ZİHNİ ÇAKIR
AK Parti'ye CHP karşıtlığıyla seçim kazandıran strateji çöktü
AK Parti’yi 2002’de iktidara taşıyıp 2015’e kadar iktidarda tutan en temel seçmen motivasyonu, yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar konusunda toplumun beklentilerini karşılamakla birlikte alım gücünü ve hayat standardını yükseltmesiydi.
2015’ten sonra AK Parti, onu iktidara taşıyan dominasyonun ana omurgasını oluşturan orta ve dar gelirli kesimlerden uzaklaşıp seçkinci bir yapıya bürünse de; 2023 seçimlerine kadar ayakta tutan, iktidarını pekiştiren temel motivasyon, CHP karşıtlığı üzerine kurduğu siyasi stratejiydi.
Ne var ki; seçmen demografisindeki değişim, CHP karşıtlığı üzerine geliştirilen stratejinin çöküşünü de hızlandırdı.
2015 ile 2023 seçimleri arasında kayıtlı seçmen sayısı yaklaşık 9,4 milyon artış gösterdi.
2023 seçimlerinde ilk kez oy kullanan seçmen sayısı 4 milyon 904 bin 672’ydi. Yurt dışı yeni seçmeni (277.975) de eklediğimizde bu rakam 5,2 milyonu aştı.
Bu artış oranları üzerinden değerlendirme yapacak olursak; 2028’de yapılacak seçimde oy kullanacak yeni kuşak seçmen sayısının 13 milyonu aşacak potansiyele sahip olduğunu söylemek mümkün.
Bunun bir diğer anlamı da; toplam seçmen sayısının yüzde 20’si civarında yeni kuşak seçmeni CHP karşıtlığıyla konsolide etmek neredeyse imkânsız.
Buna CHP’nin 25-27 bandındaki kendi geleneksel seçmeniyle CHP karşıtlığının karşılık bulması zor olan 50 yaş altı seçmen grubunu da eklediğimizde AK Parti’nin CHP karşıtlığı üzerine oturttuğu stratejinin hiçbir pratiği kalmıyor neredeyse.
Mesela 2023 seçimlerinde oy kullanan 16,1 milyon seçmen 18-32 yaş grubundan. Bu sayı toplam seçmen içerisinde yüzde 25,2’ye tekabül ediyor.
30-48 yaş grubu seçmen sayısı ise 30,4 milyon. Toplam seçmen sayısı içerisinde yüzde 47,4’lük bir orana tekabül ediyor.
Bu veriler üzerine şunu söylemek mümkün: AK Parti’yi 2015’ten 2023 seçimlerine kadar ayakta tutan ve iktidarını korutan CHP karşıtlığı üzerine kurduğu stratejinin karşılık bulması zor olan seçmen oranı 2028’de yüzde 65,6 civarına yükselecek.
AK Parti’nin kemik seçmeni içerisindeki bu yaş gruplarını dışarda tuttuğumuzda bile en iyi ihtimalle yüzde 50’yi aşkın kitlenin CHP karşıtlığıyla konsolide edilemeyeceği anlaşılıyor.
Sadece seçmen demografisindeki bu değişim bile AK Parti’nin artık yeni bir hikâye yazması gerektiğini hatta bunun için çok geç bile kaldığını gösteriyor.
Ne var ki AK Parti iktidarı özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçildiğinden bu yana kendi yazdığı hikayeleri bile “karalayan” bir politik çizgiye evrildi.
AK Parti’yi iktidara getiren hikâyenin öznesi olan orta ve dar gelirli kesim ile esnaf, bırakın AK Parti dönemlerini AK Parti öncesi yaşanan ekonomik krizlerden daha derin bir krize itildi.
Yap-boza dönen ekonomi yönetimi, küresel ve bölgesel krizlerle yönetimsel beceriksizliğin getirdiği yükü orta ve dar gelirli kesimle esnafın sırtına yükledi.
AK Parti’yi 2002’de iktidara taşıyan 2023’e kadar da iktidarda tutan oy hinterlandını nefessiz bıraktı.
Peki buradan döner mi?
Buradan döner dönmesine de; dönebilmesi için kabineden, bürokrasiden, parti genel merkezinden ve teşkilatlardan çok kelle alması gerekiyor sayın Erdoğan’ın.
Kimi kabine üyeleri AK Parti ve sayın Erdoğan’ı iktidara taşıyan ve iktidarda tutan dominasyonun ana omurgasını oluşturan orta ve dar gelirli kesimle esnafı seçkinlerin masasına meze etti.
Mübalağasız pandemi sonrasından bu yana sayın Erdoğan’ın “fırsatçılara izin vermeyeceğiz, vatandaşımızı fahiş fiyat terörüne ezdirmeyeceğiz” açıklamalarının tamamı havada kaldı. Hiçbir önlem alınmadı.
Gıda dahil temel ihtiyaç ürünlerinde fiyat gerçekliğini kaybetti ülke.
Bunlara bir de yeniden hortlayan ve vatandaşı adeta haraca bağlayan bürokratik oligarşiyi ekleyince iş iyice çığırından çıktı.
Teşkilatlar deseniz evlere şenlik.
İstisnalar bir tarafa; il ve ilçe teşkilatları tepeden tırnağa yozlaşmış.
Ne bir dava bilinci var ne topluma dokunacak samimiyet.
Üzülerek ifade ediyorum ki; çoğu teşkilat yöneticileri kamu kaynakları üzerinde hesap kitap yapmaktan, dosya kovalamaktan ve buradan yazmaya hicap duyduğum “meşguliyetlerinden” ötürü rutin teşkilat çalışmalarını bile yürütemez halde.
Hemen her gün yüzleştiğimiz bu tablo ortadayken “bu iş buradan döner” demek sadece şakşakçılık olur.