahibi Emre Eken'e çanta içerisinde teslim ettiğini iddia etti. Yanında Müslüm Koçer'in bulunduğunu söyledi.

“Belediyeden Gelecek Kişiler Alacak”

Aktaş, otel sahibi Emre Eken'in 22 Temmuz 2025 tarihli ifadesinden de bölümler aktardı.

Eken'in Burak Korzay'ı yaklaşık 20 yıldır tanıdığını söylediğini belirten Aktaş, kendisinin otele gelerek:

“Sana bir çanta bırakayım, belediyeden gelip alacaklar.”

dediğinin Eken'in ifadesinde yer aldığını aktardı.

Aktaş'ın anlatımına göre çanta otelin emanet bölümüne bırakıldı ve Korzay'a bilgi verildi. Korzay'ın ise:

“Tamam, gelip alırlar.”

dediği aktarıldı.

Aktaş, 970 bin doları yeni bir ihale veya iş alabilmek amacıyla vermediğini, mevcut hak edişlerini tahsil edebilmek için ödeme yaptığını savundu.

970 Bin Dolarlık Para İçin HTS ve Banka Kayıtlarını İşaret Etti

Aktaş, 970 bin doların 19 Ocak 2024 saat 11.11'de Kuveyt Türk Bankası Altunizade Şubesi'nden çekildiğini gösterdiğini söylediği dekontu mahkeme heyetine sunduğunu belirtti.

HTS kayıtlarını da dayanak gösteren Aktaş, aynı gün saat 09.49'da Koşuyolu Acıbadem'de olduğunu, para çekildikten sonra Kilyos istikametine hareket ettiğini söyledi.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden Beykoz istikametinden Sarıyer'e ilerlediğini anlatan Aktaş, saat 13.14'te Kilyos'taki caddede bulunduğunu ve parayı Emre Eken'e teslim ettiğini öne sürdü.

Aktaş, talebin miktarı, amacı, teslimat noktası ve yönteminin farklı kişilerin beyanlarıyla doğrulandığını savundu.

Florya'daki Başkanlık Konutunda Toplantı İddiası

Aktaş'ın savunmasındaki bir diğer bölüm İETT'de iş yapan şirketlerle ilgili iddialara ayrıldı.

Kardeşlerine ait Bilginay şirketinin AK Parti döneminde İETT'nin otobüs tamir ve bakım ihalelerini aldığını, İmamoğlu döneminde de faaliyetlerine devam ettiğini belirten Aktaş, kendisine ait Elif LPG'nin de İETT'de farklı işler gerçekleştirdiğini söyledi.

2019 yerel seçimlerinden sonra Özgür Karabat'ın referansıyla Alper Kolukısa'nın İETT Genel Müdürü yapıldığını öne süren Aktaş, sonrasında yaşandığını iddia ettiği çeşitli gelişmeleri anlattı.

Aktaş, İETT'de bakım ve onarım işleri gerçekleştiren şirketlerin Florya'daki başkanlık konutunda toplantıya çağrıldığını iddia etti.

Bu toplantıya Şefik Ok, İbrahim Bülbüllü, Fatih Yadoğlu, Şaban Baka ve Caner Vural'ın katıldığını söyledi.

“İBB Yönetiminin İsteklerini Kabul Etmemeleri Halinde Ödemelerin Yapılmayacağı Belirtildi”

Aktaş, Florya'daki toplantıda İbrahim Bülbüllü'nün şirketlere yönelik talepleri açıkladığını iddia etti.

Aktaş'ın anlatımına göre, İBB yönetiminin taleplerinin kabul edilmemesi halinde şirketlerin sözleşmelerinin uygulanması sırasında zorluk çıkarılacağı ve hak edişlerinin ödenmeyeceği söylendi.

Aktaş, her hak ediş ödemesinde sözleşme bedelinin toplam yüzde 10'u oranında para talep edildiğini ileri sürdü.

Bu anlatımın toplantıya katıldığı belirtilen diğer kişilerin ifadelerinde de bulunduğunu savunan Aktaş, Fatih Yadoğlu'nun 3 Haziran 2025 ve Remzi Baka'nın 26 Ağustos 2025 tarihli ifadelerini örnek gösterdi.

“2020 ve 2024 Yılları Arasında Toplam 84 Milyon 857 Bin 500 TL Ödeme Yaptık”

Aktaş'ın savunmasında açıkladığı en yüksek tutarlardan biri 84 milyon 857 bin 500 TL oldu.

Aktaş, talepleri karşılamaması durumunda şirketlerin nakit akışlarının bozulacağını ve ticari faaliyetlerinin zarar göreceğini savunarak:

“2020 ve 2024 yılları arasında toplam 84 milyon 857 bin 500 TL ödeme yaptık.”

dedi.

Söz konusu ödemelerin İbrahim Bülbüllü'ye ve Bülbüllü'nün yönlendirdiği “Ebubekir” isimli kişiye teslim edildiğini iddia etti.

“Bu Ödemeler Toplam 18 Para Çekme Dekontu, 17 Teslimattır”

Aktaş, 84 milyon 857 bin 500 TL olduğunu belirttiği ödemelerin 18 para çekme dekontu ve 17 ayrı teslimattan oluştuğunu söyledi.

Zaman nedeniyle tüm teslimatları mahkemede tek tek anlatmayacağını ifade eden Aktaş, bunlardan birini örnek olarak açıkladı.

İlk 5 milyon TL'nin çekilmesine ilişkin dekontu mahkeme heyetine gösterdiğini söyleyen Aktaş, paranın daha sonra Esenyurt'ta yeğenlerine ait OPET akaryakıt istasyonunda Ebubekir adına teslim edildiğini öne sürdü.

Diğer teslimatların ayrıntılarının da dosyada bulunduğunu ifade etti.

“Sistemin Siyasi ve İdari Lideri Ekrem İmamoğlu'dur”

Savunmasının son bölümünde Aktaş, anlattığı olayları yeniden “sistem” iddiasıyla ilişkilendirdi.

Yapının belirli bir amaç doğrultusunda para toplamak amacıyla oluşturulduğunu öne süren Aktaş, kendisinin ve kardeşlerinin şirketlerine ait meşru ödemelerin yapılmayarak baskı altında bırakıldıklarını iddia etti.

22 ve 141 numaralı eylemlerde talimatların doğrudan İmamoğlu adına kendisine iletildiğini, 142 numaralı eylemde ise Florya'daki başkanlık konutunun toplantı için kullanıldığını savunan Aktaş:

“Sistemin siyasi ve idari lideri Ekrem İmamoğlu'dur.”

dedi.

Aktaş, para taleplerini ileten ve teslim alan kişilerin değiştiğini ancak talimatın dayandırıldığı makamın, kullanılan yöntemin ve amacın aynı kaldığını öne sürdü.

“Bu Ödemeler Rüşvet Değil, İrtikap Kapsamlı Ödemelerdir”

Aziz İhsan Aktaş savunmasında, hakkında yöneltilen rüşvet suçlamasının hukuki niteliğine de itiraz etti.

Her üç eylem nedeniyle hakkında rüşvet suçundan kamu davası açıldığını belirten Aktaş, yaptığı ödemelerin rüşvet değil irtikap kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Aktaş:

“Bu ödemeler rüşvet değil, irtikap kapsamlı ödemelerdir.”

dedi.

Ödemelerin herhangi bir menfaat sağlamak amacıyla gönüllü olarak gerçekleştirilmediğini savunan Aktaş, kardeşlerine ait şirketlerin mevcut hak edişlerini tahsil edebilmek için bu paraları vermek zorunda kaldığını öne sürdü.

“Eğer Ortada İhaleye Fesat Karıştırma Eylemi Yoksa Neden Rüşvet Verilsin?”

Aktaş, İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen başka dosyadaki İETT eylemleri bakımından “ihaleye fesat karıştırma” suçlaması konusunda duruşma savcısının beraat yönünde mütalaa verdiğini söyledi.

Ardından mahkeme heyetine:

“Eğer ortada ihaleye fesat karıştırma eylemi yoksa bu ihalenin sonucunu etkilemek amacıyla neden rüşvet verilsin?”

sorusunu yöneltti.

İhaleye fesat karıştırıldığı kabul edilmeyen bir olayın aynı zamanda ihale sonucunu değiştirmek amacıyla rüşvet verilmesi olarak değerlendirilemeyeceğini savunan Aktaş, iki hukuki değerlendirmenin birbiriyle çeliştiğini ileri sürdü.

Aktaş ayrıca beyanlarının yalnızca sözlü iddialardan oluşmadığını; banka kayıtları, HTS verileri ve dosyada bulunduğunu söylediği diğer maddi delillerle desteklendiğini savundu.

Aziz İhsan Aktaş Beraatini Talep Etti

Savunmasının sonunda hakkındaki rüşvet suçlamasından beraat talebinde bulunan Aziz İhsan Aktaş, mahkemeye şu sözlerle seslendi:

“Bu nedenlerle dosya kapsamındaki tüm deliller bir bütün olarak değerlendirilerek üzerime atılı rüşvet suçundan beraatıma karar verilmesini Sayın Mahkemenizden saygılarımla arz ve talep ederim. Teşekkür ederim beni dinlediğiniz için.”